Anneler Nusaybin’den seslendi: Sınıra akıp savaşı durduralım
Nusaybin’de bir araya gelen anneler, “Kan dökülmesini istemiyoruz. Nereye kadar bu acılar yaşanacak. Anneler sınıra akmalı. Bu savaşı durdurmalı” dedi. Leyla Güven de Anneler Günü nedeniyle bir mektup kaleme aldı.

Haber Merkezi - Özgür Kadın Hareketi (TJA), Anneler Günü kapsamında Mardin’in Nusaybin ilçesinin Yenişehir Mahallesi’nde etkinlik gerçekleştirdi. Etkinliğe, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Pero Dündar, Dersim Dağ, Nuran İmir, Ayşe Sürücü, Barış Anneleri Meclisi üyeleri, hasta ve infazı yakılan tutukluların Adalet Nöbeti’nde olan yakınları, Diyarbakır, Mardin, Batman, Siirt ve Şırnak’tan çok sayıda anne katıldı.
Etkinlikte şiir okundu
“Heta rojên azad ava bikin, emê tekoşîna xwe bidomînin” (Özgür yaşamı kurana kadar, mücadeleyi sürdüreceğiz) pankartı ile HDP Gençlik Meclisi’nin “Dayikên tekoşer rumeta me ne” (Mücadele eden anneler onurumuzdur” yazılı pankart asıldı. Etkinliğin gerçekleştirildiği alana gelen anneler, “Bijî berxwedana Zapê”, “Bijî Serok Apo”, “Jin jiyan azadî” ve “Bijî berxwedana dayikan” sloganları attı. Saygı duruşuyla başlayan etkinlikte, anneler “Çerxa Şoreşê” marşı okundu. Etkinlikte, Anneler Günü dolayısıyla “Dayika delal” şiiri okundu.
“Anneler çocuklarının yanında duracak”
Konuşmasına Anneler Günü’nü kutlayarak başlayan MEBYA-DER yöneticisi Meryem Soylu, “Bugün anneler çocuklarının bugünü kutlamasını bekliyor. Ancak anneler çocuklarına kavuşamıyor. Ne olursa olsun, çocuklarımız bağrımızda yaşıyor. Bu sistem, çocuklarının annelerine kavuşmasına bile izin vermiyor. Anneler böylesi bir günde çocuklarının mezarlarına dahi gidemiyor. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar, anneler çocuklarının yanında duracak” diye belirtti.
“KDP çocuklarımızı katlediyor”
Federe Kürdistan Bölgesi’ne yönelik saldırılarda Türkiye ile işbirliği yapan KDP’ye tepki gösteren Meryem Soylu, “KDP bugün dağları bombalanıyor, çocuklarımızı katlediyor. Barzani çocuklarımızı bombalıyor. Utanmıyor musun?” diye sordu. Konuşmanın ardından Barış Anneleri ve beyaz tülbentli annelerin savaş karşıtı mücadelelerini konu alan sinevizyon gösterimi yapıldı.
“Biran önce bu yanlıştan dönülmeli”
Barış Anneleri Meclisi adına ise Esmer Çıkmaz konuştu. HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran’a yönelik tehditlere tepki gösteren Esmer Çıkmaz, saldırının tüm kadınlara yönelik olduğunu söyledi. Federe Kürdistan Bölgesi’ne yönelik saldırılara dair Meryem Çıkmaz, “Kan dökülmesini istemiyoruz. Nereye kadar bu acılar yaşanacak. Anneler sınıra akmalı. Bu savaşı durdurmalı. Artık çocuklarımızın cenazeleri gelmesin. Çok acılar yaşadık, artık yeter. KDP’ye lanet olsun. Adında Kürdistan var, utanmıyor mu? Bir an önce bu yanlıştan dönmeli. Bugün biz isek, yarın sıra ona gelecektir. Bunu unutmasın” ifadelerini kullandı.
