Rojava’da komün ve eşbaşkanlık modeli: Ulus-devlet zihniyetine karşı toplumsal dönüşüm
Rojava'da 14 yıldır uygulanan komün ve eşbaşkanlık sistemi ulus-devlet anlayışına alternatif bir toplumsal örgütlenme ortaya koydu. Kobanêli kadınlar, bu iki modelin toplumda dayanışmayı, ortak iradeyi ve cinsiyet eşitliğini güçlendirdiğini belirtiyor.
BERÇEM CÛDÎ
Kobanê - Yüzyıllardır toplumlar üzerinde iktidarını sürdüren ulus-devlet sistemleri, farklı yol ve yöntemlerle toplumun en küçük birimlerine kadar etkisini yaymıştır. Kendi çıkarlarına göre bir dünya inşa etmiştir.
Tarih boyunca despot ve baskıcı sistemlere karşı onlarca toplumsal isyan ve kalkışma yaşanmıştır. Ancak toplum kendini ulus-devlet zihniyetinden kurtaramadığı ve alternatifini geliştiremediği için her seferinde kaybeden taraf olmuş, sonunda kendisi iktidarlaşmıştır.
Kürt halkı, Rojava Kurdistan’da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın “yüzyılın filozofu” olarak nitelendirilen felsefe ve projesi sayesinde, sistematik değişim ve dönüşüme dayanan farklı bir devrim gerçekleştirdi. Bu devrimi yakından takip eden ve yaşayan biri, yaşamın birçok alanında belirgin değişimler olduğunu kolayca görebilir. Bahsettiğimiz değişimler yalnızca devlet benzeri kurumlar inşa etmekle sınırlı değildir. Aynı zamanda toplumda çürümeye yol açan zihniyetleri kırma ve dönüştürme anlamı da taşımaktadır.
Bireycilik, parçalanma ve tahakküme karşı komün
Rojava’da 14 yıldır Demokratik Özerk Yönetim sistemiyle somutlaşan Demokratik Ulus projesi, ulus-devlet kültürünü ve zihniyetini kırmış, cinsiyetçi toplumsal gerilikleri dönüştürmüş ve yeni bir yaşam modeli yaratmıştır. Bu bağlamda dile getirilebilecek pek çok kazanım olmakla birlikte en dikkat çekici ve etkili olanları komün sistemi ve eşbaşkanlık yöntemidir.
Rojava’da komünlerin kurulması 2011 yılında TEV-DEM’in gündemine girdi. Kent, mahalle, ilçe ve köylerde halkın örgütlenmesi başladı ve 2012’de resmen uygulamaya geçti. Komün ise, Demokratik Özerk Yönetim sistemi içinde en küçük ama en anlamlı birim olan komün, toplumsal parçalanmaya ve rol kaybına karşı demokrasi, adalet ve eşitliğin bir araya gelmesinin cevabıdır.
Komünlerin önemi ve getirdiği dönüşümler konusunda Kobanê Gençlik ve Spor Kurulu Eşbaşkanı Avaşîn Misto değerlendirmelerini bizimle paylaştı.
‘Devrimimiz içeriğiyle önemini koruyor’
Avaşîn Misto, Rojava Devrimi’nin içeriği dolu olduğu için anlamlı ve değerli olduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Son 14 yılda yaşanan sorun ve zorluklara rağmen, mevcut sistemlerden farklı bir sistem kurmayı başardık. Bu sistem toplumun bir parçası haline geldi ve çok büyük değişimler yarattı. Şüphesiz devrim, toplumun dayatılan sistem ve zihniyetleri dönüştürmek için bir araya gelmesi anlamına gelir. Bu nedenle devrim anlam ve değerini korur. Bizim devrimimiz de dolu bir içeriğe sahip olduğu, yeni bir model yarattığı ve uyguladığı için anlam ve önemini korumuştur.”
