Afganistan’da yoksulluğun dilenciliğe sürüklediği kadınların hikayesi
Afganistan'da Taliban'ın yeniden iktidara gelmesinin ardından derinleşen yoksulluk ve kadınlara yönelik ağır kısıtlamalar, bir zamanlar çalışan birçok kadını yol kenarlarında dilenmeye mecbur bıraktı.
BAHARİN LEHİB
Afganistan- Afganistan'da dilencilik uzun bir geçmişe sahip değil. Ancak onlarca yıldır süren savaşlar, yoksulluk ve ekonomik çöküş, dilenciliği birçok insan için yaşamın bir parçası haline getirdi. Kimileri için bir geçim yolu olan dilencilik, pek çok kişi için ise hayatta kalmanın son çaresine dönüştü. Taliban'ın 2021 yılında yeniden iktidara gelmesinin ardından, bir zamanlar devlet kurumlarında ya da özel sektörde çalışan kadınlar da bugün büyük kentlerin yol kenarlarında yaşamlarını sürdürebilmek için dilencilik yapıyor.

Öte yandan Taliban, yoksulluğun boyutlarını gizlemek amacıyla ülkenin farklı kentlerinde dilencileri gözaltına almaya devam ediyor. Gözaltına alınan bazı kişiler, cezaevlerinde darp edildiklerini, hakarete ve aşağılanmaya maruz kaldıklarını aktardı. 2025 yılında yayımlanan bir rapora göre Afganistan'da 37 bin 946 dilenci bulunuyor. Taliban ise bunların 37 bin 21'ini "profesyonel dilenci" olarak nitelendiriyor. Aynı dönemde Birleşmiş Milletler raporları ise gıda güvensizliğinin arttığını ve halkın en temel yaşam ihtiyaçlarından dahi mahrum bırakıldığını ortaya koyuyor.
Buna rağmen Taliban sözcülerinden biri ülkede yoksulluğun arttığı yönündeki iddiaları reddederek Afganistan sokaklarında dilenci kalmadığını öne sürdü. Ancak ülkenin farklı kentlerinde bir lokma ekmek için yol kenarlarında bekleyen kadınların anlattıkları bu iddialarla çelişiyor.
Üç kez gözaltına alındı
Şahgül Vahid, Taliban yönetimi öncesinde Kabil'de bir cadde üzerinde kitapçılık yapıyordu. Taliban'ın yeniden iktidara gelmesinin ardından da bir süre işini sürdürmeye çalıştı, ancak bunu devam ettiremedi. Üç çocuk annesi olan ve ailesinin geçimini tek başına sağlayan Şahgül, şimdiye kadar üç kez gözaltına alındı.
Son gözaltısında Taliban, bir daha sokakta çalışmaması yönünde kendisinden taahhüt aldı ve yeniden çalışması halinde çocuklarının akıbetinden sorumlu tutulacağı uyarısında bulundu. Şahgül yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:
“Ben dilenci değildim. Ama her yakalandığımda dövülerek ve hakarete uğrayarak cezaevine götürüldüm. Defalarca dilencilik yaptıkları gerekçesiyle gözaltına alınan genç kızlar ve erkek çocukları gördüm, ancak onlara ne olduğunu bilmiyorum.”
İşini kaybetti, dilenciliğe başladı
Mezar-ı Şerif'te ise ellerinde birkaç kalemle yol kenarında duran dört çocuk annesi Fevziye Hudâdad ile karşılaştık. Fevziye, Taliban öncesinde bir devlet kurumunda çalışıyordu. Afganistan Ulusal Ordusu'nda görev yapan eşi ise Taliban'ın yeniden iktidara gelmesinden bir yıl önce Host'ta bu grupla yaşanan çatışmalarda yaşamını yitirdi. Fevziye yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Eşimi Taliban öldürdü. O, ailesine bir lokma ekmek götürmek için çalışıyordu. Bugün ben de işimi kaybettim. Taliban tarafından gözaltına alınmamak için yol kenarında kalem satıyormuş gibi yapıyor, aslında dileniyorum.”
Bamyan'da da yoksulluk kentin çehresini değiştirmiş durumda. Taliban yönetimi öncesinde bu kentte dilencilik neredeyse hiç görülmezdi. Bir aile yoksulluk ya da işsizlik yaşadığında, mahalle halkı para toplayarak onlara el arabası ya da çalışma araçları alır, geçimlerini sağlayabilmeleri için destek olurdu. Ancak bugün yoksulluk o kadar yaygınlaştı ki insanlar artık birbirlerine yardım edecek durumda değil.