“Tek talebimiz barış ve özgürlük”
Adalet Nöbeti’nde yer alan Nazife, 6 aydır adalet talep ettiklerini belirterek, “Bu kan dursun, talebimiz bu. Hasta tutuklular serbest bırakılsın. Tek talebimiz barış ve özgürlük” dedi.
Leyla Güven’den Anneler Günü mektubu
Elazığ Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Leyla Güven de, Anneler Günü dolayısıyla gönderdiği mektupla Barış Anneleri, Cumartesi Anneleri, Plaza De Mayo Anneleri ve mücadele eden tüm annelere mesaj gönderdi.
Leyla Güven’in gönderdiği mektubun tamamı şöyle:
“Her bir açıdan bize yeniden gülmeyi öğreten, her bir katliamdan sonra bize yeniden umudu öğreten, her bir hukuksuzluktan sonra bize yeniden doğmayı öğreten saygıdeğer annelerimiz…
Sizlere Xarpet zindanından selam ve saygılarımızı gönderiyor, kutsal ellerinizden öpüyoruz. Eminim ki siz Barış Anneleri olarak her zaman olduğu gibi çok yoğunsunuz. Çünkü sizler nerede bir hukuksuzluk, adaletsizlik, eşitsizlik var ise oradasınız. Dünyanın neresinde bir çatışma ve savaş olsa önce sizin canınız yanıyor. Plaza De Mayo Annelerinden Cumartesi Annelerine ve siz Barış Anneleri sınırları aşan direnişinizle topluma her zaman umut oldunuz. Yaralı yüreğinizi avucunuza alıp barış için, özgürlük için ülke ülke dolaştınız. Size copla saldıran polise de, sizi hukuksuzca yargılayan hakim ve savcıya da, kapınızı kırıp evinizi basan askere de, sizi itip kakan ve çıplak arama dayatan gardiyanlara da hep aynı şeyi söylediniz; ‘Biz barış istiyoruz.’ Bilmediğiniz dilde belki de öğrendiğiniz tek kelime ‘barıştır’
“Her şartta evlatlarınıza sahip çıktınız”
Siz fedakâr anneler, savaşın acısını, yıkımını çok iyi bildiğiniz için barışta ısrar ediyorsunuz. Her şartta evlatlarınıza ve onların taleplerine sahip çıktınız. Sizin barıştaki ısrarınız ve alanlardaki direnişiniz, ‘Kürt anasını görmesin’ diyenlerin suratına tokat gibi indi diyebiliriz. Savaşta ısrar edenler, çözüm masasını devirenler, bu günlerde yine utanmadan, sıkılmadan anneler gününü kutlayacaklar. Kapitalist modernitenin yaratımı olan anneler günü, esasında sizin yaralarınızı daha çok derinleştiren söylemlerin havada uçuştuğu günler oluyor. Muktedirlerin sahte, samimiyetsiz açıklamaları karşısında öfkeniz daha da artıyor. Çünkü sizler biliyorsunuz ki bu siyasetçiler çocuklarını Amerikalarda okutan, bedelli askerlik yaptıran ve iktidarlarının örtülü ve örtüsüz bütün imkânlarından yaralananlardır.
