Afganistan'dan tanıklar: Kadınlar baskı altında, kentler ablukada
Herat'ta kadınların gözaltına alınmasıyla başlayan süreç, Afganistan'da korku atmosferini yeniden görünür kıldı. Tanıklar, kentlerin yoğun güvenlik denetimi altına alındığını, kadınların ise kamusal yaşamdan uzaklaştırıldığını aktarıyor.
BAHARİN LEHİB
Afganistan - Birkaç gün önce Taliban'ın "İyiliği Emretme ve Kötülükten Sakındırma" birimine bağlı görevliler, Herat kentinde bazı kadınları "tesettür kurallarına uymadıkları" gerekçesiyle gözaltına alarak cezaevine gönderdi. Birçok yurttaşa göre bu uygulama, Taliban'ın yönetime el koymasından bu yana sürdürdüğü sert ve insanlık dışı uygulamaların yeni bir örneği oldu.
Bu olayın ardından Kabil ve Belh vilayetlerinden de benzer haberler geldi. Söz konusu bölgelerde başka kadınların da gözaltına alındığı, bunlar arasında Kabil'de yaşayan hamile bir kadının da bulunduğu bildirildi.
Gözaltındaki kadınlara işkence
Ne yazık ki Taliban tarafından birkaç saatliğine dahi gözaltında tutulan bazı kadınlar; taciz, kötü muamele, tecavüz, hakaret, aşağılanma ve şiddet içeren davranışlara maruz kaldıklarını dile getirdi. Ayrıca gözaltı süreçlerinde kadınlara yönelik ağır ve aşağılayıcı ifadelerin kullanıldığına dair çok sayıda rapor bulunuyor. Tüm bu gözaltı işlemlerinin erkek görevliler tarafından gerçekleştirilmesi ise birçok kadın açısından ayrı bir psikolojik baskı ve aşağılanma biçimi olarak değerlendiriliyor.
Dijital medyada da Taliban görevlilerinin kadınları gözaltına almasına ilişkin çok sayıda görüntü ve bilgi paylaşıldı. Gözaltı deneyimi yaşayan bazı kadınlar ise maruz kaldıkları baskı ve tehditlere rağmen yaşadıklarını kamuoyuyla paylaşmaya devam etti.

Protestolara saldırı
Herat'taki gözaltıların ardından çok sayıda kadın ve erkek yurttaş bu uygulamaları protesto etmek amacıyla sokağa çıktı. Ancak tanıkların aktardığına göre protestolar Taliban'ın sert müdahalesiyle karşılaştı. Yerel kaynaklar, müdahale sırasında çok sayıda kişinin öldüğünü ve yaralandığını bildirdi.
Görgü tanıkları ayrıca Taliban'ın bazı yaralıların Herat Devlet Hastanesi'ne sevk edilmesine veya burada tedavi edilmesine izin vermediğini belirtti.
Bu gelişmelerin ardından dijital medya üzerinden, cuma namazı sonrasında Afganistan genelinde kitlesel protestolar düzenlenmesi yönünde çağrılar yayımlandı. Aynı dönemde bazı kişiler ise bu çağrıların Taliban tarafından muhalifleri tespit etmek ve baskı altına almak amacıyla dolaşıma sokulduğunu iddia etti.
Bununla birlikte dikkat çeken en önemli unsur, ülkenin bazı bölgelerinde oluşan yoğun güvenlik atmosferiydi.
Askerler kentin çeşitli noktalarına yerleştirildi
Kabil'de özellikle Deşt-i Berçi bölgesinde, Herat kent merkezinde ve Cebrail ilçesinde, ayrıca Bamyan vilayetinde Taliban güçlerinin varlığı belirgin şekilde artırıldı.
Yaşananları yerinde gözlemlemek için Kabil'deki Deşt-i Berçi bölgesine gittik. Bölgeye çıkan yollar Taliban güçleri tarafından kapatılmıştı. Cep telefonunu çıkaran herkes Taliban görevlilerinin uyarısıyla karşılaşıyor, fotoğraf veya görüntü çekmelerine izin verilmiyordu.
Aynı saatlerde Herat'tan gelen bilgiler de dikkat çekiciydi. Kentte konuşlandırılan Taliban güçlerinin ve kullanılan ekipmanların sayısının halkın beklediğinden çok daha fazla olduğu bildirildi.
