Tunus’ta kadınlar kutlama yerine hakları için mücadele ediyor
Tunus’ta tarım işçisi kadınlar ‘Ulusal Kadınlar Günü’nde, düşük ücret, güvencesiz ulaşım, sağlık hizmetlerinden yoksunluk ve ağır çalışma koşullarıyla mücadele ediyor. Kadınlar, “Kefenimizi elimizde taşıyoruz” diyerek yaşadıkları tehlikeye dikkat çekiyor.
ZOUHOUR MECHERGUI
Tunus- Tunus’ta Kişisel Statü Yasası’nın kabulünün 70’inci yılı ve Ulusal Kadınlar Günü kutlanırken, tarım sektöründe çalışan kadınlar yoksulluk, dışlanma ve güvencesizlikle mücadele ediyor. Her gün güvenlik koşullarından yoksun araçlarla işe gitmek zorunda kalan kadınlar, yaşamlarını riske atarak ailelerinin geçimini sağlamaya çalışıyor.
Tunus’ta Kişisel Statü Yasası’nın kabulünün 70’inci yılı ve Kadınlar Günü dolayısıyla kutlamalar yapılırken, bu tablonun dışında kalan kadınlar ise bambaşka bir gerçeklikle karşı karşıya. Tarım sektöründe çalışan kadınlar, yoksulluk, dışlanma ve güvencesizlik içinde yaşam mücadelesi verirken, geçimlerini sağlamak için her gün ağır koşullarda çalışıyor.
Bu kadınlar için 13 Ağustos, Ulusal Kadınlar Günü’nü kutlama günü olmaktan ziyade, kendilerini en temel haklardan mahrum bırakan ve yaşamlarını her gün tehlikeye atan koşullara karşı seslerini yükselttikleri bir güne dönüşüyor.
Toprağın yükünü taşıyan ve ülkenin gıda ihtiyacını karşılayan kadınlar, her gün yorgun ve aç şekilde evlerine dönüyor. Sabahın erken saatlerinde güvenlik koşullarından yoksun kamyonlarla işe çıkan kadınlar, her gün ailelerine dönüp dönemeyeceklerinin belirsiz olduğu tehlikeli bir yolculuğa çıkıyor.
‘Protesto günü olması gerekiyor’
Tarım sektöründe çalışan kadınların haklarını savunan sendika aktivisti ve tarım işçisi Munira Bin Salih, yaşananların boyutunu ortaya koyarak 13 Ağustos’un “asla kutlama günü olamayacağını” söyledi. Bugünün tarım işçilerinin yaşadığı gerçekliğe karşı bir protesto günü olması gerektiğini belirten Munira Bin Salih, kadınlara yönelik kutlama mesajlarının yükseldiği bir dönemde tarım işçilerinin yalnızca geçimlerini sağlamak ve ailelerine sağ salim dönebilmek için ağır koşullarda çalışmaya devam ettiğini ifade etti.
Munira Bin Salih, tarım işçilerinin yaşadığı koşullar nedeniyle Kadınlar Günü’nün kutlanmasının mümkün olmadığını belirterek, bugünün tarım işçilerinin genel durumuna karşı gerçek bir protesto günü olması gerektiğini söyledi. Tarım işçilerinin hâlâ “güvencesizliğin en ağır biçimlerini” yaşadığını belirten Munira Bin Salih, “Tarım işçisi kadın ancak emeğine ihtiyaç duyulduğunda hatırlanıyor, onun dışında kimse onu hatırlamıyor” dedi.
İklim değişikliği, “ölüm kamyonları”, aşırı yoksulluk, ihtiyaç ve açlık nedeniyle kadınların bugün “yavaş yavaş öldüğünü” ifade eden Munira Bin Salih, tarım işçisinin adeta “bu devletin vatandaşı değilmiş gibi” görüldüğünü söyledi.
Kadınların ülkenin gıda ihtiyacının karşılanmasında büyük ve merkezi bir rol üstlendiğini vurgulayan Munira Bin Salih, buna rağmen Kadınlar Günü’nde “haklardan yoksun bir bayram” yaşadıklarını belirtti. Tarım sektöründe çalışan kadınların sağlık ve psikolojik açıdan “en kötü biçimlerde” zarar gördüğünü, bunun yanı sıra maddi sorunlarla da karşı karşıya kaldığını kaydetti.
Tarım işçilerinin ağır ve “insanlık dışı” koşullarda çalıştırıldığını belirten Munira Bin Salih, kadınların başkalarının gıdasını sağladığını ancak kendilerinin aç ve yetersiz beslendiğini söyledi. Tarım işçisinin toprağın üzerinde yaşayan herkesin gıdasını sağladığını belirten Munira Bin Salih, kadınların güvencesiz ve istikrarsız koşullarda, dinlenmeden çalıştığını ifade etti. Ayrıca 12-13 yaşlarındaki kız çocuklarının da herhangi bir koruma olmaksızın ağır çalışma koşullarında çalıştırıldığını belirtti.
