Kamer Şelgin: BM ile yapılan görüşme ihlalleri belgelemek açısından önemli

Suriyeli kadın örgütlerinin BM Genel Sekreteri ile görüşmesinin Süveyda’daki kadınların sesini duyurmak ve ihlalleri belgelemek açısından önemli bir fırsat olduğunu belirten Avukat Kamer Şelgin, kadınların siyasi katılımı ve adalet hakkına dikkat çekti.

ROCHELLE JUNİOR 

Süveyda- Suriyeli kadın örgütlerinin yaklaşık bir ay önce Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ile gerçekleştirdiği görüşme, özellikle Temmuz 2025’te Süveyda’da yaşanan olaylar sırasında kadınlara yönelik ihlallerin belgelenmesi amacıyla yürütülen çalışmaların devamı niteliğinde. Görüşme kapsamında, ihlallerin belgelenmesi, delil ve tanık ifadelerinin toplanması, mağdurların seslerinin uluslararası kurumlara ulaştırılması ve kadınların korunmasının yanı sıra, kendilerine karşı işlenen suçlardan sorumlu olanların hesap vermesi yönündeki taleplerin uluslararası kamuoyuna taşınması hedefleniyor.

‘BM ile görüşme önemli bir adım’

Bu kapsamda Avukat Kamer Şelgin, Süveyda’dan bir kadın örgütünün görüşmede yer almasının, bölgedeki kadınların ve Dürzi toplumunun sesini duyurmak, kadınların saldırılar sırasında maruz kaldığı ihlallerin boyutunu uluslararası kamuoyuna aktarmak ve insan hakları dosyasının görmezden gelinmesinin ya da siyasi amaçlarla kullanılmasının önüne geçmek açısından önemli bir adım olduğunu belirtti. Kadın örgütlerinin görüşmeye katılımının tek başına atılmış bir adım olmadığını vurgulayan Kamer Şelgin, bunun rejimin devrilmesinden bu yana yaşanan ihlallere ilişkin yürütülen belgeleme ve raporlama çalışmalarının bir sonucu olduğunu ifade etti.

Yaşananlar ilk ağızdan dinlendi

Kadınların sivil ve siyasi yaşama katılımının uluslararası sözleşmeler ve Birleşmiş Milletler kararlarıyla güvence altına alınmış temel bir hak olduğuna dikkat çeken Kamer Şelgin, özellikle Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 25. maddesi ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kadın, barış ve güvenlik gündemine ilişkin 1325 sayılı kararına vurgu yaptı.

İhlalleri ve kadınların maruz kaldığı dışlanmayı belgeleyen raporların uluslararası kurumlara ulaştırılmasının ardından Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ile görüşmenin gerekli hale geldiğini belirten Kamer Şelgin, görüşmede kadınların mevcut durumunun ve uluslararası yükümlülüklerle ne ölçüde örtüştüğünün ele alındığını söyledi. Kamer Şelgin, kadınların sivil ve siyasi yaşamda, adalet süreçlerinde ve karar alma mekanizmalarında gerçek anlamda yer almasının öneminin de vurgulandığını ifade etti. Görüşmede, aralarında Süveyda’dan bir kadın örgütünün de bulunduğu çeşitli örgütlerin yer aldığını belirten Kamer Şelgin, bölgeden bir temsilcinin görüşmede bulunmasının gerekli olduğunu vurguladı. Kamer Şelgin, ihlalleri, katliamları ve imha kampanyasını bizzat yaşayan kişilerin, yaşananları olaylardan uzakta bulunan kişilere kıyasla daha doğru ve ayrıntılı aktarabileceğini sözlerine ekledi.

‘Suçların belgelenmesi için çalışıyoruz’

Kamer Şelgin, sözlerine şöyle devam etti:

“Temmuz 2025’te Süveyda’da yaşanan saldırılara tanıklık eden kadınlar ve kadın örgütleri, olayların ayrıntılarını aktarma ve mağdurların tanıklıklarını uluslararası kurumlara ulaştırma konusunda en yetkin kişiler. Yaşananların doğrudan tanıklar tarafından aktarılması, olaylardan uzaktaki kaynaklar aracılığıyla aktarılmasından farklıdır. Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 25. maddesi kamusal yaşama katılım hakkını güvence altına alıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1325 sayılı kararı ise kadınların barış ve güvenlik meselelerindeki rolünü vurgulayan, kadınların karar alma, adalet ve barış süreçlerine ilişkin mekanizmalara dahil edilmesini öngören uluslararası bir çerçeve oluşturuyor. Bu görüşmenin önemi, özellikle kadınların dışlandığı ya da yalnızca sembolik biçimde temsil edildiğine ilişkin raporların gündeme gelmesinin ardından bu ilkelerin yeniden vurgulanmasında yatıyor. Bu nedenle kadınların mevcut durumunun ve gerçekten temsil edilip edilmediklerinin değerlendirilmesi gerekiyor.

Belgeleme çalışmalarına Süveyda’dan kişilerin yanı sıra farklı ülkelerde yaşayan Dürzi toplumu ve yurtdışındaki örgütler de katılıyor. Suçların mümkün olan en kısa sürede ve uluslararası hukuk standartlarına uygun biçimde belgelenmesi için çalışıyoruz. Delillerin belgelenmesi başlı başına bir amaç değil. Bu, mağdurların korunmasını talep etme sürecinin ilk adımı. Suçların gerçekleştiği kanıtlanmadan mağdurların korunmasını talep etmek mümkün değil. Süveyda’ya ilişkin oluşturulan özel belgeleme komitesi de kadınlara yönelik cinsel şiddet, kaçırma ve çeşitli suçların işlendiğini tespit etti.