Benzer şekilde Bamyan'da da yalnızca asker sayısı artırılmakla kalmamış, sivil kıyafetli kişiler de kentin çeşitli noktalarına yerleştirilmişti. Bu kişiler yurttaşların hareketlerini yakından izliyordu.
Her yer gözetim altına alındı
Birçok yurttaş yaşananlara tepki göstererek şu değerlendirmede bulundu:
"Eğer Taliban sahip olduğu bu imkan ve ekipmanları ülkenin savunulması ve Pakistan'dan kaynaklanan tehditlere karşı kullanmış olsaydı, bugün Afganistan'ın farklı bölgelerinde kadınlar ve çocuklar hayatını kaybetmiyor olurdu."
Deşt-i Berçi'ye giden yollara yaklaştığımızda yoğun güvenlik önlemleri açıkça hissediliyordu. Mahalleler, sokaklar ve hatta evler dahi gözetim altındaydı.
Yol üzerinde küçük ve hasta çocuğunu kucağında taşıyan bir anneyle karşılaştık. Kadın çocuğunu doktora götürebilmek için uzun bir mesafeyi yürümek zorunda kalmıştı. Tam o sırada cep telefonu çaldı. Telefonunu çantasından çıkarmaya çalışırken birkaç Taliban mensubu hızla etrafını sardı. Sanki ciddi bir güvenlik tehdidi ya da bir intihar saldırganıyla karşı karşıyaymış gibi davrandılar.
Görevlilerden biri sert bir şekilde kadının çantasını elinden aldı ve aramaya başladı. Çantada bir miktar para ve basit bir cep telefonundan başka hiçbir şey yoktu. Taliban görevlileri aramanın ardından eşyaları saygısız bir şekilde kadına doğru fırlattı ve alaycı ifadeler kullandı.
‘Sokaklarda neredeyse hiç kadın görünmüyordu’
Bamyan'dan gelen tanıklıklar da benzer bir tablo ortaya koyuyordu.
Görgü tanıkları, "Sokaklarda neredeyse hiç kadın görünmüyordu. Birçok dükkân kapalıydı. Kadınların faaliyet yürüttüğü bazı eğitim kursları ve merkezler ise durum netleşene kadar en az bir hafta süreyle çalışmalarını durdurdu" dedi.
Herat'ta yaşayan kadın hakları aktivistlerinden Nuşin Azimi de yaşananları şu sözlerle anlattı:
"Tüm yollar kapatılmıştı. Hiçbir hareketliliğe izin verilmek istenmiyordu. Çok sayıda kadın protestoya katılmayı planlıyordu ancak yalnızca az sayıda kişi toplanma alanına ulaşabildi. Taliban bize durma ve bir araya gelme fırsatı bile vermedi. Tehdit ve baskılar nedeniyle alanı terk etmek zorunda kaldık. Kentteki Taliban güçlerinin sayısı o kadar fazlaydı ki karşımızda silahlı bir savaş varmış gibi hissediyorduk. Oysa karşınızda yalnızca sivil protesto düzenlemek isteyen kadınlar vardı."
Korku atmosferine rağmen mücadele sürüyor
Bir gün önce düzenlenen protestolarda ise "Diktatöre ölüm", "İş, eğitim ve özgürlük" ile "Jin, jiyan, azadî" sloganları atılmıştı.
Herat, Kabil ve Bamyan'da yaşanan son gelişmeler, kadınlara ve protestoculara yönelik kısıtlamaların Afganistan'ın en önemli sorunlarından biri olmaya devam ettiğini gösteriyor.
Tanıkların anlattıkları; Taliban güçlerinin yaygın varlığını, kamusal alanlar üzerindeki sıkı denetimi ve yurttaşların protestoların sonuçlarına ilişkin duyduğu endişeyi ortaya koyuyor. Bu tablo, toplumun önemli bir bölümünün korku ve belirsizlik içinde yaşamını sürdürdüğüne işaret ediyor.
Tüm baskılara rağmen bazı kadınlar ve sivil toplum aktivistleri seslerini duyurmaya ve mevcut duruma karşı itirazlarını kamuoyuna taşımaya devam ediyor.