Eren Keskin: AİHM ve AYM kararlarına uyulmalı, hasta mahpuslar tahliye edilmeli

Süreç kapsamında Meclis gündemine gelmesi beklenen yasal düzenlemeleri değerlendiren avukat Eren Keskin, güven ortamının oluşması için öncelikle hasta mahpusların tahliye edilmesi ve AİHM kararlarının uygulanması gerektiğini söyledi.

ELİF AKGÜL

İstanbul- Kürt sorununun çözümü ve demokratikleşme süreci kapsamında geri dönüşlere ilişkin hukuki zemini hazırlayacak 8-10 maddelik çerçeve yasa taslağının TBMM’nin temmuz ortasındaki yaz tatiline girmesinden önce Meclis gündemine getirilmesi bekleniyor. Düzenlemenin, silah bırakan kişilerin mevcut soruşturma ve kovuşturmalarının nasıl ele alınacağını, hangi hukuki mekanizmalardan yararlanabileceklerini ve ilgili mevzuatta yapılacak değişiklikleri belirlemesi konuşulan başlıklar arasında. İktidarın, yasal altyapıyı Meclis’in tatile girmesinden önce tamamlamayı planladığı değerlendiriliyor.

Söz konusu tasarıyı insan hakları savunucusu avukat Eren Keskin ajansımıza değerlendirdi. Eren Keskin, geçtiğimiz hafta AKP Grup Başkanı Abdullah

Güler’in 'Henüz elimizde bir taslak, yasal teklif diyeceğimiz bir şey yok' dediğini hatırlatarak “Taslak yoksa önce zorunluluklar yerine getirilsin; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına uyulsun; hasta mahpuslar tahliye edilsin” değerlendirmesinde bulundu.

‘Yazılı hukuka aykırı davranan bir devlet var karşımızda’

Eren Keskin, kamuoyuna yansıyan düzenleme tartışmalarının somut bir metne dayanmadığını belirterek, uluslararası sözleşmelere uyulması çağrısını yineledi:

“Nasıl bir yasa çıkacağı hiç kimse tarafından tam olarak bilinmiyor. O nedenle elimizde yazılı bir şey yok. Ama ben şunu söylemek isterim: Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin altına imza attığı birçok sözleşme var. Örneğin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ifade ve örgütlenme özgürlüğünü garanti altına alan hükümleri var. Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti kendi imzasını sürekli ihlal ediyor. Bunun dışında yine bu sözleşmenin tarafı olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulamak zorunda. Yine Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamak zorunda. Bunları bile uygulamayan, yazılı hukuka aykırı davranan bir devlet var karşımızda.”

‘Hasta mahpusların tahliyesinin önünde hiçbir engel yok’

Yeni bir yasal düzenlemeden önce mevcut mahkeme kararlarının uygulanmasının zorunlu olduğunu kaydeden Eren Keskin, devletin güven tesis edebilmesi için öncelikle hasta tutuklu ve hükümlülere ilişkin adım atması gerektiğini vurguladı.

“Bir kere inandırıcı olmak açısından önce şunları yapması gerekir: Şu anda cezaevinde olan ve hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları bulunan herkesin serbest bırakılması gerekir. Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Can Atalay şu anda hukuksuz bir şekilde cezaevindeler. Örneğin, hasta mahpusları serbest bırakmaları için bir yasaya gerek yok. Eğer hasta mahpus hükümlüyse, adli tıbbın vereceği bir rapor ve infaz hakimliğinin kararıyla serbest bırakılabilir. Eğer hasta mahpus tutukluysa, yine rapor doğrultusunda mahkemesi tahliyesine karar verebilir. Böyle yüzlerce hasta mahpus var. İHD Cezaevi Komisyonu’nun verilerine göre 1500’ün üzerinde hasta mahpus var. Bunların büyük bir kısmının durumu ağır. Bunları bile şu ana kadar bırakmadılar; oysa önlerinde hiçbir engel yok.”

‘Güven sağlayacak bir adım hala atılmadı’

Eren Keskin, süreç kapsamında PKK davalarından yargılananlar ya da yurt dışında bulunanlara yönelik özel bir düzenleme yapılabileceğini belirtirken, güven ortamının oluşmasının ancak mevcut hukuki yükümlülüklerin yerine getirilmesiyle mümkün olacağını dile getirdi:

“Şimdi özel bir yasadan söz ediyorlar. Tabii ki özel bir yasa da çıkar. Sürece ilişkin PKK davasından yargılananların yararlanabileceği, yurt dışında bulunanların ya da çatışma bölgelerinde bulunanların gelip yararlanabilecekleri bir yasa da olabilir; ancak hem hasta mahpusları hem de tüm siyasi mahpusları kapsayacak değerlendirmelerin ve yasal düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Şu anda siyasi mahpuslar gerçekten son derece haksız bir biçimde cezaevinde yatıyorlar. O nedenle bence her şeyden önce, özel yasadan da önce AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması ve hasta mahpusların derhal serbest bırakılması gerekiyor. Zaten o zaman bir güven doğacak. Çünkü şu anda elimizde güvenebileceğimiz hiçbir şey yok. Sadece oyalamaya yönelik sözler var.”

‘Umut hakkı bir lütuf değil, hukuki bir zorunluluk’

Eren Keskin, kamuoyunda tartışılan “umut hakkı” ve Abdullah Öcalan’ın statüsüne ilişkin değerlendirmelerin de hukuki zorunluluklar çerçevesinde ele alınması gerektiğini söyledi. Hükümetin henüz somut bir taslak ortaya koymadığını hatırlatan Eren Keskin, tartışmaların sağlıklı yürüyebilmesi için önce resmi bir önerinin kamuoyu ile paylaşılması gerektiğini ifade etti:

“Mesela, umut kakkı sanki devletin bir lütfuymuş gibi konuşuluyor. Hayır, bu da zorunluluk. Türkiye bu konuda mahkûm oldu. Bu nedenle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde hem Öcalan davasında hem de birkaç başka davada daha, 25 yıldan fazla insanı cezaevinde tutuyorsan, umut hakkı yok demektir. 25 yıldan fazla cezaevinde olmak, umutsuz bir şekilde onu yatırmaya devam edersen, ‘Bu bir işkence’ diyor Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi. Düzenleme yapmak zorundasın ama bunu sanki bir lütufmuş gibi tartıştırıyorlar. Öyle değil. Hukuki bir zorunluluk bu ve doğru anlatılmıyor. Statü ise, zaten oluşmuş durumda. Zaten bu görüşmeleri Abdullah Öcalan'la yapıyorlar. Bunun için yasal düzenleme yapsalar da yapmasalar da böyle bir statü zaten oluşmuş. Ama eğer düzenlemeler de yapılırsa, gerçekten uluslararası sözleşmelere uygun davranılırsa, bu konularda çok daha rahat konuşulur. Ama boşluğa konuşuyoruz. Çünkü size bir öneriyle gelinmeli ki siz de o öneriye karşı önerilerinizi, karşı görüşlerinizi söylemelisiniz. Ama öneri yok. Daha birkaç gün önce AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, ‘Elimizde yasa taslağı diyeceğimiz bir şey yok’ dedi. Madem taslağınız daha hazır değil, o zaman zorunluluklarınızı yerine getirin. AİHM ve AYM kararlarına uyun. Hasta mahpusları bırakın. Taslağı da hazırlayın.”