Logar’ın Abçakan ilçesinde yaşam: Kadınların yoksunluk, yoksulluk ve umut hikayesi
Afganistan’ın Logar vilayetindeki bir ilçede eğitim, sağlık hizmetleri ve ekonomik fırsatların yokluğu, halkın yaşamını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakıyor. Yıllardır süren yoksunluk ve izolasyona rağmen kadınlar, umudun sesi olmayı sürdürüyor.
BAHARİN LEHİB
Logar- Kabil’e bağlı Çahar Asyab ilçesinden geçerek, ülkenin en kalabalık vilayetlerinden biri olan Logar’a ulaşıyoruz. Bu vilayet, 27 Nisan 1978’deki Sevr darbesinden önce çok sayıda eğitimli kadın ve erkeğe sahipti. Ancak Sovyet karşıtı direniş savaşı sırasında, eğitimli kişileri öldürme, suikast ve zorla kaybetme yoluyla ortadan kaldırma girişimleri gerçekleşti.
Logar halkı Peştuca ve Darice konuşuyor. Afganistan’ın diğer bölgelerinde olduğu gibi, burada yaşayanlar geçimlerini hayvancılık ve tarımdan sağlıyor. Vilayet, ülkenin soğuk bölgelerinden biri olup, yer altı kaynakları bakımından da zengin. Aynak bakır madeni, Kadir Meşeng ve grafit bunlar arasında yer alıyor. Araştırmacılara göre Aynak bakır madeni, yaklaşık 800 bin kilometrekarelik alanıyla dünyanın en büyük ikinci bakır rezervlerinden biri olarak kabul ediliyor. Ancak ne yazık ki 46 yıllık istikrarsızlık boyunca bu kaynaklar sürekli olarak çeşitli yönetimler tarafından talan edildi.
İnsanlar çoğunlukla dışarı çıkmıyor
Yolculuğumuzun devamında, Pakistan sınırına yakın, vilayetin en uzak ilçelerinden biri olan Abçakan’a gittik. Bölgeye vardığımızda derin bir sessizlik hakimdi; çocuk sesleri bile duyulmuyordu. Halkın büyük bölümü hayvancılık ve tarımla uğraşsa da, çevrede sürüler bile görünmüyordu. Bunun nedenini sorduğumuzda, dağlık bölgede aç kurtların zaman zaman köylerin yakınına inerek hayvanlara ve hatta dışarıdaki çocuklara saldırdığını söylediler. Bu nedenle insanlar çoğunlukla dışarı çıkmıyor.
Fatıma Rahmet ve Mekki Rahmet’in evine gittik. İkisi de aynı aileden ve birlikte yaşıyorlardı. Abçakan’daki evler genellikle toprak ve ahşaptan yapılmış. Eve girdiğimizde Mekki bizi sıcak bir şekilde karşıladı. Bölge halkı ağırlıklı olarak Peştuca konuşuyor. Odaya oturduktan kısa bir süre sonra, uzun bir yoldan geldiğimiz için bize öğle yemeği ve çay ikram ettiler.
Mekki’nin beş oğlu ve beş kızı, Fatıma’nın ise dört kızı ve bir oğlu var. Yemek sırasında Fatıma da odaya girdi; uzun boylu, yerel kıyafetli bir kadındı. Selamlaştıktan sonra ilk sorusu eğitimli olup olmadığımızdı. Eğitimli olduğumuzu öğrenince memnuniyetle gülümsedi ve “Harika” dedi.
Fatıma şöyle konuştu:
“Bölgemizde kızlar için hiçbir imkân yok; okul yok. Sadece hamile kadınların gidebildiği bir klinik var. Diğer hastalıklar için hiçbir tedavi imkânı yok. En basit sağlık hizmetleri için bile vilayet merkezi Pul-i Alem’e gitmek zorundayız; o da ancak ailedeki erkekler izin verirse.”
Fatıma kadınlar için okulun olmadığını erkek çocukların ise sadece 8’inci sınıfa kadar okuyabildiğini belirterek, “Hepimiz eğitimsiziz ve doktor da yok. Bu yüzden Mekki 12 çocuk doğurdu, ancak bunlardan ikisi doğumdan önce hayatını kaybetti. Tüm bu sorunlar bizim bölgemizdeki eğitimsizlikten kaynaklanıyor” dedi.
‘Gençlerin çoğu yurtdışına çıkıyor’
Geçimlerini nasıl sağladıklarını sorduğumuzda Mekki şunları söyledi:
“Gençlerimizin çoğu büyük zorluklarla Suudi Arabistan’a veya Avrupa ülkelerine çalışmaya gitti. Gece gündüz çalışıp bize para gönderiyorlar ki en azından temel ihtiyaçlarımızı karşılayabilelim. Bölgemiz kışın çok soğuk, yazın ise çok sıcak.”
İçme suyu hakkında sorduğumuzda Fatıma esprili bir şekilde, “Bölgemiz o kadar da kötü değil. Yakındaki dağdan sürekli su akıyor, bu yüzden buraya Abçakan denmiş. Evlerde borular var ama günde sadece bir saat su geliyor, o yüzden depolamak zorundayız” dedi.
Konuşmanın büyük kısmını Fatıma yaptı. Neşeli ve enerjik bir kadındı; sorulara sakin ve gülümseyerek yanıt veriyordu. Şöyle devam etti:
“Ailem Pakistan’da yaşıyor. Annem, babam ve kardeşlerim orada doğdu. Yaşanan sorunlar nedeniyle altı yıldır onları görmedim. Sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıyalar ve hayatlarını bırakıp Afganistan’da yeniden başlamak onlar için çok zor.”
Abçakan ilçesindeki yaşam, yıllarca süren savaş, yoksulluk ve ilgisizliğin bu bölge insanını en temel insani haklardan mahrum bıraktığını gösteriyor. Eğitim, sağlık ve ekonomik fırsatların yokluğu, gelecek nesillerin geleceğini de ciddi şekilde tehdit ediyor.
Tüm bu zorluklara rağmen, özellikle kadınların direnci ve umudu dikkat çekiyor. Tüm sınırlamalara rağmen hâlâ gülümseyen ve hayata tutunan kadınlar, bu zor koşullar içinde yaşam mücadelesini sürdürüyor.