Kürt ve Süryani kadınlar: Kadın sembol ve değerlerine el uzatanlar cezalandırılsın

PYD, Din ve İnançlar Meclisi ile Süryani Kadınlar Kurumu yöneticileri, Hesekê’deki olaylara, kadın sembol ve değerlerine dönük saldırılara sert tepki gösterdi ve faillerin cezalandırılmasını istedi.

SORGUL ŞEXO

Qamişlo– Hesekê vilayetindeki Gwêran ve Neşwa mahallelerinde çete gruplarının düzenlediği bir gösteri sırasında Kürt sembollerine hakaret ve saygısızlık yapıldı, kadın devrimcilerin resimlerine el uzatıldı. Bu saldırı sert tepkilere yol açtı.

Olayla ilgili Demokratik Birlik Partisi Eş Başkanı Eyhan Mûrad, Din ve İnançlar Meclisi üyesi Delal Xelîl ve Süryani Kadınlar Kurumu sorumlusu Corcêt Bersûm ajansımıza konuştu.

‘Bugün geçici hükümetin gözü önünde sembol ve değerlerimize saldırıyorlar’

Demokratik Birlik Partisi Eş Başkanı Eyhan Mûrad, konuşmasının başında Suriye’de yapılan anlaşmaları bozmak isteyen taraf ve güçlerden bahsederek şöyle konuştu:

“Değerlerimize, sembollerimize ve şehitlerimizin resimlerine el uzatanların Suriye’de yeri olmayacak ve projemizi boşa çıkarma çabaları başarısız olacak. Bugün Suriye geçici hükümetinin gözü önünde bize karşı bu saldırılar gerçekleşiyor. Onlar yalnızca değerlerimize saygısızlık yapmıyor; şehitlerimizi yerlerde sürüklediler, başlarını kestiler, bedenlerini parçaladılar ve işkence altında şehit oldular. Bu saldırı ve yaklaşımları kabul etmiyoruz.”

‘Bunlar aşiret saldırıları değil’

Eyhan Mûrad, mücadele ve direnişin devamına vurgu yaparak, saygısızlık ve karışıklık çıkaranların güvenlik, istikrar, birlik, kardeşlik, dayanışma ve halkların kardeşliğinin kurulmasını istemediklerini belirtti ve şöyle devam etti:

“Bugün aşiretler adına saldırılar düzenliyorlar ama bunlar aşiret saldırıları değil; çünkü burada Kürt, Arap, Türkmen, Süryani-Asuri kanı birleşmiştir. Bu saldıran grupların arkasında kim varsa iyi bilsin ki bugün onlara sırtlarını dayasalar bile halkımızın iradesini kıramayacaklar.”

‘Kadın kimliği ve özgürlüğünün anayasada tanınmamasını isteyenler boşa çıksın’

Eyhan Mûrad, geçici hükümetin kadın iradesini anayasada tamamen tanımama çabalarına dikkat çekerek, “Önder Apo diyor ki kadın özgürlüğünü yarıda bıraktı, biz de ona diyoruz ki özgürlük onun özgürlüğüyle tamamlanacak. Tüm kadınlar ayakta olmalıdır ki çete gruplarının ve güvenlik istemeyenlerin, kadın iradesi, kimliği ve özgürlüğünün demokratik anayasa ve entegrasyonda güvence altına alınması çabaları boşa çıksın” dedi.

‘Bugün hepimiz Sakine Cansız’ız’

Eyhan Mûrad, “Dünya devrim ve hareketlerinin ilk gruplarının kuruluşunda kadınlar yoktu ve yanlarına da almadılar. Ama Sakine Cansız bu hareketin kurucularından biriydi. Yıllarca hapiste kaldı ve bedeninin parçaları kesildi. İnsan haklarının korunduğu Paris’te Sakine Cansız katledildi. Ama bugün hepimiz Sakine’yiz, onun öğrencileriyiz ve alanlardaki varlığımız da eksilmeyecek; çünkü onun kanı bizde soğumamıştır” diyerek sözlerini noktaladı.

