Rojavalı çocuklar sanat ve ana dilleriyle geleceklerini inşa ediyor

Kuzey ve Doğu Suriye’de çocuklar ana dillerini öğrenirken, sanatla da ilgileniyor. Qamişlolu kız kardeşler Hîvro ve Nûdem de Kürtçe eğitimlerinin yanı sıra resim ve kemanla ilgilenerek kültürlerini yaşatıyor.

SORGUL ŞÊXO

Qamişlo – Kürt halkı 200 yılı aşkın süredir imha saldırılarıyla karşı karşıya. Bunca katliam, soykırım, Enfal, kent ve köylerin yakılması ve tüm insanlık suçlarına rağmen Kürtler ayakta kalmaya devam ediyor. Bugünün nesilleri sanat, kültür, aydınlanma, ekonomi, dil ve tüm alanlarda Kürt kimliğini her zaman canlı tutmak için çaba gösteriyor; canlı tutmanın ötesinde bunun yasa ve yönetmeliklerde de güvence altına alınmasını istiyor.

Kuzey ve Doğu Suriye’de devrim sürecinde dünyaya gelen çocuklar, önceki kuşaklardan farklı bir ortamda büyüyor. Bu çocuklar, aileleri içinde ana dillerini konuşmaktan korkmadıkları gibi okullarda da Kürtçe konuşma ve Kürtçe şarkılar söyleme yasağıyla karşı karşıya kalmıyor. Kürt kimliğinin ve kültürünün daha özgür yaşatıldığı bir ortamda büyüyen bu çocuklar, kendi dillerini ve kültürlerini öğrenerek yetişiyor.

İki kardeş Kürt kültürünü yaşatmaya katkı sunuyor

İki kız kardeş Hîvro ve Nûdem Eyûb, Kürdistan topraklarında büyürken özgürlük duygusunu da çocukluklarından itibaren içlerinde taşıdı. Bugün de bu duyguyla yaşayan iki kardeş, ülkedeki siyasi ve güvenlik koşulları değişse de meşru haklarını talep etmeyi sürdürüyor. Hîvro ve Nûdem, Kürtçe eğitim alırken, boş zamanlarını da Kürt kültürünü yaşatmaya katkı sunan sanatları öğrenerek değerlendiriyor.

‘Herkesin kendi ana dilinde eğitim görmesini istiyoruz’

11 yaşındaki Nûdem, ilkokul 5. sınıfta eğitim görüyor. Okulunun yanı sıra üç yıldır keman eğitimi alan Nûdem, dokuz yıldır yeni bir müzisyen kuşağı yetiştirmek amacıyla çalışmalarını sürdüren Rojava Orkestrası’nda da yer alıyor. Ana dilini okul öncesinden bu yana öğrendiğini kaydeden Nûdem, “Benim için ana dili öğrenmek zor değil, çünkü her zaman Kürtçe konuşmayı öğrendik. Güzel olan, evde de okulda da Kürtçe konuşmamız. Herkesin kendi ana dilinde eğitim görmesini istiyoruz. Dil için savaş çıkmasını istemiyorum. Herkes kendi dilinde okuyabilsin” dedi.

Kürt kemancı Nûdem, Kürtçe öğrenmenin yanı sıra müzikle de ilgilenerek Kürt kültürünün yaşatılmasına katkı sunmaya çalıştığını belirtti. Kemanla tanışma sürecini anlatan Nûdem, “Ben eskiden beri kemanı seviyordum. Annem de keman eğitimi almamı önerdi. ‘Önce deneyeyim’ dedim ve çalmaya başladığımda çok sevdim. Keman öğrenmeye başlayan herkes onu çok sever. Okuldan döndükten sonra keman eğitimime de gidiyorum. Dinleyen ve dikkatli olanlar çabuk öğrenir” ifadelerinde bulundu.

‘Kendi dilimizde şarkılar söylüyor ve müzik besteleri çalıyoruz’

Nûdem, yalnızca Kurmancî besteler çaldıklarını belirterek, “Biz yalnızca Kurmancî besteler çalıyoruz. Keman benim arkadaşım ve onu çok seviyorum. Ayrıca Doz Grubu’nda da şarkılar söylüyoruz. Konserler de güzel anlar, çünkü kendi dilimizde şarkılar söylüyor ve müzik besteleri çalıyoruz. En güzeli de yalnız olmamam, arkadaşlarımın da yanımda olması. Kürt dili bizim varlığımızdır” dedi.

Ana dilinde eğitim gören, konserlere katılan ve şarkılar söyleyen Nûdem, gelecekte doktor olmak istediğine vurgu yaparak, “Keman öğreniyorum ama büyüdüğümde tıp bölümünde okumak ve hastaları tedavi eden bir doktor olmak istiyorum” diye ekledi.

Nûdem ayrıca günde 30 dakika telefon kullandıklarını belirterek, telefonun zararlarına ilişkin, “Annem bize en fazla 30 dakika ya da bir saat telefon veriyor. Telefonun tehlikesi gözleri ağrıtması ve görmeyi azaltmasıdır. Telefon çocuklara birçok kötü şeyi öğretiyor. Biz telefonla müzik aletleri ve kültür hakkında araştırma yapıyor, bunları takip ediyoruz. Bu nedenle çocuklar telefonu az kullanmalı, çünkü gözlere zarar veriyor” diye belirtti. Sözlerinin sonunda Kürt dilinin varlığına vurgu yapan Nûdem, dili kendi varlığı ve annesi olarak tanımladı.

Büyük bir ressam olmak istiyor

Hîvro da 10 yaşında ve dördüncü sınıfta okuyor, ancak yaşamında kendisi için farklı bir yol seçmiş; o da büyük bir ressam olmak istiyor. Çizdiği resimlerden bahseden Hîvro, “En çok meyve resimleri çizmeyi seviyorum, bu nedenle yaptığım resimlerin çoğu böyle. Okuldan sonra saat 18.00’de resim kursuna da gidiyorum. Mahallede birçok çocuk var, birlikte resim çiziyor ve birbirimize gösteriyoruz. Sadece bununla kalmıyor, resimlerimizi nasıl daha güzel çizebileceğimizi de tartışıyoruz” şeklinde konuştu.

Geleceğe ilişkin hayallerini de paylaşan Hîvro, “Büyüdüğümde büyük bir ressam olmak istiyorum. Resimleri kağıt üzerinde başarılı bir şekilde çizebildiğimde, o zaman tuval üzerine çizmeye de başlayacağım” şeklinde konuştu.