DEM Parti Sözcüsü: Durağanlığı aşacak hamlelere ihtiyaç var, İmralı’nın yolu açılmalı
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”nde yaşanan durağanlığın aşılması için yeni bir yol haritasına ihtiyaç olduğunu söyleyerek, “Süreci ivmelendirecek somut adımlar atılmalı” dedi.
Ankara – Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı arasında yaptığı kapsamlı açıklamada, “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”nin tamamen tıkanmadığını ancak ciddi bir durağanlık yaşandığını söyledi. Sürecin ilerleyebilmesi için yeni girişimlere, hukuki zemine ve Meclis’in daha aktif rol üstlenmesine ihtiyaç olduğunu belirten Ayşegül Doğan, Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolünün görmezden gelinemeyeceğini ifade ederek, “Açın İmralı’nın yolunu. Sayın Öcalan toplumla doğrudan iletişim kurabilmeli” çağrısında bulundu.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan başkanlığında bugün toplandı. “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”ni değerlendiren MYK gündemine ilişkin DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, toplantı arasında basın toplantısı düzenledi.
‘Yönteme ve güvene dair sorun var’
Ortadoğu gündemi ve “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” ile hafta sonu gerçekleştirilen “Barış İçin Adım At” yürüyüşünün MYK’nin temel gündem başlıkları olduğunu belirten Ayşegül Doğan, halkın en çok merak ettiği konunun sürecin ilerleyip ilerlemediği olduğunu söyledi.
Ayşegül Doğan, toplumdaki barış talebinin güçlü olduğunu ancak güven sorunlarının sürdüğünü ifade ederek şunları söyledi:
“Bunlara olumsuz anlamlar yüklemek yerine bu seslere, milyonların bu talebine farklı farklı talepler olarak yaklaşmak yerine ortak ihtiyaç, ortak talep şeklinde yaklaşmak sorunları çözmede de ivme kazandırıcı bir etki yaratabilir diye düşünüyoruz. Mesela deniyor ki barış talebi toplumsallaşamadı. Çünkü yönteme ve güvene dair bir sorun var. Pek çok kamuoyu araştırma şirketi de bunu ortaya koyuyor. Barış talebi toplumsal bir talep zaten. Barışa öylesine çok sahip çıkıyor ki insanlar, oldukları her yerden buna ses vermek, güç vermek istiyorlar. Evet, evhamlılar, kaygılılar, endişeleri var. Çünkü Türkiye çok büyük acılar yaşadı ve yeniden bu acıların yaşanmasını hiç kimse istemiyor. Bu acıların tümden, en hakiki biçimde ortadan kaldırılması için gereken her şeyin yapılmasını istiyorlar. O yüzden hafta sonu yankılanan ses önemliydi ve bizim bu konudaki çalışmalarımız da devam edecek. Çözüm arayışlarını destekleyen sesler bunlar.”
‘Yeni bir yol ve yeni bir hamle ihtiyacı var’
“Süreç ilerliyor dedik. Ancak bir durağanlık var” diyen Ayşegül Doğan, sürecin daha hızlı ilerleyebilmesi ve belirsizliklerin giderilmesi için yeni bir çıkış yolu arandığını dile getirdi.
Ayşegül Doğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “yeni hamle” açıklamasına değinerek şöyle konuştu:
“Sürecin daha hızlı ilerlemesi için, bu belirsizliklerin giderilmesi için ortaya çıkan zorlukların bir şekilde ortadan kaldırılabilmesi için yeni bir çıkış yolu aranıyor. Yeni bir yol haritasına ilişkin de süren çalışmalar var. Şimdi bugün MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli bunu yeni bir hamle olarak ifade ediyor. Evet, bu durağan hâli ivmelendirecek yeni girişimlere ihtiyaç var. Tabii ki var. Bizler de DEM Parti olarak süreçte yeni bir aşamaya geçildiğini söylediğimiz günden beri en çok bu konuya dikkat çekiyoruz. Yani birinci aşama tamamlandı. Artık ikinci aşamaya geçtik dediğimiz andan bugüne en çok dikkat çektiğimiz konuların başında gelen yeni bir hamle ihtiyacıydı. Biz hamle olarak tanımlamadık ama bugün Sayın Bahçeli hamle olarak tanımladı. Tanımlar değişse bile aynı ihtiyaca dikkat çekiyoruz. Bu anlamda Sayın Bahçeli’nin çabasını önemli bulduğumuzu da ifade etmek isterim.”
