Le Monde’da 400’den fazla isimden çağrı: Rojava’yı savunun

Fransız Le Monde gazetesinde 400’ü aşkın tanınmış kişi, Rojava’yı savunmaya çağıran ortak bir makale yayınladı.

Haber Merkezi - Avrupa Birliği’nin Şam yönetimine 620 milyon euroluk yardım taahhüdü sürerken, 400’ü aşkın tanınmış isim Le Monde’da yayımlanan ortak makaleyle insan haklarının ekonomik ve jeopolitik çıkarlar uğruna feda edilmemesini istedi.

İmzacılar, özellikle Kobanê için insani koridorun devamı ile su ve elektriğin yeniden sağlanmasının güvence altına alınması çağrısında bulundu.

 

Yayınlanan makale şöyle:

 

Rojava (Suriye Kürdistanı) ve onun siyasal projesi, Suriye Geçiş Hükümeti (SGH) tarafından eşi benzeri görülmemiş bir askeri saldırıya maruz kalırken, şunu açıkça ifade etmek hayati önemdedir: Medya söylemlerinde sıkça sunulduğunun aksine, bugün Suriye’de yaşananlar bir topluluklar ya da dinler arası çatışma değil, Suriye’nin geleceğine dair iki farklı siyasal vizyon ve proje arasındaki karşıtlıktır.

 

Suriye Devlet Başkanı Ahmed El-Şaraa’nın hükümeti, merkeziyetçi, antidemokratik bir “Suriye Arap Cumhuriyeti”ni savunmakta; siyasal ve sendikal hakları, kadınların ve dini ile etnik azınlıkların haklarını bastırmakta ve İslam Devleti (IŞİD) örgütünün yıkıcı gücünü yeniden inşa etmeye başladığı bir barut fıçısını hazırlamaktadır. Batılı güçler bu projeyi desteklemekte; bunu yaparken de hükümetin kendi çıkarlarına tabi olmasına özen göstermekte, İsrail’in güneydeki ve Türkiye’nin kuzeydeki işgalini fiilen dokunulmaz kılmaktadır.

 

Oysa başka bir yol mümkündür: Kadınlara ve kültürel ile dini azınlıklara merkezi bir siyasal rol tanıyan, adem-i merkeziyetçi ve demokratik bir Suriye yolu. Bu yol, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi (AANES) tarafından Rojava ve Kuzey-Doğu Suriye’de yürütülen özgürleşme deneyimlerine ve Esad rejiminin totaliter yapısına ve katliamlarına karşı elli yılı aşkın direniş birikimine dayanmaktadır.

 

Son bir yıl içinde, Suriye’nin dört bir yanında kadın hakları savunucuları, ilerici güçler, Arap, Alevi ve Dürzi topluluk önderleri Ahmed El-Şaraa’nın, devrimin ilk taleplerinden uzak olan projesini reddettiklerini ve AANES modelini desteklediklerini ifade etmişlerdir.

 

Bu şiddet dalgası, 10 Mart 2025’ten bu yana AANES ve onun silahlı gücü olan Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Suriye Geçiş Hükümeti arasında yürütülen müzakerelerin ani biçimde kesilmesinin ardından başlamıştır. AANES temsilcileri, adem-i merkeziyetçi bir Suriye çerçevesinde ülkenin birliğine bağlılıklarını yinelemiş olmalarına rağmen, hükümet ön anlaşmaların temel maddelerinden hiçbirinde ilerleme kaydetmemiştir: siyasal adem-i merkeziyetçilik ve bazı özgün siyasal yapıların korunması, azınlıklar için siyasal haklar, yerinden edilmiş kişilerin güvenli geri dönüşü.

 

6 Ocak’tan itibaren Suriye Geçiş Hükümeti’nin silahlı güçleri, Halep’in çoğunluğu Kürt olan Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine saldırmış, ardından doğrudan AANES topraklarına yönelik yeni bir harekât başlatmıştır. İki hafta içinde onlarca sivil saldırılarda hayatını kaybetmiş, evler ve sivil altyapı hedef alınmış, çoğunluğu Kürt olan on binlerce kişi zorla yerinden edilmiştir. Çok sayıda sivil ile kadın ve erkek savaşçı, uluslararası savaş hukukuna aykırı biçimde, İslamcı milisler tarafından soğukkanlılıkla öldürülmüş ya da başları kesilmiştir.

