İran’da eş zamanlı baskı dalgası
İran’ın farklı bölgelerinden gelen raporlar, aynı anda artan gözaltılar, çağrılar ve güvenlik baskılarının yoğunlaştığını ortaya koyuyor. Sürecin özellikle hak arayan aileler, sivil aktivistler, öğrenciler ve kadınları hedef aldığı bildiriliyor.
Haber Merkezi- İran’da son haftalarda artan gözaltılar, yargı baskıları ve güvenlik operasyonları, ülkedeki insan hakları ihlallerine ilişkin endişeleri yeniden gündeme taşıdı. Ülkenin farklı kentlerinden gelen bilgiler, özellikle kadınlar, öğrenciler, avukatlar, sivil toplum aktivistleri ve etnik-dini azınlıklara yönelik baskıların yoğunlaştığını ortaya koyuyor. Gözaltılar, mahkeme çağrıları, uzun süreli tutukluluklar ve idam kararlarına ilişkin gelişmeler, insan hakları örgütleri tarafından yakından takip edilirken, uluslararası toplumun sınırlı tepkisi ise eleştiri konusu olmaya devam ediyor. Son raporlar, İran’da güvenlik ve yargı mekanizmalarının muhalif sesler üzerindeki baskısını artırdığına ve özellikle kadınların bu sürecin merkezinde yer aldığına işaret ediyor.
Kejal Rahmani açlık grevinde
Kürdistan’daki hak arayan ailelerden Kejal Rahmani, eşi ve kardeşiyle birlikte İran İstihbarat Bakanlığı güçleri tarafından gözaltına alınmıştı. Kejal Rahmani’nin, Sine Kadınlar Cezaevi’nde açlık grevinin 8. gününde olduğu bildirildi.
Ailesi, son görüşmede sağlık durumunu “endişe verici” olarak tanımladı. Kejal Rahmani’nin, kendisi ve ailesinin gözaltına alınmasını protesto etmek için açlık grevine devam ettiği belirtildi.
Kayıp ve akıbeti bilinmeyen kişiler
Kamyaran kentinde, güvenlik güçleri tarafından yapılan baskınların ardından sorguya çağrılan iki kardeşten uzun süredir haber alınamadığı bildirildi. Kardeşlerin bilinmeyen bir yere götürüldüğü ve akıbetlerinin belirsiz olduğu aktarıldı.
Tahran’da Meriye Fethi, Nöbetçi Savcılık tarafından 5 gün içinde Evin Cezaevi’ndeki 2. Soruşturma Şubesi’ne çağrıldı. Sare Şemsayi ve eşi, “halkı savaşa teşvik”, “rejim aleyhine propaganda” ve “yalan haber yayma” gibi ağır suçlamalarla yargılanıyor.
Tektam Golmekani, Evin kadınlar koğuşunda dijital medya faaliyetleri nedeniyle 5 yıl hapis cezası çekiyor.
Azınlıklar ve belirsiz gözaltılar
Yezd’de bir Bahai yurttaş gözaltına alındı, eşi Flora Samadani ise hâlâ tutuklu. Seqiz’da bir Kürt vatandaş gözaltına alındı ve bilinmeyen bir yere götürüldü. Bukan’da emekli bir öğretmen, mahkeme kararı olmadan gözaltına alındı.
Kazvin’de bir kişi savcılık sonrası tutuklanarak Çubinder Cezaevi’ne gönderildi.
Öğrenciler ve akademik baskılar
Tahran’da çok sayıda öğrenci hala cezaevinde veya hükümlü durumda bulunuyor. Bir yüksek lisans öğrencisinin 2 yıl hapis cezası onandı. İki öğrencinin “İran bayrağını yakma” gerekçesiyle üniversiteden ihraç edildiği bildirildi. Şiraz’da ise üç avukat, insan hakları faaliyetleri nedeniyle ağır hapis ve meslekten men cezalarına çarptırıldı.
İdam kararları ve cezaevi nakilleri
Tahran Büyük Cezaevi’nden idam hükümlüsü bazı tutukluların Karaj’daki Gohardasht (Kızılhisar) Cezaevi’ne nakledildiği bildirildi. Bu durum, infazların yakın olduğu endişesini artırdı.
Ayrıca Ocak protestolarına ilişkin bazı idam kararlarının Yüksek Mahkeme’de onandığı, ancak süreçlerin hala belirsiz olduğu aktarıldı.
Sağlık durumu kötüleşen tutuklular ve açlık grevleri
Kejal Rahmani’nin yanı sıra birçok tutuklunun da açlık grevinde olduğu ve tıbbi tedaviden mahrum bırakıldığı bildirildi. Kalp hastalığı ve kronik rahatsızlıkları olan bazı tutukluların durumunun kötüleştiği, buna rağmen hastaneye sevk edilmedikleri belirtildi.
Kadınlara yönelik sistematik baskı
Son aylarda kadınlara yönelik baskıların yalnızca gözaltı ile sınırlı kalmadığı, daha kapsamlı bir kontrol mekanizmasına dönüştüğü ifade ediliyor. Bu süreçte gözaltılar ve ani çağrılar, ev baskınları ve mal varlığına el koyma, ailelere yönelik tehditler, uzun süreli hücre ve izolasyon, sağlık hizmetlerine erişim engeli gibi uygulamaların yaygınlaştığı belirtiliyor.
Uluslararası sessizlik eleştirisi
İnsan hakları gözlemcileri, artan idamlar ve yaygın gözaltılara rağmen uluslararası tepkilerin sınırlı kaldığını belirtiyor. Bu durumun, İran’daki baskı döngüsünü güçlendirdiği ifade ediliyor.
Yetkililerin yürüttüğü gözaltı–sorgu–ceza zincirinin özellikle kadınlar, öğrenciler ve etnik-dini kitleyi hedef aldığı vurgulanıyor.