‘Somut adımlar atılmalı’
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı “kararlılık” vurgusuna değinen Ayşegül Doğan, komisyon raporlarının ve yapılan açıklamaların kamuoyunda yeterli güven oluşturmadığını söyledi.
Ayşegül Doğan şunları kaydetti:
“Sonuç itibarıyla Sayın Cumhurbaşkanı da yakın zamanda yaptığı açıklamada kararlılık vurgusu yaptı. Yine başka önemli bir vurgu olarak stratejik değerini ifade etti. Biz de bunu ifade ediyoruz. Komisyon raporuna ve komisyon raporunun ortaya koyduğu yol haritasına dikkat çekti. Bazı risklerden bahsetti. Gizli ve açık risklerden bahsetti. Sabotajların olmaması için yapılması gerekenlere dikkat çekti. Bunlar tabii somut hâlde görünür bir şekle dönüşmediğinde kamuoyu haklı olarak şunu soruyor: Süreç tıkandı mı? Ve kaygı duyuyor. Zaten bir güven bunalımı var ne yazık ki. Bunu gidermek için o somut, süreci ivmelendirecek adımları atmak gerekiyor.”
‘Geçiş hukuku için yasal çerçeve gerekli’
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin süreç yönetimine dair bir model önerdiğini söyleyen Ayşegül Doğan, farklı siyasi partilerin de önerilerini ortaya koyması gerektiğini ifade ederek, “Geçiş hukuku için mesela bir yasal çerçeveye ihtiyaç olduğu en başından beri zaten komisyon raporu tarafından tespit edildi. Evet bir yasal çerçeveye ihtiyaç var. Adı üstünde geçiş hukuku. Bu geçiş nasıl sağlanacak? Hangi hukukla sağlanacak? Şimdi silahlarını bırakan, silahlı mücadeleden stratejik olarak vazgeçtiğini söyleyen, ancak bunun pratikte birtakım somut adımlar gerektirdiğini ifade eden bugüne kadar silahlı mücadele yürütmüş bir örgüt gerçekliğinden bahsediyoruz. Bu örgüt, lideri Sayın Öcalan’ın çağrısıyla fesih kararı aldı. Akabinde silahlarını yakarak imha ettiler. Geri dönme taleplerini ifade ettiler ve üzerinden bunca zaman geçti. Hâlâ komisyon raporuna rağmen atılmış adımlar yok. İşte bunlar süreçte kaygı yaratıyor” şeklinde konuştu.
‘Meclis aktif inisiyatif almalı’
Komisyonun kurulmasının önemli olduğunu ancak yeterli olmadığını belirten Ayşegül Doğan, Meclis’in daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini söyledi.
Ayşegül Doğan şöyle devam etti:
“Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ortak bir raporla, o rapora götüren süreçte yaptığı dinlemelerle, yine bu dinlemelere eksik de olsa siyasi partilerden oluşan bir heyetin gidip İmralı’da Sayın Öcalan’la görüşüp kendisinin de görüşlerini alıp bu komisyonun çalışmalarına dahil edilmesidir.
Sürecin bu aşamasında artık farklı siyasi partilerden oluşan bir mekanizmanın etkin bir şekilde devreye girmesi gerekiyor. Meclis bu sürecin yasa yapıcı tarafı olarak aktif bir biçimde inisiyatif almalı. Nitekim bunu Meclis Başkanı Sayın Kurtulmuş da ifade etti. Ve bugüne kadar üzerimize düşeni yaptık. Bundan sonra da yapmaya hazırız, bu konuda göreve hazırız dediler.”
