Afganistanlı kadınlara destek: Daha iyi bir dünya için ayağa kalkmalıyız
Afganistanlı kadınlara yönelik baskılara dikkat çeken İran ve Rojhilatlı kadınlar, “Afganistanlı ve İranlı kadınlar birbirlerinin acılarını daha iyi anlıyorlar. Tiranlığa karşı kadınlar ve herkes için daha iyi bir dünya adına ayağa kalkmalıyız” dedi.
XWAN SHARİFZADEH
Bukan - Taliban ve İran İslam Cumhuriyeti gibi otoriter rejimlerde devlet ya da iktidar, kadın bedenini kontrol ederek siyasi düzeni yeniden üretmeye çalışmakta; zorunlu başörtüsü bu tahakkümün başlangıcında temel bir kırılma noktası olarak öne çıkmaktadır.
Yıllardır İran ve Afganistan’daki kadınlar farklı direniş biçimleri geliştirerek, kadın direnişinin çok katmanlı pratikleriyle bu baskı mekanizmalarını aşmaya çalışmaktadır. Jina Mahsa Emini’nin İran hükümeti tarafından katledilmesinin ardından yükselen “Jin, Jiyan, Azadî” sloganı, 2022 yılında Seqiz şehri ve Aichi Mezarlığı’nda başlayan ve kısa sürede tüm dünyaya yayılan bu mücadelenin en önemli sembollerinden biri haline geldi.
Son günlerde Herat’ta, “Taliban’ın uygun gördüğü başörtüsüne uymama” gerekçesiyle kadınlara yönelik sokak müdahaleleri, bazı komutanlar tarafından yapılan gözaltılar ve Cebrail Caddesi’nde Taliban ile protestocular arasında yaşanan silahlı çatışmalar tepkilere ve protesto gösterilerine yol açtı. Rojhilat Kürdistan ve İran’daki kadınların deneyimi, Afganistanlı kadınların yaşadığı acıyı daha derinden anlamalarını sağlıyor. Aynı şekilde kontrol altına alınan bedenlerini bir direniş alanına dönüştüren kadınlar, her gün iktidara meydan okuyor.
İran ve Afganistanlı kadınların ortak mücadelesi
Bu direniş yalnızca başörtüsü ve sokakla sınırlı kalmayıp evde ve hatta hapishanelerde de kadın hakları ve insanlık mücadelesi olarak sürüyor. Bugün Rojhilat Kürdistan ve İran’daki kadınlar, kendilerini Afganistan’daki kız kardeşlerinin sesi olarak görüyor ve birlikte “Jin, Jiyan, Azadî” sloganını haykırıyor. İranlı ve Afganistanlı kadınların ortak noktalarından belki de en önemlisi, her ikisinin de meselelerinin sadece kıyafet veya belirli bir hak meselesi değil, kendi kaderlerini tayin etme hakkı olduğu sonucuna varmış olmalarıdır.
Bukan’da yaşayan 25 yaşındaki Kimia M., “Kadınlar, devletin veya siyasi gücün bedenleri, yaşamları ve gelecekleri hakkında karar verebileceği fikrine meydan okuyorlar. Çünkü bir hükümet kadınları kontrol edebildiğinde, toplumun diğer kesimlerini kontrol etmek daha kolay hale geliyor. Ortadoğu’daki kadınlar direniş, mücadele ve cinsiyet ayrımcılığı konusunda ortak deneyimlere sahipler. Ancak Taliban ve İran İslam Cumhuriyeti arasındaki benzerlikler nedeniyle Afganistanlı ve İranlı kadınlar birbirlerinin acılarını daha iyi anlıyorlar. Kaderimizi belirlemek için, tiranlık yapılarına karşı kadınlar ve herkes için daha iyi bir dünya adına ayağa kalkmalıyız” ifadelerinde bulundu.
‘Kendimizi Afganistanlı kadınlardan ayrı düşünemeyiz’
Rojhilat Kürdistan’da kadın hakları aktivisti ve avukat Pakhshan Q., birçok kadın gibi bu tür sistemlerde dayanışmanın zorunluluğuna dikkat çekerek, Afganistanlı kadınlara destek verdi. Pakhshan Q., “Kendimizi Afganistanlı kadınlardan ayrı düşünemeyiz. Hem İran’da hem de kendi ülkelerinde Afganistanlı kadınlar baskıya maruz kalıyor. Afganistan’da yakın zamanda katledilen Çiman Hüseyinzade gibi İranlı kadınlar da bu şiddetten muaf kalmadı. Birleşmemiz gerekiyor ve ataerkil sistemin, kadınları parçalayarak ve birbirinden ayırarak egemenliğini yeniden ürettiğini bilmeliyiz. Bu nedenle kadınların özgürleşmesi ancak kolektif bir mücadele ve dayanışma ağıyla mümkündür. Dünyanın her yerindeki kadınlar Afganistanlı kadınların sesi olmalıdır” çağrısında bulundu.
‘Jin, jiyan, azadî’ sloganı coğrafi sınırları ortadan kaldırdı’
İran’da 2022 protestoları tutuklularından bir kadın, “Kadınlara yönelik baskı, tarihteki en eski tahakküm biçimidir. Devletin ortaya çıkmasından önce de sınıflar ve birçok farklı eşitsizlik biçimi vardı ve bu eşitsizlikler toplumda diğer baskı ve ayrımcılıkların ortaya çıkmasına zemin hazırladı. İran ve Afganistan’daki gerçek devrim yalnızca siyasi yapılarda değil, aynı zamanda zihinsel bir devrimdir. Böylece dünyanın her yerindeki insanlar, toplumun özgürlüğüne giden yolun kadınların özgürlüğünden geçtiğini ve ‘Jin, jiyan, azadî’ sloganının coğrafi, zamansal ve cinsiyet sınırlarını ortadan kaldırdığını fark edebilir. Bu nedenle Afganistanlı kadınların özgürlük mücadelesi aynı zamanda bizim özgürlüğümüz ve mücadelemizdir” sözlerine dikkat çekti.