Uluslararası hukuk, çatışma durumlarında sivillere, özellikle de kadınlara koruma sağlıyor. Bu nedenle suçların kanıtlanması ve belgelenmesi, yalnızca ihlaller hakkında konuşmakla sınırlı kalmayıp koruma ve hesap verebilirlik talep etme aşamasına geçişin temelini oluşturuyor. Süveyda’ya ilişkin Soruşturma Komisyonu raporu da kadınlara yönelik cinsel şiddet ve kaçırma vakaları dahil olmak üzere çeşitli ihlallerin yaşandığını doğruladı. Raporda, söz konusu ihlallerin savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar kapsamında değerlendirildiğine dikkat çekiliyor. Bazı kişilerin bu suçları hala inkar etmesini şaşırtıcı buluyorum. Yaşananlar münferit suçlara ya da birbirinden bağımsız olaylara indirgenemez. Aksine, imha kampanyası sırasında gerçekleşen süreklilik arz eden bir suç ve ihlal örüntüsü söz konusu. 72 saati aşmayan bir süre içerisinde çok sayıda ihlal kaydedildi.”

‘Belgeleme adalete erişimi kolaylaştırabilir’

Avukat Kamer Şelgin, Süveyda’da yaşanan ihlallerin belgelenmesi ve uluslararası standartlara uygun biçimde kanıtlanmasının, dosyaların Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi veya uluslararası mahkemelere taşınmasının önünü açabileceğini belirtti. Kamer Şelgin, bunun en ağır ihlallere maruz kalan mağdurların adalete erişimini sağlayabileceğini söyledi. Önümüzdeki dönemde Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi ile görüşmelerin sürdürülmesi gerektiğini belirten Kamer Şelgin, ihlallerin belirli veriler ve uluslararası hukuk standartları doğrultusunda belgelenmesinin önemine dikkat çekti. Kamer Şelgin, uluslararası alanda gerekli iradenin oluşması halinde hazırlanan dosyaların Güvenlik Konseyi veya uluslararası mahkemelere taşınabileceğini ifade etti. Görüşmeye katılan kadın örgütünün Süveyda’daki dosyayı ilk günden bu yana takip ettiğini sözlerine ekleyen Kamer Şelgin, uluslararası örgütlerle iletişim kurduğunu ve çeşitli ihlalleri belgelediğini belirtti. Kamer Şelgin, bu çalışmaların, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ile gerçekleştirilen görüşmeye ulaşılmasını sağlayan ilk adımlardan biri olduğunu dile getirdi.

‘Kadınların güvenlikleri amaçlandı’

Birleşmiş Milletler’in kadın örgütleri ve sivil toplumun çalışmalarından bağımsız hareket etmediğini belirten Kamer Şelgin, somut sonuçlara ulaşılabilmesi için kadınların taleplerini dile getirmeyi ve çalışmalarını sürdürmeyi devam etmesinin gerekli olduğunu vurguladı. Kadın haklarının yalnızca belirli bir azınlık ya da bölgeyle sınırlı olmadığını, farklı toplumlarda yaşayan tüm kadınları ilgilendirdiğini ifade eden Kamer Şelgin, özellikle çatışma dönemlerinde kadınların şiddete en fazla maruz kalan gruplar arasında yer aldığını söyledi.

Saldırılar sırasında tecavüze maruz kalan kadınlara ilişkin belgelenen tanıklıklara da değinen Kamer Şelgin, her mağdurun yaşadığı olayın belgelendiğini, hukuki süreç ve ilgili prosedürler hakkında kendilerine bilgi verildiğini belirtti. Mağdurların korunması için gerekli önlemlerin alındığını ve verilerin şifrelendiğini aktaran Kamer Şelgin, belgeleri hazırlayan kişilerin ve mağdurların bilgilerinin herhangi bir riskle karşı karşıya kalmasını önlemeyi, verilerin gizliliğini ve mağdurların güvenliğini sağlamayı amaçladıklarını ifade etti.

‘Kadına yönelik suçlarda cezalar attırılmalı’

Suriye hukukundaki boşluklara ilişkin ise mevcut hukuki çerçevenin geriye gittiğini belirten Kamer Şelgin, öncelikli taleplerinin kadınları koruyabilecek mevcut yasaların etkin biçimde uygulanması olduğunu söyledi. Suriye hukukunda tacizi açıkça suç sayan bir düzenlemenin hala bulunmadığına dikkat çeken Kamer Şelgin, kadınlara yönelik suçlarda cezaların ağırlaştırılması ve son dönemde artan saldırılar karşısında caydırıcı yaptırımların uygulanması gerektiğini vurguladı.

Kamer Şelgin, “Kadın haklarının önceliklendirildiği, kadınlara yönelik şiddetin geride bırakıldığı ve toplumun tamamını, özellikle kadınları kapsayan gerçek bir iyileşme programının hayata geçirildiği bir döneme ulaşmayı umuyorum. Çünkü kadının iyileşmesi, toplumun bütününün iyileşmesi anlamına geliyor” diyerek sözlerini tamamladı.