 

Böylece AANES güçleri ile Suriye Geçiş Hükümeti arasında topyekûn bir savaş başlamıştır. Tarihsel olarak Kürt olan Kobanê ve Cezire kantonları kuşatma altındadır. Kobanê’de elektrik, su ve internet kesilmiş, 250 bin kişinin yaşam koşulları ağır biçimde tehdit altına girmiştir. Etnik temizlik ve misilleme döngüleri riski son derece yüksektir. 20 Ocak’ta ilan edilen ateşkes geçiş hükümeti tarafından ihlal edilmiş, saldırılar sürmektedir.

 

SDG, IŞİD’e karşı mücadelede 12 binden fazla kayıp vermiş ve bu katkısı nedeniyle şimdiye kadar ABD’nin, uluslararası koalisyon çerçevesindeki desteğinden yararlanmıştır. Ancak bu destek salı günü sona ermiş, SDG bir kez daha kayıtsızlık ve ikiyüzlülük içinde yüzüstü bırakılmıştır. ABD’nin özel temsilcisi Tom Barrack, bir açıklamasında IŞİD’le mücadele sorumluluğunu Suriye hükümetine devretmiştir; oysa son günlerde yüzlerce tutuklu bu hükümetin güçleri tarafından serbest bırakılmıştır.

 

AANES’i ve Kürtleri hedef alan şiddet ne yazık ki yeni değildir. Mart [2025] ayında, eski Esad rejimi kadrolarının ayaklanması bahane edilerek, hükümet güçleri Alevi topluluklara yönelik katliamlar gerçekleştirmiş, bu saldırılar yıl boyunca sürmüştür. Temmuz ayında ise Dürzi topluluklar şiddetli saldırıların hedefi olmuştur. Etnik ve dini gruplara yönelik bu politikalar ve katliamlar, uluslararası hukuk açısından insanlığa karşı suç teşkil edebilir.

 

Aynı zamanda El-Şaraa, cihatçı savaşçıların düzenli orduya entegre edileceğini açıklamıştır. Tüm bu gelişmeler, yıkıma uğramış bir ülkede halk birlikte ve barış içinde yaşamak isterken, geçiş hükümetinin istikrarsızlığını ve gerçek siyasal niyetlerini ortaya koymaktadır.

 

Buna rağmen Avrupa Birliği, Suriye’nin yeniden inşası için Suriye hükümetine 620 milyon euroluk bir çek imzalamıştır. Bu tutum, insan haklarının ve halkların taleplerinin ekonomik ve jeopolitik çıkarlar uğruna feda edildiği bir diplomasiyi somutlaştırmaktadır. Suriye, Fransa ve diğer Batılı güçler için bir petrol kaynağı ve yeni bir pazardır. Aynı zamanda, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi soruşturma komisyonuna göre soykırımdan sorumlu olan İsrail hükümeti için de stratejik bir ortaktır; nitekim ocak ayı başında Paris’te, ABD gözetiminde bu yönde anlaşmalar yapılmıştır.

 

Yöneticilerimizin tehlikeli bir iktidarın safını seçmesini ve Kürtlere destek eylemlerini bastırmasını reddediyoruz. Kuzey-Doğu Suriye’de 19 Ocak Pazartesi günü genel seferberlik ilan edilmiş, Kürdistan’ın dört parçasından Kürtler bugün Rojava’yı, devrimin kazanımlarını ve demokratik bir Suriye ihtimalini savunmak için bölgeye akın etmiştir. Fransa’nın her yerinde parlamenter, siyasal, sendikal ve kültürel mücadelelerimizi güçlendirerek bu umudu ve Cezire ile Kobanê’de saldırıya uğrayan Kürt halkını desteklemeliyiz.

 

Uluslararası toplum, Suriye Kürtlerinin nüfusunu, haklarını ve topraklarını korumak; AANES’in sivil, siyasal ve askeri kurumlarının özerkliğini savunmak; Türkiye destekli milislerce işgal edilen bölgelerden tüm yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünü sağlamak ve Suriye’yi oluşturan tüm halkların barış içinde bir arada yaşama ve kendi kaderini tayin hakkını güvence altına almak için net bir tutum almalıdır. Birleşmiş Milletler ve üye devletler, kuşatma altındaki nüfusun ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda yardımın ulaştırılması için Kobanê kentine yönelik insani koridorun sürdürülmesini ve su ile elektriğin yeniden sağlanmasını garanti altına almalıdır.”

