Rûksen Mihemed: YPJ, iki tabur olarak kabul edildi, ancak pratikte hiçbir adım atılmadı

YPJ’nin resmi olarak tanınmasının geciktirilmesinin kadın haklarının göz ardı edilmesi anlamına geldiğini belirten YPJ Sözcüsü Rûksen Mihemed, Suriye geçici yönetimine kadınların statüsünü ve haklarını güvence altına alma çağrısında bulundu.

AVRÎN NAVDAR

Hesekê – Suriye’de yaşanan siyasi ve askeri değişimlerin ardından Kadın Savunma Birlikleri’nin (YPJ) geleceği, tartışmaların başlıca konularından biri haline geldi. İçişleri Bakanlığı ile yürütülen görüşmelere ve kadın savaşçıların özel görev birlikleri biçiminde sisteme dahil edilmesine ilişkin tartışmalara rağmen, bu birliklerin resmi statüsü, görevleri ve sorumlulukları konusunda hala birçok soru bulunuyor. Bu çerçevede YPJ’nin resmi olarak tanınması, kadın haklarının anayasal güvencelerle korunması ve kadınların askeri ve güvenlik komuta kademelerinde yer alması özel önem taşıyor. Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) Sözcüsü Rûksen Mihemed, müzakerelerdeki gelişmeler, atılan adımlar ve kadınların Suriye’nin yeni askeri ve güvenlik sistemindeki rolünün geleceği hakkındaki ajansımızın sorularını yanıtladı.

*YPJ’nin Suriye Ordusu’na katılımı kabul edilmedikten sonra İçişleri Bakanlığı ile yapılan görüşmelerde, YPJ’nin özel görev birlikleri olarak oluşturulması konusunda anlaşmaya varıldı. Bu konunun resmileştirilmesinde ne gibi gelişmeler yaşandı?

YPJ meselesi, yani genel olarak kadın meselesi, çok önemli bir konudur. YPJ, yıllardır mücadelesiyle tanınan ve birçok kazanım elde etmiş bir güçtür. Her alanda öncülük etmiş bir kadın gücü olarak YPJ büyük bir öneme sahiptir. Elbette YPJ’nin Suriye Ordusu bünyesinde kabul edilmesi gerekiyordu. Ancak YPJ’nin büyük bir savunma gücüne sahip olmasına rağmen Suriye Ordusu’na katılımı kabul edilmedi. Birkaç aydır bu temelde Suriye İçişleri Bakanlığı ile görüşmeler yürütüyoruz. Son olarak, her biri yaklaşık 400 savaşçıdan oluşan iki tabur olarak kabul edildi. Taburlardan biri Heleb vilayetine bağlı olacak ve Kobanê ile Efrîn’de konuşlanacak. Diğer tabur ise Cizîr’de, Hesekê vilayetine bağlı olacak. Bu birlik, özel görevler kapsamında bir bütün olarak yer alacak. Bu konuda onay verildi.

Bin 484 savaşçımızın sicilini İçişleri Bakanlığı’na gönderdik. İki tabur olarak kabul edilmiş olsak da henüz pratikte hiçbir adım atılmadı. Bu da bir gecikmedir. Her iki taburun da özel görevler bünyesine bir bütün olarak dahil edilmesi gerekiyor. Bu gücün kendine özgü özellikleri göz önünde bulundurulmalı. Çünkü YPJ, kendine has özelliklere ve büyük bir deneyime sahip. Katılacağı yerde kendisine önemli bir rol ve misyon verilmelidir. Her YPJ savaşçısı hem örgütsel açıdan hem de düşünsel olarak hazırdır. Bu nedenle bu gücün kendine özgü nitelikleri vardır.

*YPJ’nin tek bir tugay yerine iki ayrı birlik şeklinde kabul edilmesi nasıl değerlendirilebilir? Bu durum YPJ’nin rolünde bir değişikliğe yol açar mı?

