Güney Kürdistan’da sekiz ayda 48 kadın katledildi: Yasalar kadınları korumuyor

Dabin Demokrasi ve İnsan Haklarını Geliştirme Örgütü Başkanı Dilsôz Zengene; yasaların zayıf uygulanması, faillere caydırıcı cezaların verilmemesi ve bazı ilgili kesimlerin davalara müdahale etmesinin kadın katliamlarının sürmesine neden olduğunu belirtti

Silêmanî- Güney Kürdistan’da kadın katliamlarının artarak sürmesi ciddi endişelere ve tepkilere neden oluyor.

Birçok durumda yanlış toplumsal anlayış, yasaların uygulanmasındaki zayıflık ve faillere caydırıcı cezaların verilmemesi kadınların hayatına mal oluyor. 2026’nın ilk sekiz ayında Güney Kürdistan’da 48 kadın katledildi; bu istatistik, kadınların yasal olarak korunmasının ve faillere adil cezalar verilmesinin gerekliliğini bir kez daha ortaya koyuyor.

‘Kadın katliamları toplumsal farkındalıkla azalır, faillerin korunmasıyla değil’

Dabin Demokrasi ve İnsan Haklarını Geliştirme Örgütü Başkanı ve kadın hakları aktivisti Dilsôz Zengene, Güney Kürdistan’da kadınların cinsiyetlerinden dolayı katledildiğini belirterek şunları söyledi: "Bu yılın 8 ayında 48 kadın katledildi. Bu durum Güney Kürdistan’da kadın katliamlarının her geçen gün arttığını gösteriyor. Kadınlar varlıklarını kanıtlamak istedikleri için öldürülüyor. Örgütler olarak kadın katliamlarını azaltmak ve ortadan kaldırmak için çabalasak da bu vakalar artmaya devam ediyor. Ayrıca radikal bir çözümümüz de yok. Kadınlar henüz temel ve yasal haklarını yeterince bilmiyor; sahip oldukları en temel hak olan yaşam hakkı bile kendilerine tanınmıyor. Bu nedenle kadın haklarıyla ilgili kurumlar yasalara uymuyor, yasalar sadece kağıt üzerinde kalıyor. Kadın cinayeti davalarında faillerin cezalandırılmasına yönelik sağlam bir sistem de bulunmuyor."

‘Cezasızlık kadın katliamlarını artırıyor’

Kadın katillerine mahkemeler tarafından kolaylık sağlandığını, ağır cezaların olmamasının ve aşiret uzlaşılarının kadın katliamlarını artırdığını vurgulayan Dilsôz Zengene, "Kadın katliamlarına karşı yasalar ağırlaştırılmalıdır. Irak’ın güneyinde çocukların küçük yaşta evlendirilmesine yol açan Caferi Medenesi (Caferi Aile Yasası) var. Bu yasa kadınların göç etmesine neden oldu; anneler çocuklarını koruyabilmek için onlarla birlikte yurt dışına kaçıyor. Çocuklar babaları tarafından geri alındığında ise güvende olmuyor, birçoğu zorla babalarıyla yaşamaya mecbur bırakılıyor. Bu durumun Kürdistan Bölgesi’ne de sıçrama ihtimali var" dedi.

Güney Kürdistan’da Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Yasası ve Sosyal Medyanın Kötüye Kullanımı Yasası’nın bulunduğunu hatırlatan Dilsôz Zengene, mahkemelerin kadına yönelik şiddet vakalarında kararları daha kararlı bir şekilde uygulaması gerektiğini söyledi. Dilsôz Zengene, "Mahkemelerde kadın cinayetleri ve şiddet davalarının üzeri örtülmemelidir. Birçok cinayet vakasında failler bazı yetkililerin gölgesinde saklanıyor. İlgili kurumların veya bazı yetkililerin failleri koruması yerine, bu davalar mahkemelerde hak ettiği cezayı bulmalıdır. Çünkü bir kadın katiline caydırıcı ve ağır yasal cezalar verildiğinde şiddet ve katliamlar azalacaktır. Aksi takdirde cinayetler ve toplumsal sorunlar artarak devam eder" diye konuştu.

‘Kadın katliamlarını önleyelim’

Dilsôz Zengene konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "188 İttifakı üyesiyiz ve 8 Mart Ağı bünyesinde kadın katliamlarını ortadan kaldırmak için çabalıyoruz. Ayrıca ‘Kadınların İntihar ve Kendini Yakmasına Karşı Kampanya’ başlığı altında yürütülen çalışmayla kadın katliamlarını teşhir etmeyi ve kadınları maruz kaldıkları şiddet konusunda bilinçlendirmeyi hedefliyoruz. Çoğu zaman çocuklar bu katliamların mağduru oluyor. Tüm yurttaşların kampanyamıza destek vermesini ve kadın katliamlarını engellemeyi umuyoruz."