Güzellik uğruna ömür boyu süren işkence: Lotus ayaklar

Çin'de yüzyıllar boyunca güzellik ve statü sembolü sayılan ayak bağlama geleneği, milyonlarca kız çocuğunun hayatını değiştirdi. Çocuk yaşta başlayan uygulama, kadınların ayaklarını kalıcı olarak deforme ederken, geriye ise acı dolu bir miras bıraktı.

Haber Merkezi- Bir dönem Çin'de küçük ayaklar, güzelliğin ve yüksek sosyal statünün simgesi olarak görülüyordu. Bu anlayış, milyonlarca kız çocuğunun henüz beş yaşındayken ayaklarının bağlanmasına ve ömür boyu sürecek sağlık sorunları yaşamasına neden oldu.

Anlatımlara göre gelenek, 10. yüzyılda ayaklarını hilal biçiminde bağlayarak dans eden saray dansçısı Yao Niang'dan ilham aldı. Önce saray çevresinde başlayan bu uygulama, zamanla aristokrat aileler arasında yaygınlaştı ve sonunda toplumun büyük bölümüne yayıldı.

19. yüzyıla gelindiğinde Çinli kadınların yaklaşık yüzde 40'ının ayakları bağlıydı. Özellikle üst sınıfta küçük ayaklar, iyi bir evlilik yapmanın en önemli şartlarından biri olarak görülüyordu. "Altın nilüfer" adı verilen yaklaşık 11 santimetreden kısa ayaklar en değerli kabul edilirken, daha büyük ayaklara sahip kadınların evlilik şansı oldukça düşük sayılıyordu.

Beş yaşında çocukların parmakları kırılıyordu

Ayak bağlama işlemi kız çocukları henüz beş yaşındayken başlıyordu. Önce ayaklar bitkisel karışımlarla yumuşatılıyor, ardından başparmak dahil tüm parmaklar kırılarak ayağın altına doğru bükülüyor ve sıkıca sarılıyordu. Ayağın bu şekli koruması için çocuklara yıllarca çok küçük ve sert ayakkabılar giydiriliyordu. Sonuçta kadınlar yaşamlarının geri kalanında yürümekte zorlanıyor, çoğu zaman sürekli ağrı çekiyordu.

Yıllarca gizlice sürdü

Uygulama 1912 yılında resmen yasaklansa da bazı bölgelerde yıllarca gizlice sürdü. Çin'de 1949 yılında Mao Zedong döneminde tamamen sona erdirildi.

Bugün bu geleneği yaşamış kadınlardan yalnızca çok azı hayatta. Nesli tükenmek üzere olan "lotus ayaklı kadınlar" acı içinde hayatlarının son demlerinde.