“Bilmek için yaşamak gerekir”
Siz annelerin bin bir zorlukla büyüttüğü, bakmalara kıyamadığı cesur evlatlarınızı, ‘terörist’ olarak lanse edenler sizin acınızı anlayamazlar. Esmer Tunç anne iki oğlunun Cizre bodrumlarında yanan cenazelerini teşhis ederken, Halise annenin oğlunun kemikleri kargo ile kendisine geldiğinde koliyi kucaklarken, Cemile Çağırga’nın annesi kızının cenazesini buzdolabına koyarken, Emine annenin adalet arayışını yürütürken neler hissettiklerini asla bilemezler. Çünkü bunları bilmek değil, birebir yaşamak gerekir. Yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkede anneler çocuklarının mezar taşı kırılmasın diye mezarlıkta nöbet tutuyor. Cezaevinde gördüğü işkenceler sonucunda intihara sürüklenen evladının cenazesine araç verilmiyor, hatta imam tarafından yıkanmıyor. Annenin evladının taziyesini kurmasına izin verilmiyorsa ve taziye çadırına müdahale ediliyorsa bu anlayış nasıl ifade edilebilir ki…
“Annelerin acıları ayrıştırılıyor”
Annelerimiz soruyor, ‘bu nasıl bir ruh halidir? Nasıl öfkedir? Nasıl bir Kürt düşmanlığıdır?’ Bu anlayışı annelerimizin sözü ile ifade edecek olursak, ‘Allah bize bunları yaşatanlara, çektiğimiz acıların bin katını versin’ diyoruz. Geçtiğimiz günlerde biten Ramazan ayında 67 yaşında ve yüreği yaralı ve oruçlu olan bir annenin Muş Cezaevi’nden Elazığ Cezaevi’ne sürgün edilmesi ve 14 gün boyunca karantinada tutulması hangi İslami değerler ile açıklanabilir? Besna Anne oğlunu Suruç katliamında şehit vermiş ve oğlunun cenazesinde sarf ettiği sözlerden dolayı tutuklanmış. Aslında bu sistem kendisi gibi düşünmeyen herkese düşmandır. Annelerin acılarını bile ayrıştırmaya çalışan iktidarla karşı karşıyayız. En büyük kötülüğü de Diyarbakır il örgütünün önüne oturttuğu acılı annelere yapıyor. Onların acılarını suistimal edip, hedef saptırarak onları yıllardır bir çadıra mahkûm edip bunun üzerinden siyaset yürütüyor.
“Her annenin acısı bizim acımızdır”
İçişleri Bakanı’nın özel bir projesidir. Esasında koltuğunu korumak ve iki liderin gözüne girebilmek için geliştirdiği bir yöntemdir. Eminiz orada oturan anneler de en yakın zamanda bunun beyhude bir çaba olduğunu görecek ve evlerine döneceklerdir. Sistemin onları diğer acılı annelerimizden ayırmalarına daha fazla müsaade etmeyeceklerdir diye düşünüyoruz. Kürt sorununun çözümüne engel olanların sözüne güvenilmeyeceğini, deneyimlerle anlamış olacaklar. Hala o çadırda oturan ve yüreği yanmış olan her bir annenin acısı bizim de acımızdır.
“Halkımızın yüreği rahat olsun”
Değerli Barış Anneleri; biz Kürt kadınları olarak çok önemli başarılara imza attık. Rojava’da ve bütün diğer parçalarda Kürt kadınları, dünya kadın hareketleri içinde önemli bir yer edindi. Sizlerden öğrendiğimiz doğruları, dürüstlüğü, sadeliği, tevazuumu siyasete katmaya çalıştık. Sizin bize öğrettiğiniz, ‘kesik başınız gelsin ama eğilmiş başınız gelmesin’ sözüne hep bağlı kaldık. Biz tutuklu kadınlar olarak siz değerli annelerimize diyoruz ki; sakın bizim için üzülmeyin. Biz her zaman iyi ve moralliyiz. Moralimizi sizin yüreğiniz gibi beyaz olan tülbentlerinizden alıyoruz. Cezaevlerinde de yasaklı olan anadilimizle şarkı söyleyerek halay çekiyoruz. Ellerimiz ceplerimizde duvarlara inat volta atıyoruz. Sizin ve bütün halkımızın yüreği rahat olsun.
“Umut zaferden değerlidir”
Bütün annelerin evlatlarına kavuşacağı, onurlu barışın ve huzurun coğrafyamıza hakim olacağı günler yakındır. Üveyş Anneden Taybet Anneye, Berfo Anneden Hatun Anneye, bütün Barış, Cumartesi ve tutsak annelerine sözümüzdür; Çok uzak olmayan zamanda Amed Şêx Seîd Meydanı’nda sizlerle buluşacağız. O güne kadar kendinize çok iyi bakın. Siz zaten biliyorsunuz, umut zaferden değerlidir. Saygılarımızla…”