Kongra Star: Kadınların örgütlü iradesini savunmaya devam edeceğiz

‘Jin, Jiyan, Azadî’nin yıldönümünde açıklama yapan Kongra Star, “Rojava’dan Rojhilat’a, Ortadoğu’dan dünyanın dört bir yanına yayılan kadın direnişinin yanında olmaya; kadınların örgütlü iradesini savunmaya devam edeceğiz” dedi.

Haber Merkezi- Kongra Star Koordinasyonu, “Jin, Jiyan, Azadî” Devrimi’nin yıldönümünde yazılı bir açıklama yayımladı.

Devrimin beşinci yılında bir kez daha Jîna Emînî ve Şiler Resul şahsında, özgürlük yolunda yaşamını yitiren tüm şehitleri anan Kongra Star, “Onların açtığı yol, bugün Rojhilatê Kurdistanê ve İran’da kadınların ve halkların özgürlük mücadelesiyle büyümeye devam etmektedir. Şehitlerin anısına bağlı kalmanın yolu, onların özgürlük iradesini ve mücadele mirasını büyütmektir” dedi.

Kongra Star Koordinasyonu’nun açıklamasının devamında şu ifadeler yer aldı:

“Jin, Jiyan, Azadî yalnızca bir slogan değil, özgür yaşamın felsefesidir. Kadının özgürlüğünü toplumun özgürlüğünün temeline koyan bu anlayış; kadının iradesini, örgütlü gücünü ve öz savunmasını esas alarak yeni bir yaşamın mümkün olduğunu ortaya koymuştur. Bu nedenle Jin, Jiyan, Azadî bugün yalnızca Rojhilatê Kurdistanê ve İran kadınlarının değil, dünyanın dört bir yanında özgürlük arayışı içinde olan kadınların ortak mücadele diline dönüşmüştür. İran rejimi ise kadınların bu iradesine karşı baskı, tutuklama ve idam politikalarını derinleştirerek cevap vermektedir. Evin, Qerçak ve diğer cezaevlerinde direnen kadınların mücadelesi, rejimin korku siyasetine karşı özgür yaşamın sesidir. Paxşan Azîzî, Werişe Moradî,  Bita Hemmatî, Arghavan Fallahi ve idam tehdidiyle karşı karşıya bulunan tüm kadınları selamlıyor; Arezoo Rastad ve idam edilen tüm kadınların anısını mücadelemizde yaşatacağımızı belirtiyoruz. Onların direnişi bizim direnişimizdir.

Baskının artması toplumsal iradeden duyulan korkuyu gösteriyor

Kadınlara yönelik şiddet ve katliam da aynı ataerkil zihniyetin başka bir yüzüdür. Nilüfer Mecavir şahsında erkek egemen zihniyetin saldırıları sonucu yaşamını yitiren tüm kadınları anıyor, kadın katliamlarına ve kadın bedeni üzerindeki her türlü tahakküme karşı mücadelemizi büyütüyoruz. İran rejimi başta olmak üzere, dini ve ataerkil zihniyeti kadınlar ve toplum üzerinde tahakküm kurmanın aracı haline getiren tüm sistemleri reddediyoruz. İran’da son bir yılda yaşanan gelişmeler, rejimin toplumsal meşruiyet ve demokratik çözüm alanlarını genişletmek yerine daha fazla baskıya yöneldiğini göstermektedir. Kadınların yaşamına ve bedenine yönelik müdahaleler, zorunlu örtünme politikaları, kadınların örgütlenmesinin ve ifade özgürlüğünün kriminalize edilmesi, siyasi tutuklamalar ve idamların yaygınlaştırılması aynı zihniyetin birbirini tamamlayan parçalarıdır. Özellikle idam cezasının protestoculara, siyasi muhaliflere ve kadın direnişçilere karşı bir korkutma ve sindirme aracına dönüştürülmesi, rejimin halkla demokratik bir ilişki kurmak yerine zor ve şiddet üzerinden ayakta kalmaya çalıştığını göstermektedir. Fakat baskının artması rejimin güçlendiğini değil, toplumsal iradeden duyduğu korkunun büyüdüğünü göstermektedir. Kadınların yıllardır süren direnişine rağmen zorunlu örtünme politikalarını yeniden sertleştirmek, zindanları siyasi tutsaklarla doldurmak ve darağaçlarını çoğaltmak, halkın taleplerini ortadan kaldırmamakta; aksine rejim ile toplum arasındaki mesafeyi daha da derinleştirmektedir. İran’da kadınlar bütün baskılara rağmen kendi yaşamları, bedenleri ve gelecekleri üzerinde söz sahibi olma iradesinden vazgeçmemektedir. Jin, Jiyan, Azadî’nin beşinci yılında artık çok daha açık görülmektedir ki, hiçbir teokratik sistem kadınların özgürlük iradesini sonsuza kadar bastıramaz. Çünkü kadın bir kez kendi iradesinin farkına vardığında, onu yeniden itaate döndürmek mümkün değildir. İran rejiminin ve benzer tüm teokratik ve ataerkil sistemlerin karşısında yükselen esas güç de budur: örgütlenen, bilinçlenen ve kendi yaşamı üzerinde söz sahibi olmak isteyen kadın. Bu nedenle mücadelemiz yalnızca bir rejimin politikalarına karşı değildir. Mücadelemiz, kadını devletin, erkeğin, dinin ve iktidarın tahakkümünden kurtararak özgür yaşamı inşa etme mücadelesidir. Kadın özgürleşmeden toplum özgürleşemez; halkların özgürlüğü, kadınların özgürlüğünden ayrı düşünülemez. Jin, Jiyan, Azadî’nin beş yılı bir kez daha göstermiştir ki; baskı halkların iradesini kıramaz, zindanlar özgürlük düşüncesini hapsedemez, darağaçları kadınların mücadelesini durduramaz. İran halkı, özellikle de kadınlar, bütün baskılara rağmen özgürlük yürüyüşünden vazgeçmemiştir.

Demokratik toplumu ve kadınların örgütlü iradesini savunmaya devam edeceğiz

Bugün yükselen her kadın sesi, rejimin kurduğu korku duvarlarında yeni bir gedik açmaktadır. Kongra Star olarak Rojhilatê Kurdistanê’deki kadınların direnişini kendi direnişimiz biliyor; Jin, Jiyan, Azadî felsefesine, kadın devrimine ve özgür yaşam mücadelesine bağlılığımızı bir kez daha yineliyoruz. Şehitlerimizin mirasına sahip çıkacak, zindanlardaki kadınların sesi olacak, idamlara ve kadınlara yönelik her türlü baskıya karşı mücadelemizi büyüteceğiz. Rojava’dan Rojhilat’a, Ortadoğu’dan dünyanın dört bir yanına yayılan kadın direnişinin yanında olmaya; özgür yaşamı, demokratik toplumu ve kadınların örgütlü iradesini savunmaya devam edeceğiz.

Jin, Jiyan, Azadî!”