‘Özel savaş politikalarına karşı mücadelemiz sürecek’
Wan’da kadınlar, özellikle gençler ve genç kadınlar arasında yaygınlaşan uyuşturucu kullanımına karşı toplumsal mücadelenin güçlendirilmesini istedi. Kadınlar, bağımlılıkla mücadele için rehabilitasyon merkezlerinin kurulması çağrısında bulundu.
MEMİHAN HİLBİN ZEYDAN
Wan- Kürdistan kentlerinde özel savaş politikalarının bir sonucu olarak özellikle gençler ve genç kadınlar arasında uyuşturucu kullanımı yaygınlaşıyor. Toplumsal ve ekonomik sorunlarla birlikte yeni riskleri de beraberinde getiriyor.
Kürdistan’ın çeşitli kentlerinde bağımlılıkla mücadele için kurulan Şiyar Be platformu ise son olarak başlattığı “Rabin” kampanyası kapsamında saha çalışmalarını sürdürmeye ve farkındalık yaratmaya devam ediyor.
Rêya Armûşê (İpekyolu) Belediyesi meclis üyesi Elif Şeker, belediye bünyesinde yapılan çalışmalara değinerek bilhassa “kör nokta” olarak ifade edilen mahallelerde çalışmalar yapmaya özen gösterdiklerini dile getirdi. Elif Şeker, “Uyuşturucu ve fuhuşun önünü kesmek amacıyla bu tür faaliyetlerin daha çok arttırılması yönünde çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Uyuşturucu ve fuhuşun karşısında durup mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.
Genç kadınlar hedef alınıyor

Uyuşturucunun özel savaş politikalarının en yaygın aygıtı olduğunu belirten Tûşba Belediyesi meclis üyesi Leyla Çelik, “Özellikle genç yaşlarda uyuşturucu kullanımı çok fazla yayılmaya başladı. Ve bunlar gençleri özellikle genç kadınları tamamen toplumdan koparmayı amaçlamakta. Bizler biliyoruz ki evet devlet uyuşturucu satışına karşı ciddi bir politika geliştirmiyor hatta cezasızlık politikasını maalesef ki tam olarak uyguluyor. Uyuşturucu madde satımına veya uyuşturucu kullanıma yönelik caydırıcı cezalar maalesef ki söz konusu değil. Bu cezasızlık politikalarını sürdüren devlet tarafından desteklenmese bile engellenmiyor da. Sosyolojik olarak baktığımızda tamamen çürümüş bir toplum ortaya çıkarmakta. Bunlarla mücadele etmemiz için gençlere yönelik daha çok aktiviteler yapmak, sosyalleşmek ve birbirimize kenetlenerek, örgütlü olmak gerekir. Süreçle de birlikte bizler yeniden inşayı kendimizde başlatıp bu özel savaş politikalarını bertaraf etme amacıyla ilerleyeceğiz” şeklinde konuştu.
Şiyar Be Platformunun başlattığı son kampanyaya işaret eden Leyla Çelik “Tüm mahallelerde uyuşturucuya yönelik genç kadınlardan, gençlerden güzel, ciddi geri dönüşler var. Bizler mahallelerimizde, sokaklarımızda, evlerimizde uyuşturucu kullanımını veya uyuşturucu satışını istemiyoruz. Bizler bu coğrafyada sağlıklı bireyler olarak birbirimize kenetlenerek örgütlü bir duruş sergilemek istiyoruz” diye vurguladı.
‘Özel savaş aygıtlarına geçit vermeyeceğiz’

Artemêt (Edremit) Belediye meclis üyesi Medya Mermit, Kürdistan’da uyuşturucu kullanımın artışının özel savaş politikalarının bir sonucu olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Bizler Kürdistan'da kesinlikle uyuşturucuya geçit vermeyeceğiz. Gençler ve genç kadınlar üzerinden bağımlılıkla yürütülen özel savaş aygıtlarına geçit vermeyeceğiz ve buna yönelik çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Yürütülen kirli politikalara yönelik mücadelemiz ve çalışmalarımız devam edecek.”
Belediyelerin üstüne düşen