‘Zihniyet saldırıları bugün sahada pratikleşiyor’

Din ve İnançlar Meclisi üyesi Delal Xelîl, uluslararası yasa ve hakları hatırlatarak, hangi gösterinin düzenlenirse düzenlensin barışçıl ve ölçülü olması gerektiğini belirtti ve Hesekê’de Kürt değer ve sembollerine yapılan saygısızlığa tepki göstererek şöyle konuştu:

“Bugün zihniyet saldırılarıyla karşı karşıyayız ve bunların pratiği görülüyor. Ne İslam dini ne de toplumsal değerler bu saygısızlığı kabul eder. Kadın şehitlerin resimlerine yönelik saygısızlık yasal, toplumsal ölçütleri ve vahşet düzeyini de aşmıştır.”

‘Sakine Cansız’ın resmine el uzatan cezalandırılmalıdır’

Delal Xelîl, ilgili taraflardan belge ve görüntüleri toplamalarını talep ederek faillerin yargılanmasını istedi ve şöyle devam etti:

“Şehit Sakine’nin resmine yönelik saygısızlık ve saldırı görüntüleri çok acı verici. Onun mücadelesine saygı gösterilmelidir. Çünkü o tüm bağımsız, özgür ve gelişmiş toplumları temsil ediyor. Şehit Sakine Cansız’ın resmine el uzatanın cezalandırılmasını talep ediyoruz; çünkü toplumsal ve ahlaki değerimize el uzatıyor.”

Süryani kadınların tutumu

Süryani Kadınlar Kurumu sorumlusu Corcêt Bersûm de nefreti teşvik eden herkese ve insanların onurunu, ölülerin kutsallığını ve sembollerini ihlal eden her suça karşı tutumlarının net ve sert olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu: “Kadın şehitlerin resimlerine el uzatmak yalnızca amaç ve onurları için canlarını feda eden kadınlara karşı kabul edilemez bir eylem değil; kadınların değeri, fedakârlık ve mücadeleleri ile tüm topluma yönelik bir hakarettir.”

‘Bugünkü saldırılar daha geniş bir ihlal endişesi yaratıyor’

Corcêt Bersûm, Süryani kadınların bu saldırgan uygulamaları reddettiğini ve bunları tüm kadınlar için gerçek bir endişe kaynağı olarak gördüklerini dile getirerek, “Kadınları ve sembollerini hedef almak, kadın onur ve haklarına yönelik daha geniş bir ihlal endişesi yaratıyor. Ancak korkunun toplumumuzun üyeleri arasında bölünme veya ortak nefrete dönüşmesine izin vermeyeceğiz. Burada sevgi, hoşgörü ve dayanışmayla birleşiyoruz, tek bir aileyiz” ifadelerini kullandı.

Corcêt Bersûm, bölgenin şu anda kurumların entegrasyonunda yeni bir aşama yaşadığını ve bunu yakından takip ettiklerini belirterek şöyle konuştu:

“Bazı taraflar anlaşmazlık ve nefret ekmeye, bazı grup ve toplum kesimlerini de karalamaya çalışabilir. Bu nedenle uyanık olmalı ve bu tür eylemlere karşı sert durmalıyız.”

‘Kadınlara saygı, ortak yaşamın temellerine saygıdır’

Corcêt Bersûm, kadınlara yönelik saldırılara dikkat çekerek şöyle konuştu:

“Kadın onurunun yalnızca belirli bir grubun meselesi olmadığını, tüm toplumun meselesi olduğunu teyit ediyoruz. Şehitlere, kadın mücadelesine ve haklarına saygı, insan onuruna ve bölgede yaşadığımız ortak yaşamın temellerine saygıdır. Güvenli, çok yönlü ve demokratik bir Suriye sloganlarla elde edilmez. Kadınların ve tüm bölgenin elde ettiği farklı hak ve kazanımların korunmasıyla, saygı, eşitlik, adalet, sevgi ve barış kültürünün inşa edilmesiyle gerçekleşir.”

‘Sorumlu bir tutum ve net önlemlere ihtiyaç var’

Corcêt Bersûm konuşmasının sonunda şu çağrıyı yaptı: “Bugün ihtiyacımız olan şey sorumlu bir tutum ve net önlemlerdir. Bu da eylemlerin kınanması ve sorumluların yasa uyarınca hesap sorulmasıyla başlar. Nefret söylemlerinin tekrarlanmasını önlemek, resmi kurumların, toplumsal örgütlerin ve kadınların omuzlarındadır. Kadınları koruma, onurlarını koruma ve hiç kimsenin yasal sorumluluktan kaçamamasını güvence altına alma sorumluluğu.”