‘Komünler toplumun ortak ve komünal ruhunu yeniden canlandırdı’
Avaşîn, komünlerin toplumun ortaklaşmacı ve komünal ruhunu yeniden canlandırdığını belirterek şöyle devam etti:
“Sistemimizdeki en yeni ve etkili sistemlerden biri komünlerin örgütlenmesidir. Komün, sistemimizin en küçük halkası olup doğrudan toplumun özüne dayanır. Aynı zamanda bu sistemin tohumudur ve toplumsal gerçeğimiz ile ideolojimizi temsil eder. Tüm zayıflık ve eksikliklere rağmen komünler maddi ve manevi açıdan rollerini oynayabilmiştir. Varlığı, iradesi ve duruşu inkâr eden ulus-devlet kültürüne karşı komünler, toplumsal birleşme ve birlikteliğin temelini attı. Komünler, bireyi bireyciliğe, tahakküme ve benzeri kalıplara hapseden anlayışları kırdı ve toplumun ortaklaşmacı ruhunu yeniden canlandırdı. Bu nedenle devrimimizin birçok ince dokusu vardır ve komünler altında toplumun örgütlenmesi de bu anlamlı kazanımlardan biridir.”
Rojava’da eşbaşkanlık: Tekçi sistemlere darbe vuran model
Rojava Devrimi’nin toplumda büyük bir patlama yaratan, toplumsal cinsiyetçiliği kırmada çok büyük değişimler sağlayan ve sisteme büyük bir farkındalık katan kazanımlarından biri de eşbaşkanlık yöntemidir.
Rojava Kürdistan’ın da eşbaşkanlık, devrimden çok önce Demokratik Birlik Partisi (PYD) tarafından parti yönetimi ve tüm kollarında kadın ve erkeğin ortak iradeyle yönetilmesi amacıyla denenmişti. 2011’de TEV-DEM’in kurulmasıyla yeniden kabul edilen bu yöntem, devrimle birlikte kurulan tüm kurum ve kuruluşlarda temel yönetim ilkesi haline getirildi. Son olarak Demokratik Özerk Yönetim’in Sosyal Sözleşmesi ile yasal olarak resmileşti. Bu dikkat çekici yönetim modeli nedeniyle Ortadoğu ve dünyadan pek çok heyet Rojava Kürdistan’ı ziyaret ederek, modeli yakından incelemek istedi.
‘Toplum tekçi zihniyetle yönetildi’
Kongra Star Kobanê Koordinasyonu Üyesi Xûnav Xelîl de konuyla ilgili görüşlerini şöyle dile getirdi:
“Devrimimizde topluma doğrudan dayanan önemli ve anlamlı birçok deneyim vardır. Yıllarca toplumların iradesi egemen güçler tarafından inkâr edildi. Bu durum bireylerin zihin ve kişilik yapısında da büyük etki yarattı. Bu nedenle toplum her zaman bir iktidar sahibine ihtiyaç duydu. Bu durum özellikle erkek iradesinin egemen olduğu seçimlerde ve irade inşasında kendini gösterdi. Toplumda kadın ve erkeğin birlikte örgütlenebileceği, her alanda ortak görüş ve ortak yönetim olabileceği bir sistem yoktu. Her zaman tek bir zihniyet dayatıldı ve her şey cinsiyet ve toplumsal kesimlere göre belirlendi.”
‘Cinsiyet eşitliği ve toplumsal adalet eşbaşkanlıkla mümkündür’
Xûnav, eşbaşkanlık yönteminin cinsiyet eşitliğinde önemli rol oynadığını belirterek şöyle devam etti:
“Rojava Devrimi bu engelleri ve sınırları yıktı ve toplumun ortak ve komünal gücünün çok büyük değişimler yaratabileceğini ortaya koydu. Bu bağlamda eşbaşkanlık yöntemi önemli rol oynadı ve bakış açısı, karar alma ve temsilde cinsiyet eşitliği konusunda çok büyük adımlar attı. Tüm alanlarda uygulanan eşbaşkanlık sistemi, toplum içinde yeni bir model yarattı. Bu modelle toplumun ortak iradeyle yönetilebileceği ortaya çıktı.”
Xûnav Xelîl, eşbaşkanlık ile birçok zihniyetin değiştiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Eşbaşkanlık sistemi, bir cinsiyetin diğerinden daha önemli görülmediği toplumsal bir adalet yarattı. Aksine kadın ve erkek birlikte, demokrasi, özgürlük ve eşitliği temsil eden bir model inşa etti. Halk da buna katıldı ve zihniyetlerinde değişimler yaşandı. Bu sistem yıllardır Rojava’da yaşandı ve pratiğiyle birçok yaşamsal ve toplumsal değişime yol açtı.”