Elbette YPJ, şu anda tugay olarak değil, özel görevler kapsamında iki tabur şeklinde kabul edildi. YPJ gücünü kanıtlamış olmasına rağmen, Suriye geçici yönetiminin kadınlara ve kadınların savunma gücüne yönelik küçümseyici ve sınırlayıcı bir yaklaşım sergilediğini söyleyebiliriz. Tabur bünyesinde yer almayan YPJ güçleri de asayiş bünyesinde görev almalı. Bunun tartışması önümüzdeki süreçte yapılmalıdır. Biz birçok kez YPJ’nin bir sayıdan ibaret olmadığını, bir düşünce ve mücadele mirası olduğunu dile getirdik. YPJ, kadın gücünü temsil ediyor. Biz düşünceye, tecrübeye ve deneyime sahip bir gücüz. Sayının fazla olması önemli değil, önemli olan kadınların temsiliyeti ile kadınların ve toplumun korunmasıdır. Halk ve kamuoyu, YPJ’nin kurulduğu günden bugüne kadar ahlaki, düşünsel ve ruhsal sorumluluğunu nasıl üstlendiğini bilmeli. Bundan sonra da bu sorumluluğu yerine getirmeye devam edecektir.

*Suriye geçici yönetiminin bu süreci geciktirmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Son olarak bin 484 savaşçımızın sicilini İçişleri Bakanlığı’na gönderdik, ancak iki hafta geçmesine rağmen henüz bir yanıt gelmedi. Doğrudur, YPJ iki tabur olarak tanımlandı, ancak bu, YPJ meselesinin sona erdiği ya da çözüme kavuştuğu anlamına gelmiyor. Hala tartışılması gereken birçok konu ve atılması gereken adım var. Görüşmeler arabulucular aracılığıyla yürütüldüğü için gecikmeler yaşanıyor. Bu süreçte Suriye geçici yönetiminin kadın meselesini ve kadın haklarını ne kadar esas aldığını takip ediyoruz.

Mevcut zihniyet, kadının varlığını, gücünü, mücadelesini ve örgütlülüğünü kabul etmiyor. Arabuluculuk olduğu sürece adımların atılması çok gecikecektir. Kadın ve YPJ meselesi temel bir konudur. Bu nedenle doğrudan YPJ komutanlığıyla görüşülmesi gerekiyor, ancak bu yapılmıyor. Bu konunun ertelenmesi ve göz ardı edilmesi, kadın haklarının görmezden gelinmesi ve kadına saygısızlık edilmesi anlamına geliyor. YPJ dosyası, kadınların varlığının temsilidir. Kadınlar kendi hakları ve gelecekleri hakkında yürütülen müzakerelere katılmazsa toplumsal bir sistemin inşası mümkün değildir. Çünkü kadın, toplumun temsilidir. Bu nedenle Suriye geçici yönetimi, YPJ meselesini doğrudan komutanlıkla görüşmelidir.

*YPJ’nin Suriye’deki statüsünün açıkça tanınması ve anayasal güvencelerle korunması için özel çalışmalar, projeler ya da farklı girişimler başlattınız mı?

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne yaklaşıyoruz. Mevcut sistemlerin kadına yönelik şiddeti sistematik biçimde uyguladığını ve kadın haklarını ihlal ettiğini görüyoruz. Bu yüz yılda kadınların yanıtı en üst düzeydedir. Kadınlar, ‘Biz bir varlığız ve kimse bizim hakkımızda karar veremez. Kendi haklarımızı ve halklarımızı kendimiz savunacağız’ diyor. YPJ de bunu kanıtladı. Kadınların hakkı, varlığı ve özgürlüğü bizim için esastır. Her bir savaşçımız kişiliğini, bilincini ve kendi varlığına sahip çıkma anlayışını derinleştiriyor; kendi haklarını ve halkının haklarını nasıl savunacağını biliyor. Kadınlar birçok alanda, her alandaki varlıklarının barışın, güvenliğin ve adaletin sürekliliğini sağlayacağını kanıtladı. Kadın hakkı vazgeçilmez bir haktır. Bu nedenle mücadelemiz her zaman devam edecektir.

