Yapay zekayla üretilen sahte görüntüler kadınları şiddetin hedefi yapıyor
Yapay zekayla üretilen sahte görüntüler, kadınları şiddet ve toplumsal baskıyla karşı karşıya bırakıyor. Kadınlar, kendilerinin oluşturmadığı görüntüler nedeniyle yargılanırken, faillerin sorumluluğu çoğu zaman göz ardı ediliyor.
SARE POURKHAZRİ
Kirmaşan – Rojhilat Kürdistan’ın Kirmaşan kentinde yaşayan genç bir kadının yaşamı, babası ve erkek kardeşlerinin sıkı denetimi altında. Eğitimine devam etmesine izin verilmeyen genç kadın, uzun süre ısrar ettikten sonra yalnızca bir dikiş kursuna kaydolabildi. Böylesi kısıtlayıcı bir ortamda yaşayan genç kadının, bir süre önce görüntüleri kimliği belirsiz bir kişi tarafından değiştirilerek dijital medyada yayımlandı. Bir erkekle sarılmış halde gösterildiği sahte görüntüler, haberlerin hızla yayıldığı ve toplumsal yargıların herhangi bir araştırma yapılmadan şekillendiği Kirmaşan’da genç kadını şiddet ve baskıyla karşı karşıya bıraktı.
Yapay zeka görüntüleri yüzünden şiddete maruz kaldı
Olay hakkında bilgi sahibi olan Semira X., genç kadının babası ve erkek kardeşleri tarafından günlerce şiddete, tehdide ve psikolojik baskıya maruz kaldığını, buna rağmen hayatta kaldığını belirtti. Semira X., “Genç kadının ailesinin tepkisini tarif etmek mümkün değil. Olaydan birkaç gün sonra, görüntüdeki erkeğin kim olduğunu dahi bilmediğini defalarca söylemesine rağmen ailesi, onu evlenmeye zorlamak amacıyla fotoğraftaki kişiden şikayetçi olmaya karar verdi. Ancak görüntünün tamamen sahte olduğu, yapay zeka tarafından üretildiği ve fotoğraftaki kişinin yabancı bir oyuncu olduğu kısa sürede anlaşıldı. Bu nedenle şikayet süreci daha başlangıç aşamasında durdu” dedi.
Yapay zeka, karmaşık sorunların çözümünde ve geniş kapsamlı verilere erişimde kullanılabilen yeni teknolojilerden biri olarak değerlendirilebilir. Birçok alanda ilerlemeye ve yaşamı kolaylaştırmaya katkıda bulunabilecek bir araçtır. Geçmiş yıllarda Photoshop’un yaygınlaşmasıyla birlikte çok sayıda genç kadının görüntüsü cinsel içerikli biçimde değiştirilerek telefonlarda elden ele dolaştırıldı. Bu görüntüler çoğunlukla intikam almak ya da erkeklerin çeşitli nedenlerle kadınları aşağılamak amacıyla hazırlanıyordu. O dönemde çok sayıda kadın, hiçbir katkılarının olmadığı sahte görüntüler yüzünden aile içi şiddetin mağduru oldu. Bugün ise bu olgunun yeni bir biçimi ortaya çıktı: Yapay zeka aracılığıyla sahte video ve görüntülerin üretilmesi.
‘Her araç erkek egemenliğinin eline geçtiğinde kadınlara karşı tehlikeli oluyor’
Gazeteci Masume S., konuyla ilgili olarak şunları söyledi:
“Kadınların seslerinin ve görüntülerinin çeşitli erkekler tarafından değiştirilerek sözde itibarlarını zedelemek amacıyla yayımlandığı çok sayıda olay yaşandı. Ancak asıl sorun teknolojinin kendisi değil. Sorun, her araç ve her imkanın erkek egemenliğinin eline geçtiğinde kadınlara karşı tehlikeli bir silaha dönüşmesidir. Aslında erkek egemenliğinin doğası, önce temelsiz kavramları neredeyse kutsal bir seviyeye yükselten zeminler oluşturmaktır. Bu kavramların akılcı hiçbir dayanağı yoktur, ancak toplumun zihnine öyle yerleşirler ki insanların değerini ölçen ölçütlere dönüşürler.
