NADA’dan Kejan Burhan’ın katledilmesine tepki

NADA, Silêmanî ’de babası olan erkek tarafından katledilen 30 yaşındaki Kejan Burhan’a ilişkin açıklama yaparak, faillerin korunmasına son verilmesini ve kadınlara yönelik şiddetle mücadelede somut adımlar atılmasını istedi.

Haber Merkezi- Güney Kürdistan’da kadınlara yönelik şiddet ve kadın katliamları endişe verici boyutlara ulaşırken, kadın örgütleri cezasızlık politikalarına ve failleri koruyan ailevi, aşiretsel ve siyasi ilişkilere tepki gösteriyor. Kadınların yaşam hakkının korunması ve faillerin yargı önünde hesap vermesi için etkili yasal düzenlemelerin uygulanması çağrıları sürüyor.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika Demokratik Kadın İttifakı (NADA), Silêmanî’de babası tarafından katledilen Kejan Burhan’a ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, kadın katliamlarının hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamayacağı vurgulanarak, kadınların yaşam hakkını güvence altına alacak mekanizmaların güçlendirilmesi istendi.

 Babası olan erkek tarafından üç kurşunla vuruldu

NADA’nın açıklamasında, 20 Ekim sabahı Silêmanî kentinde 30 yaşındaki Kejan Burhan’ın babası olan erkek tarafından üç kurşunla vurulduğu belirtildi. Ağır yaralanan Kejan’ın kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdiği aktarıldı. Açıklamada, edinilen bilgilere göre failin polise teslim olduğu ve ilk sorgusunda katliamı işlediğini kabul ettiği, olayla ilgili resmi soruşturmanın ise sürdüğü kaydedildi.

Kimi kaynakların baba ile kızı arasında daha önce anlaşmazlıklar yaşandığını öne sürdüğü belirtilen açıklamada, katliamın gerekçesi ne olursa olsun hiçbir ailevi veya toplumsal anlaşmazlığın bir insanın yaşam hakkını ortadan kaldırmayı haklı gösteremeyeceği vurgulandı. NADA, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“NADA İttifakı üyeleri olarak bu cinayeti kınıyor, kadınların ve kız çocuklarının hangi ad veya gerekçeyle olursa olsun katledilmesinin insani değerlere ve yaşam hakkına yönelik açık bir ihlal olduğunu vurguluyoruz. Bu cinayetler ahlaki, toplumsal, dinî veya hukuki hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamaz.”

 ‘Kadın özgürlüğü olmadan gerçek demokrasi olmaz’

Kadınların kişisel tercihleri nedeniyle tehdit, şiddet ve katliamlarla karşı karşıya bırakılmasının demokratik toplum anlayışıyla bağdaşmadığı belirtilen açıklamada, şöyle denildi:

“Dünyanın insan hakları, eşitlik, demokrasi, özgürlük ve barıştan söz ettiği bir çağda, kadınlar kişisel tercihleri nedeniyle hala tehdit ediliyor, şiddete maruz bırakılıyor ve katlediliyorsa demokratik ve adil bir toplumda yaşadığımızı iddia edemeyiz. Kadın özgürlüğü olmadan gerçek demokrasi, kadınların bağımsızlığı olmadan tam eşitlik, kadınların yaşam ve onur hakkı korunmadan kalıcı toplumsal barış sağlanamaz.”

 ‘Gerçek namus nerede?’

Açıklamada, kadınların yaşamına yönelik saldırıların “namus” gerekçesiyle meşrulaştırılmasına tepki gösterilerek, toplumda namus kavramının yalnızca kadın bedeni üzerinden tanımlanması eleştirildi. NADA, bu anlayışın sorgulanması gerektiğini belirterek şu soruları yöneltti:

“Toplum hala ailenin namusunu ve itibarını yalnızca kadınla ve onun bedeniyle ilişkilendiriyorsa temel bir soru sormamız gerekiyor: Namus yalnızca kadına aitse erkeğin namusu nerede? Namus bir kadını öldürerek mi korunur? Yoksa gerçek namus dürüstlükte, doğrulukta, bağlılıkta, adalette, yaşama saygıda ve kişinin kendisine ve topluma karşı sorumluluklarını yerine getirmesinde mi somutlaşır?”

Açıklamanın devamında, “Namus, bir insanın kendisini hakim ve cellat yerine koyarak yalnızca kendi isteklerine veya inançlarına uymayan bir yaşam biçimini seçtiği için kızına, kız kardeşine ya da eşine ölüm cezası vermesi değildir” ifadelerine yer verildi. Hiçbir erkeğin veya aile üyesinin herhangi bir gerekçeyle bir kadının ya da kız çocuğunun yaşamına son verme hakkı bulunmadığı vurgulanan açıklamada, hiç kimsenin hukukun üzerinde olmadığı belirtildi.

NADA, namus adı altında işlenen katliamların değerleri savunmak anlamına gelmediğini, aksine yaşam hakkının ihlali, hukukun çiğnenmesi ve toplumun dayanması gereken ahlaki ve insani ilkelere yönelik bir saldırı olduğunu ifade etti.

 Bağımsız ve şeffaf soruşturma çağrısı

NADA, başta savcılık, yargı ve güvenlik kurumları olmak üzere ilgili tüm yetkililere Kejan Burhan’ın katledilmesine ilişkin kapsamlı, bağımsız, tarafsız ve şeffaf bir soruşturma yürütme çağrısında bulundu. Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması ve kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiği belirtilen açıklamada, bu süreçte Kejan’ın ve ailesinin mahremiyetine ve insanlık onuruna saygı gösterilmesi istendi. İttifak, adaletin sağlanmasını engelleyebilecek ailevi, aşiretsel, siyasi veya toplumsal müdahalelere izin verilmemesi gerektiğini vurguladı. Suçun adil bir yargılama sonucunda sabit görülmesi halinde failin yasalar çerçevesinde cezalandırılması, namus veya geleneklerin cezai sorumluluğu hafifletmek için gerekçe olarak kullanılmaması talep edildi.

 ‘Kadınları koruyacak mekanizmalar güçlendirilmeli’

Açıklamada, kadınların ve kız çocuklarının aile içi ve toplumsal şiddetten korunması için ciddi ve etkili adımlar atılması gerektiği belirtildi. Bu kapsamda koruma mekanizmalarının etkinleştirilmesi, şikayet başvurularının alınmasını sağlayacak sistemlerin geliştirilmesi, kadın sığınma merkezlerinin yaygınlaştırılması ve hukuki ile psikolojik destek hizmetlerinin güçlendirilmesi çağrısı yapıldı.

NADA ayrıca sivil toplum örgütleri, eğitim kurumları, medya ve dini kuruluşların kadınlara yönelik şiddeti namus ve gelenekler üzerinden meşrulaştıran düşünce ve uygulamaların değiştirilmesinde sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı.

 ‘Kejan için adalet, bütün kadınlar için adalettir’

Kadın katliamlarıyla mücadelenin yalnızca faillerin cezalandırılmasıyla sınırlı kalamayacağı belirtilen açıklamada, toplumsal zihniyette köklü bir dönüşümün zorunlu olduğu ifade edildi. Eşitlik kültürünün güçlendirilmesi, eğitim ve toplumsal yetiştirme anlayışının yeniden düzenlenmesi ve yasaların etkili biçimde uygulanması gerektiğine dikkat çekilen açıklama, şu sözlerle son buldu:

“Kejan için adaletin sağlanması, yaşamı, özgürlüğü ve onuru tehdit altında olan her kadın için adaletin kazanılmasıdır.”