‘Tarım işçisine hiçbir değer verilmiyor’
Tarım işçisi Cemile de 70 yıllık mücadele ve çıkarılan yasaların tarım işçisi kadınların haklarını güvence altına almaya yetmediğini söyledi. Tarım işçisinin ulaşması gereken noktaya hâlâ gelemediğini belirten Cemile, devletin tarım işçisini tanımadığını ve kadınların en temel haklara dahi sahip olmadığını ifade etti.
Cemile, “Bugün tarım işçileri 30-40 kişilik kamyonlarla taşınıyor. 2026 yılındayız; insanların ilerlemiş ve gelişmiş olması gerekirken hâlâ geri kalmışlık içinde yaşıyoruz. Tarım işçisinin neden hakları yok? Tarım sektöründeki çalışanların yüzde 80’ini oluşturuyoruz ve ülkenin bel kemiğiyiz. Peki neden tarım işçisi kadın tanınmıyor? Kimlikte bile yaptığı iş ‘hiçbir şey’ olarak görülüyor, oysa o her şeydir” dedi.
“Tunus’ta tarım işçisi kadın haksızlığa uğruyor ve ona hiçbir değer verilmiyor” diyen Cemile, kadınların hem bedenen hem de ruhen yıprandığını vurguladı. Tarım işçisinin aynı anda iki rol üstlendiğini kaydeden Cemile, şöyle konuştu:
“Evine bakıyor, çocuklarını büyütüyor, sabah saat tam 04.00’te uyanıyor, tarladaki işini yaptıktan sonra akşam saatlerinde eve dönüyor. Ardından sabah yemeğini hazırlıyor, çamaşırlarını yıkıyor ve yorgunluğuna rağmen bütün işleri yapmaya devam ediyor. Tarım işçisi kadın, ailesinin içinde ve Tunus’ta en fazla zarar gören insandır.”
Cemile, kadınların ağır iklim koşullarında da çalışmak zorunda kaldığını belirterek, Sfaks vilayetinde güneş çarpması sonucu yaşamını yitiren bir tarım işçisini hatırlattı. Olayın medyada yalnızca bir-iki gün gündem olduğunu belirten Cemile, “Sonra yayın kesildi, sanki sıradan ve geçici bir olaymış gibi. Neden?” diye sordu.
‘Tarım işçileri desteklenmeli’
Tarım işçilerinin devlet, medya ve sivil toplum tarafından desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Cemile, “Dernekler ve sivil toplum, tarım işçilerini ve kadınları desteklemeli, sahaya çıkıp tarım işçilerinin nasıl çalıştığını görmeli ve onlarla gerçek koşullarda ilgilenmeli. En azından onları güneşten koruyacak temel ihtiyaçları sağlamalılar. Bu kadınların ne kadar mücadele ettiğini görmeli ve aldıkları düşük ücretlere rağmen yaşadıkları gerçek sıkıntının boyutunu anlamalılar” dedi.
Kadınların yaşadığı sorunların düşük ücretle sınırlı olmadığını belirten Cemile, temel sağlık hizmetleri ve koruyucu önlemlerin de bulunmadığını söyledi:
“Gerçek şu ki tarım işçisi böyle yaşıyor ve aldığı ücretin anlamı da bu. Tarım işçisi kadın hastalandığında evde kalmak zorunda ve çaresiz durumda, çünkü tedavi masraflarını karşılayacak parası yok, sağlık karnesi de bulunmuyor. Çoğu zaman hiçbir şey yapamayacak durumda oluyor ve ne yapacağını bilemiyor. Bütün bunların karşılığında aldığı ücret, hayat pahalılığı karşısında hiçbir şeye yetmeyecek kadar düşük. Üstelik kavurucu güneşin altında ve ağır hava koşullarında çalışıyor.”
Koşulların dayatması
Çalışma ve ulaşım koşullarının kadınların yaşadığı sıkıntıları daha da artırdığını belirten Cemile, “Tarım işçisi açık ya da ıslak bir kamyona biniyor, ayakta yolculuk ediyor, kavurucu güneşe ve yüksek sıcaklığa dayanıyor. Bunu istediği ya da bu durumdan memnun olduğu için yapmıyor. Asla. Bu koşullar ona dayatılıyor. Çalışmak zorunda, aksi halde kendisinin ve geçimini sağladığı ailesinin yiyecek bir şeyi olmayacak. Hiçbir insan haksızlığa uğrayarak yaşamaktan mutlu olmaz, çünkü bu aşağılanmaktır” ifadelerini kullandı.
Cemile, tarım işçilerinin her gün işe giderken yaşadığı korkuyu şu sözlerle özetledi:
“Bu bir mutluluk değil. Kefenini kendi elleriyle taşıyor; çocuklarına dönüp dönemeyeceği belli değil.”