Rêya Armûşê Belediyesi olarak uyuşturucuyla mücadele noktasında çeşitli etkinlikler düzenleyerek gençleri bir araya getirmeye yönelik çalışmalar yaptıklarına değinen Rêya Armûşê Belediye meclis üyesi Yıldız Tuncer, “Bizler bağımlılığa gençlere yönelik kültürel etkinliklerimize elimizden geldiğince ağırlık vermeye çalışıyoruz. Özel savaş politikalarına karşı gençlerimizi, halkımızı bir araya getiriyoruz. Bu anlamda belediyeler olarak özel savaş politikalarına karşı üzerimize düşen her ne olursa olsun yapmaya gayret ediyoruz. Uyuşturucu Türkiye'nin her tarafında büyük bir sorun maalesef. Özellikle Kürdistan kentlerinde çok daha yaygın hale gelmeye başladı. Biz Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) belediyeleri olarak bunun için gereken çalışmalara ağırlık vererek bağımlılığa karşı mücadelemizi sürdüreceğiz” sözlerini kaydetti.
Çatışmalı süreçlerin devlet tarafından çözümü

İnsan Hakları Derneği (İHD) Wan Şube Eşbaşkanı Ayten Kıran, İHD’nin Şiyar Be Platformunun bileşenleri arasında olduğunu ifade ederek, kurumlar olarak yetersiz kaldıklarının altını çizdi. Ayten Kıran sözlerine şöyle devam etti: “Çok profesyonel bir çalışma yapmak gerekiyor bu konuda. Daha yeni bir platform olduğu için belki ilerleyen süreçlerde bununla ilgili çak daha ciddi adımlar atılabilir. Uyuşturucunun yaygınlaşmasının nedenlerini hepimiz çok iyi biliyoruz. Çatışmalı sürecin olduğu dönemlerde özel savaş politikası olarak maalesef Kürt gençleri arasında yaygınlaştırıldı. Ama bu noktadan sonra daha çok dikkat etmek gerekir. Bugün birkaç yerde gördük anneler nöbet tutmaya başladılar, gençler kendi mahallelerinde nöbet tutmaya başladılar. Elbette yeterli değil. Çocukların bilinçlendirilmesi gerekiyor. Bir genç ya da çocuk uyuşturucu parası bulamadığı zaman hırsızlık yapıyor, gasp yapıyor. Bir kadın uyuşturucuyu bulamadığı zaman fuhuşa sürükleniyor. Bir yetişkin uyuşturucu parasını elde etmek için ya hırsızlık yapıyor ya da çeşitli sebeplerle cinayet motivasyonu oluşuyor. Ve evinde eşini, çocuklarını katlediyor. Bu noktada uyuşturucunun gerçekten Kürt kentlerinde çok ciddi zararlar verdiğine tanıklık ediyoruz. Okulların önlerinde genellikle bu işler yapılıyor. Platform olarak çeşitli kurumlarla birlikte gidip buna yönelik çalışmalar yürütülmesi gerekiyor.”
Bilinçlendirme çalışmalarına yoğunluk verilmesi gerektiğini aktaran Ayten Kıran, en büyük eksiğin ise rehabilitasyon merkezleri olduğuna dikkat çekti. Ayten Kıran, “Maalesef rehabilitasyon merkezlerimiz yok. O gençleri tespit ettikten sonra nasıl tedavisini yaptıracağız? Götürüp hastanelere yatırdığınızda 21 gün sonra ‘kanından temizlendi’ diye taburcu ediyorlar. Bu sistemle tekrar bağımlı olma ihtimali yüzde 100'e yakın. Çevremizde tanık olduğumuz birçok vaka var. O yüzden her şeyden önce bütün platformların ve bütün Sivil Toplum Kuruluşlarının (STK) birleşip belediyelerle birlikte, gerekirse devlet kurumlarıyla da birlikte çok iyi rehabilitasyon merkezlerinin açılması gerekiyor. O gençlerin 21 günden sonra orada çeşitli etkinliklerde, çeşitli işlerde çalıştırılması gerekiyor. Tamamıyla o süreçten uzak durmalarını sağlamak lazım. Maalesef öyle bir olanak şu an mevcut değil” dedi.
Ayten Kıran son olarak, “Umarım bundan sonra bizler de üzerimize düşeni yaparız. Ama bu noktada STK’lar olarak biz özeleştiri vermek durumundayız. Yeterli değildik. Tespit etmek yeterli değil. Bunun çözümünü de bulmak gerekiyor” diye vurguladı.