Anayasalarda kadın haklarına her alanda yer verilmelidir. Örneğin Rojava Kürdistanı’nda kadınların toplumsal sözleşmesi vardı ve bu sözleşmede yeni Suriye anayasasında yararlanılabilecek birçok madde bulunuyor. Bunu savunma alanlarında da dile getirdik. Kadınların hem Suriye anayasasında hem de siyasi, hukuki, savunma ve güvenlik alanlarında yer alması gerekiyor. Bu konular kağıt üzerinde kalmamalı, hayata geçirilmelidir. Elbette bunun mücadelesini yürüteceğiz.

*Son dönemde özellikle Kobanê’de asayiş ve diğer güvenlik alanlarında kadınların komuta kademelerine atanması yönünde adımlar atıldı. Bu adımları nasıl değerlendiriyorsunuz? Ayrıca kadınlar askeri ve savunma alanlarında eşit ve etkili bir biçimde yer almazsa kurulmakta olan sistemde ne gibi eksiklikler ve sorunlar ortaya çıkar?

Elbette Kobanê’de son dönemde yapılan atamalar olumludur, ancak yeterli değildir; bunlar çok küçük adımlardır. Suriye Parlamentosu’nda kadın kotasının çok düşük olduğunu görüyoruz. Bakanlıklarda kadınlar yer almıyor, karar alma mekanizmalarında da kadınların varlığı bulunmuyor. Bu durum beraberinde tehlike getiriyor ve toplum için de bir tehdit oluşturuyor. Çünkü toplumu, kültürü ve toplumsal birlikteliği koruyan kadındır. Ancak Suriye Ordusu’nda kadınların varlığı yok, yalnızca erkekler ön planda. Güvenlik alanında da yalnızca erkekler bulunur ve kararlar sadece erkekler tarafından alınırsa bu, beraberinde büyük tehlikeler getirir. Çünkü kadının varlığını ortadan kaldırır. Kadınların sahada yer alması gerekiyor. Bu, yalnızca tek bir alanla sınırlandırılamaz. Atılan adımlar, kadının ortadan kaldırılması ve dışlanması anlamına geliyor.

Bu nedenle geçici yönetim, kadınların iradesini ve taleplerini tanımalıdır. Suriye için yeni bir sistem kurmak istiyorlarsa özellikle güvenlik ve savunma alanlarında kadınların karar verici olması gerekiyor. Çünkü Rojava Kürdistanı’nda YPJ’nin varlığı, bölgenin korunmasını ve sistemin inşa edilmesini sağladı. Bugün dünya kadınlarının örnek aldığı birçok kazanım elde edildi. Bunca mücadeleye ve kazanıma rağmen YPJ’ye yönelik yaklaşım böyleyse bu, Baas rejiminin zihniyetinin hala devam ettiği anlamına gelir. Kadın mücadelesine karşı aynı zihniyet yeniden ortaya çıkıyor. Bu zihniyet büyük bir tehlikedir ve toplumsal varlığa ve çoğulculuğa karşıdır.

Geçici yönetimin kadın haklarını güvence altına almak için imzaladığı birçok uluslararası yasa ve sözleşme bulunuyor. Bu nedenle mevcut durum bir eksiklik olarak görülmelidir. Bunun kadınların taleplerine yönelik bir saldırı olduğu bilinmelidir. Geçici yönetim, kadın meselesini yeniden ele alması ve kadınların gerçekliğini görmesi gerekiyor. Kadın meselesi, bu yüzyılda göz ardı edilemeyecek bir meseledir. Demokratik bir Suriye’nin inşası ancak kadınların varlığının gerçek anlamda tanınmasıyla mümkündür. Kadın haklarının güvence altına alınması, kadın mücadelesinin de güvence altına alınmasını sağlayacaktır.