‘Öcalan’ın statüsünün adı konulmalı’
Ayşegül Doğan, Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolünün tartışılmaz olduğunu belirterek, bunun kişisel bir ayrıcalık meselesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyerek, “Silahların susmasının, barışın sağlanmasının ikame edilemez en önemli aktörü, tek aktörü Sayın Öcalan. Bu bir hakikat. Dolayısıyla statü tartışması ya da Öcalan’la kurulan hukukun adının konulmasına dair yürütülen tartışmalar şahsi bir imtiyaz meselesi olarak algılanmamalı. Milyonların iradem dediği, iradesi olarak kabul ettiği; bunun için pek çok haksızlığı, hukuksuzluğu, hapsi, sürgünü, soruşturmayı, kovuşturmayı ve daha başka pek çok şeyi göze aldığı bir hakikatten bahsediyoruz” dedi.
‘Açın İmralı’nın yolunu’
Abdullah Öcalan’ın toplumla ve basınla doğrudan iletişim kurabilmesi gerektiğini vurgulayan Doğan, İmralı’ya ilişkin tartışmaların spekülatif boyuta ulaştığını söyledi.
Ayşegül Doğan şu çağrıyı yaptı:
“Diyoruz ki: Açın İmralı Ada Hapishanesi’nin yollarını. Sayın Öcalan’a doğrudan gazeteciler soru sorsun, gitmek isteyenler gitsin. ‘Kim gitti, kim gitmedi? Öyle mi oldu, böyle mi oldu?’ gibi spekülatif haberlerin biz de muhatabı olmayalım. Çünkü bazı iddialar hakikaten son derece absürt, spekülatif iddialar. Bunun tek bir yolu var. O da Sayın Öcalan’ın etkin iletişim kurabileceği koşulları oluşturmak.”
‘İmralı Heyeti’nin görüşme yapmasını bekliyoruz’
DEM Parti İmralı Heyeti’nin uzun süredir görüşme gerçekleştirmediğini belirten Ayşegül Doğan, bunun süreçte sorun olduğu algısını güçlendirdiğini vurgulayarak, “Önümüzdeki günlerde biz İmralı Heyeti’nin de İmralı’da bir görüşme yapmasını bekliyoruz” dedi.
‘Hukukla desteklenmeyen her şey yarım kalıyor’
Sürecin hukuki zemine oturtulması gerektiğini söyleyen Ayşegül Doğan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Şimdi gecikmeye, istismara müsaade edilmeden sonuç alınmalı. Riskler bertaraf edilmeli. Sabotaj ihtimalleri göz önünde bulundurularak, provokatif girişimler göz önünde bulundurularak birtakım tedbirler alınmalı dedik en başından beri. Bizim açılmaya çalışan yeni yolla ilgili tam olarak ifade etmek istediğimiz konu şu: Şimdi bir geçiş hukuku diyoruz ama bu hukuk henüz sağlanmıyor. Oysa Meclis Komisyonu raporuyla bir yol haritası ortaya koyuyor. Orada bir yol haritası var zaten. Böyle ilerlenebilir. Biz bunu ilk günden beri ifade ediyoruz. Hukukla desteklemediğiniz her şey ne yazık ki yarım kalıyor. Hukukla desteklemek gerekiyor.
Demokratik adımlarla desteklemek gerekiyor. Yol haritasından kastımız açıkça bu. Yasal çerçevenin oluşturulması ve geçiş hukukunun sağlanabilmesi artık. Biz tıkanıklık diyerek ifade etmeyi tercih etmiyoruz. Çünkü sürecin ilerlemesi için, ivmelenmesi için gerçekten çok da büyük bir çaba var ortada. Ama sürecin gereklerine dair birtakım tereddütler var. Bunları gidermek gerekiyor. Mütereddit hâl durağanlık yaratıyor. Oysa net, kararlı, cesur bir inisiyatif, bir siyasal irade, siyaset kurumunun etkin bir biçimde müdahil olması, Meclis’in aktif bir pozisyonla yasa yapıcılığını ortaya koyması, toplumun da sizlerin de bu tür sorularının, kaygılarının giderilmesine ve bizim de taleplerimizin Türkiye için, Türkiye demokrasisi için taleplerimizin karşılanması anlamına gelir.”