BM uzmanları: ABD-İran mutabakatında insan hakları göz ardı edildi

BM İran İnsan Hakları Özel Raportörü Mai Sato ve çok sayıda BM uzmanı, ABD-İran mutabakatında insan haklarının yer almamasını eleştirerek, “Halkın hak ve özgürlüklerini dışlayan bir anlaşma gerçek barış sağlayamaz” uyarısında bulundu.

Haber Merkezi – Birleşmiş Milletler (BM) İran İnsan Hakları Özel Raportörü Mai Sato ve çok sayıda bağımsız BM uzmanı, ABD ile İran arasında son dönemdeki gerilimi sona erdirmek amacıyla imzalanan mutabakat zaptını temkinli bir şekilde memnuniyetle karşıladı. Ancak uzmanlar, anlaşmada insan hakları konusunun büyük ölçüde göz ardı edildiğine dikkat çekerek uyarılarda bulundu.

Uzmanlar, yalnızca güvenlik, nükleer program ve jeopolitik dengelere odaklanan; özgürlük, adalet ve siyasi değişim talebiyle yıllardır mücadele eden milyonlarca İranlının taleplerini dışarıda bırakan bir anlaşmanın daha baştan ciddi eksiklikler taşıyacağını belirtti.

İnsan hakları anlaşmanın dışında kaldı

Mai Sato, 19 Haziran’da dijital medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, ABD ile İran arasında imzalanan 14 maddelik mutabakatın askeri güçlerin çekilmesi, bölgesel güvenlik, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, nükleer yükümlülükler, yaptırımların kaldırılması ve 300 milyar dolarlık yeniden inşa fonu gibi başlıklara odaklandığını belirtti.

Ancak insan hakları ve temel özgürlükler konusunun anlaşmada neredeyse hiç yer almadığını vurgulayan Mai Sato, savaşın sona ermesi ve askeri gerilimin düşmesinin İran halkının temel haklarının güvence altına alındığı anlamına gelmediğini söyledi.

Milyonlarca İranlının siyasi, güvenlik ve toplumsal baskılarla karşı karşıya olduğunu belirten Mai Sato, dış politikadaki bir krizin sona ermesinin iç baskıların da sona erdiği anlamına gelmeyeceğini ifade ederek, “İran halkının hak ve özgürlüklere ulaşma yolu henüz başlamadı” değerlendirmesinde bulundu.

‘Halkı dışlayan bir anlaşma barış değildir’

BM uzmanları tarafından Cenevre’de yayımlanan ortak açıklamada da çatışmaların durdurulması memnuniyetle karşılanırken, İran halkının müzakere ve anlaşma süreçlerinde büyük ölçüde dışarıda bırakıldığı belirtildi.

Açıklamada, son yıllarda milyonlarca İranlının reform, hesap verebilirlik ve insan haklarına saygı talepleriyle protestolara ve sivil hareketlere katıldığı hatırlatılarak, ülkenin geleceğini etkileyecek hiçbir siyasi anlaşmanın toplumun bu kesiminin talepleri dikkate alınmadan yapılmaması gerektiği vurgulandı.

Uzmanlar, yalnızca devletlerin stratejik çıkarlarına hizmet eden ve halkın hak taleplerini görmezden gelen bir anlaşmanın “barış anlaşması” olarak değerlendirilemeyeceğini kaydetti.

Savaşla birlikte baskılar da arttı

BM uzmanları raporlarında İran’daki insan hakları durumuna ilişkin kaygı verici bir tablo çizdi. Raporda, askeri gerilim ve çatışmaların arttığı dönemde iç baskıların da belirgin şekilde yoğunlaştığı belirtildi.

Rapora göre son aylarda binlerce kişi gözaltına alınırken, işkence, zorla kaybetme, baskıyla alınan itiraflar, adil olmayan yargılamalar ve ağır cezalara ilişkin çok sayıda ihlal bildirildi.

Uzmanlar, savaşın başlamasından bu yana İran’da en az 156 kişinin idam edildiğini, bunlardan en az 42’sinin casusluk veya güvenlikle ilgili suçlamalarla yargılandığını aktardı.

Ayrıca çok sayıda davada adil yargılanma ilkelerinin ihlal edildiği, sanıkların bağımsız avukatlara erişiminin engellendiği ve baskı ya da işkence altında alınan ifadelerin kullanıldığı yönünde ciddi kaygılar bulunduğu ifade edildi.

Mal varlıklarına el koyma ve sınır ötesi baskılar

Açıklamada, İran yönetimine muhalif kişi ve gruplara yönelik ekonomik ve hukuki baskıların da arttığı belirtildi. BM uzmanları, aralarında yurt dışında yaşayan İranlıların da bulunduğu en az bin 500 kişinin mal varlıklarının dondurulduğunu veya el konulduğunu kaydetti.

Bu uygulamaların siyasi baskı ve cezalandırma politikasının bir parçası olduğu değerlendirilirken, sınır ötesi baskı yöntemlerinin de yaygınlaştığı uyarısında bulunuldu.

Raporda ayrıca Bahailer, Beluçlar ve Kürtlerin mevcut koşullarda gözaltı, yargılama ve temel hak ihlallerine en fazla maruz kalan topluluklar arasında yer aldığı belirtildi.

BM’den acil çağrı

Mai Sato ve BM uzmanları, müzakerelerde yer alan devletler ile arabulucu ülkeleri insan haklarının korunmasını güvence altına almaya çağırdı. İran halkının haklarının siyasi ve güvenlik hesaplarının kurbanı edilmemesi gerektiği vurgulandı.

Uzmanlar, idamların derhal ve doğrulanabilir biçimde durdurulmasını, keyfi şekilde tutulan tüm mahpusların serbest bırakılmasını, zorla kaybedilen kişilerin akıbetlerinin açıklanmasını, internet üzerindeki kısıtlamaların kaldırılmasını, ifade özgürlüğü ile sivil faaliyetlerin güvence altına alınmasını ve insan hakları ihlallerinden sorumlu kişilerin hesap vermesini talep etti.

‘Savaşın bitmesi baskıların sona erdiği anlamına gelmiyor’

BM uzmanları, kalıcı barışın ancak insan hakları, adalet ve insan onurunun siyasi anlaşmaların merkezinde yer almasıyla mümkün olacağını vurguladı.

Açıklamada, keyfi gözaltılar, siyasi idamlar, işkence, zorla kaybetmeler ve sivil topluma yönelik baskılar devam ettiği sürece İran halkı için gerçek ve sürdürülebilir bir barıştan söz etmenin zor olduğu ifade edildi.

Mai Sato’nun yanı sıra Ben Saul, Astrid Puentes Riaño ve Zorla Kaybetmeler Çalışma Grubu üyelerinin de imzasını taşıyan açıklamada, uluslararası toplumun jeopolitik pazarlıklar uğruna İran halkının hak ve taleplerini göz ardı etmemesi gerektiği belirtildi.