‘Dilenmek zorundayım’
Bamyan'da bir yol kenarında güçlükle yürüyüp nefes alan yaşlı Gülsüm Ali ile karşılaştık. Bizi mütevazı evine götürdü. Evde üç küçük çocuğuyla yaşayan gelini ve odanın bir köşesinde karanlıkta güçlükle nefes alan hasta oğlu Cevad Ali bulunuyordu. Gözyaşları içinde konuşan Gülsüm şunları söyledi:
“Oğlum felç olmadan önce hayatımız daha iyiydi. İnşaatlarda çalışıyordu. Bir gün yüksek bir binadan düştü ve bir daha yürüyemedi. Şimdi dilenmek zorundayım. Yine de durumum birçok dilenciden daha iyi, çünkü bugüne kadar gözaltına alınmadım.”
Sokaklarda tacize maruz kalıyorlar
Ancak kadınlar için dilencilik yalnızca yol kenarında durup yardım istemekten ibaret değil. İsmini açıklamak istemeyen Kabil'deki bir kadın, sokakta her gün maruz kaldıkları tacizleri, aşağılayıcı bakışları ve fuhuş yapmaları yönündeki teklifleri anlattı.
“Bizim sorunumuz yalnızca işimizi kaybedip dilenmek zorunda kalmamız değil” diyen kadın, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kabil sokaklarında kadınlar her gün taciz ve insanlık dışı muameleyle karşılaşıyor. Geçimimizi sağlayabilmek için bize fuhuş yapmamız öneriliyor. Genç kızlar da sokaklarda güvende değil; suç şebekeleri ve uyuşturucu satıcıları onları hedef alıyor.”
Kadın, Taliban'ın tüm bunların farkında olduğunu ancak herhangi bir önlem almadığını ifade etti.

‘Taliban kadınları yoksulluğa sürüklüyor’
Bu tanıklıkların ardından kadınların durumu ve yoksulluğun etkilerini değerlendirmek amacıyla Heratlı insan hakları ve kadın hakları savunucusu Neda Zarif ile görüştük. Neda Zarif, “Taliban, kadınların kamusal yaşama katılımını sınırlandırarak, onları eğitim ve çalışma hakkından mahrum bırakarak yoksulluğa ve kırılganlığa daha fazla sürüklüyor. Kadınların devlet kurumlarında ya da sivil kuruluşlarda çalışması yasaklandı. Buna karşın geçinebilmek için dilenen ya da ailesini yaşatabilmek adına her türlü yola başvurmak zorunda kalan kadınlar herhangi bir destekten ve güvenlikten yoksun bırakılıyor” dedi.
Şahgül, Fevziye, Gülsüm ve isimlerini bilmediğimiz daha birçok kadının anlattıkları yalnızca birkaç kişinin hikayesi değil. Yol kenarında yardım isteyen her elin ardında, bir zamanlar çalışan, ailesini geçindiren ve bambaşka bir yaşam süren bir kadın olabilir. Ancak bugün yoksulluk, işsizlik ve kadınlara yönelik ağır kısıtlamalar onları sokaklara sürüklüyor.
Bugünün Afganistan'ında dilencilik yalnızca yoksulluğun göstergesi değil; çalışma hakkını ve ekonomik bağımsızlığını kaybeden kadınların hikâyesidir. Bu kadınlar, gözaltına alınma korkusu ile çocuklarına ekmek götürme zorunluluğu arasında her gün yeniden sokağa çıkmak zorunda kalıyor.