 

400’ü aşkın tanınmış kişinin imzasını taşıyan metnin ilk imzacıları ise şöyle:

 

Gilbert Mitterrand – Danielle Mitterrand Vakfı Başkanı

 

Olivier Faure – Seine-et-Marne milletvekili

 

Grégory Doucet – Lyon Belediye Başkanı

 

Jean-Luc Mélenchon – La Boétie Enstitüsü Eş Başkanı

 

Marine Tondelier – Hauts-de-France Bölge Konseyi Üyesi

 

Dylan Boutiflat – Sosyalist Parti Uluslararası Sekreteri

 

Marie Pochon – Drôme milletvekili

 

Mathilde Panot – Val-de-Marne milletvekili

 

Gabriel Amard – Rhône milletvekili

 

Thomas Portes – Seine-Saint-Denis milletvekili

 

Danielle Simonnet – Paris milletvekili

 

Rémi Féraud – Paris senatörü

 

Laurence Harribey – Gironde senatörü

 

Geneviève Garrigos – Paris Konseyi üyesi, eski Amnesty International yöneticisi

 

Zerrin Bataray – Avukat, Auvergne-Rhône-Alpes Bölge Konseyi üyesi

 

Hélène Conway-Mouret – Yurt dışındaki Fransızları temsilen senatör, Dışişleri ve Ulusal Savunma Komisyonu Başkan Yardımcısı

 

Cyrielle Chatelain – Isère milletvekili, Ulusal Meclis Ekolojist ve Sosyal Grup Başkanı

 

Noël Mamère – Eski Avrupa Parlamentosu üyesi ve Bègles eski belediye başkanı

 

Antoine Back – Grenoble Belediye Başkan Yardımcısı

 

Pascal Troadec – Grigny Belediye Başkan Yardımcısı

 

Anna Pic – Manche milletvekili, Sosyalist Parti Uluslararası Grup Başkanı

 

Laetitia Hamot – La Crèche Belediye Başkanı

 

Michael Löwy – CNRS emeritus araştırma direktörü

 

Barbara Glowczewski – CNRS emeritus araştırma direktörü

 

Pierre Dardot – Filozof

 

Ugo Palheta – Sosyolog, Lille Üniversitesi öğretim üyesi

 

Laurent Jeanpierre – Siyaset bilimci, Paris 1 Üniversitesi profesörü

 

Laurence De Cock – Tarihçi

 

Geneviève Azam – Ekonomist, Danielle Mitterrand Vakfı Yönetim Kurulu üyesi

 

Olivier Grojean – Paris 1 Üniversitesi öğretim üyesi

 

Hamit Bozarslan – EHESS’te araştırma direktörü

 

Engin Sustam – Paris 8 Üniversitesi öğretim üyesi

 

Alain Damasio – Yazar

 

Erik Orsenna – Yazar, Fransız Akademisi üyesi

 

Titi Robin – Müzisyen sanatçı

 

Alessandro Pignocchi – Çizgi roman yazarı

 

Élise Thiébaut – Yazar ve gazeteci

 

Laurence Thiriat – Yönetmen

 

Corinne Morel-Darleux – Yazar, Danielle Mitterrand Vakfı yöneticisi

 

Olivier Rabourdin – Oyuncu

 

Guillaume Meurice – Mizahçı ve radyo programcısı

 

Audrey Vernon – Mizahçı ve oyuncu

 

Peggy Pascal – URD (Acil Durum, Rehabilitasyon, Kalkınma) Grubu eş başkanı ve Genel Direktör Véronique de Geoffroy

 

Céline Méresse – CRID Başkanı

 

Anne Feray ve François Sauterey – MRAP eş başkanları

 

Tony Rublon – Bretagne Kürt Dostlukları Derneği Başkanı

 

Chloé Gerbier – Terres de Luttes hukukçusu

 

Murat Okundu – People’s Bridge sözcüsü

 

Eric Buchet – Experts Solidaires Başkanı

 

Gustavah Massiah – CEDETIM kurucusu, ATTAC eski başkan yardımcısı

 

Aïssa Rahmoune – FIDH Genel Sekreteri

 

Roseline Kisa, Pascal Torre – France Kurdistan eş başkanları ve Sylvie Jan – kurucu ortak

 

Les Soulèvements de la Terre …