Örneğin erkeklere sürekli, ‘namusları’ olarak gördükleri kadınların görüntülerinin hiçbir yerde yayımlanmaması gerektiği telkin edilir. Ancak erkek egemenliğini benimseyen aynı kişiler, uygulamada bu kavramı intikam almak ve karşıtlarını bastırmak için kullanır. ‘Namusu' korumayı ve kadınların görüntülerini gizli tutmayı sürekli vurgulayan kişiler, öfkelendiklerinde ya da rekabet içine girdiklerinde bütün iddialarına rağmen kadınların görüntülerini ve isimlerini yayımlar. Bunları başkalarını aşağılamak, tehdit etmek veya ortadan kaldırmak için kullanırlar.”
Toplumsal baskılar nedeniyle kadınlar intihara sürüklendi
Son yıllarda çok sayıda kadın, eski eşleri, kendileriyle evlenmek isteyen erkekler ya da toplumdaki diğer erkekler tarafından sahte görüntüler aracılığıyla yürütülen intikam saldırılarının kurbanı oldu. Bu şiddetin belirgin örneklerinden biri, bu yılın Haziran-Temmuz ayında Loristan’da yaşanan olaydı. Bir Telegram kanalında 200’den fazla kadının özel görüntülerinin yayımlanması toplumda büyük bir şok yarattı. Yapay zeka ve diğer görüntü değiştirme teknolojileri kullanılarak hazırlanan bu görüntülerin gerçekle hiçbir ilgisi yoktu. Buna rağmen sonuçları son derece gerçek ve acı vericiydi. Ailelerinden ve toplumdan gelen baskılarla karşılaşan birkaç kadın intihara sürüklendi. Sonunda söz konusu kanalın üç ana yöneticisinin de erkek olduğu ortaya çıktı.
Devlet ilk kadını suçluyor
Geçen yıl görüntüleri eski nişanlısı tarafından değiştirilerek yayımlanan Roksana S., “Benim adımla bir Instagram hesabı açmış ve yüzümü yarı çıplak kadınların görüntülerine yerleştirmişti. Bunu onun yaptığından emindim, çünkü gerçek görüntülerime erişimi olan tek kişi oydu. Neyse ki ailem bana destek oldu, ancak uzun süre çevremdeki insanlardan korktuğum için evden bile çıkamadım. Şikayette bulunduğumuzda polisin ilk tepkisi beni suçlamak oldu. Görüntülerimi neden birine verdiğimi soruyorlardı. Oysa söz konusu kişi nişanlımdı, yabancı biri değil” sözlerine dikkat çekti.
Roksana’nın anlatımına göre kendisinin olayın meydana gelmesinde hiçbir rolü yoktu. Buna rağmen çevresindekiler tarafından hemen yargılandı. Polis memuru bile onu desteklemek yerine suçladı. Oysa bu sorunun ortaya çıkmasına neden olan kişi, erkek egemenliği düşüncesini derinden benimsemiş bir erkekti. Aynı düşünce başka erkeklerde de bulunabilir. Çünkü ‘namus’ kavramı, erkek egemen zihniyet tarafından oluşturulmuş bir kavramdır. Ancak bu anlayışta kadın her zaman asıl kışkırtıcı olarak görüldüğü için suçlanan da kadın olur.
Kadınlar resmi fotoğraflarını bile yayınlamaktan korkuyor
Bu nedenle söz konusu döngüde yaşananlar, köklü bir anlayışın yeniden üretilmesinden ibarettir. Kadın, hiçbir suçu olmadığı halde bir anda sanık konumuna düşürülür; yargılanmanın, suçlanmanın ve hatta cezalandırılmanın yükünü omuzlamak zorunda kalır. Bu durum, erkek egemenliğinin kadınlara baskı uygulamak ve onları kısıtlamalar, kendini sansürleme ve sürekli korku içinde yaşamaya zorlamak için her fırsatı nasıl kullandığını gösteriyor. Çok sayıda kadın, bu tür haberleri duyduğunda en resmi görüntülerini bile yayımlamaktan kaçınıyor. Çünkü kadın düşmanı bir bakış açısına sahip bir erkeğin kendilerini hedef alabileceğini, görüntülerini değiştirebileceğini ve yalnızca güvenliklerini değil, yaşamlarını da tehdit edebilecek bir içerik üretebileceğini biliyorlar.