Cumartesi Anneleri'nden Veysel Güney çağrısı: Mezar yeri açıklansın
Cumartesi Anneleri, 12 Eylül darbesinin ardından idam edilen ve cenazesinin akıbeti hala açıklanmayan Veysel Güney'i andı. Aile, aradan geçen 45 yıla rağmen mezar yerinin açıklanmasını ve hakikatin ortaya çıkarılmasını istedi.
İstanbul – Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylemlerinin 1107'nci haftasında Galatasaray Meydanı'nda bir araya geldi. Eylemde bu hafta, 12 Eylül askeri darbesi sonrasında idam edilen ve mezar yeri hala açıklanmayan Veysel Güney'in akıbeti gündeme taşındı.
Çok sayıda kişinin katıldığı eylemde kayıpların fotoğrafları ve kırmızı karanfiller taşınırken, basın açıklamasını İkbal Eren okudu.
‘Mezarsız kayıpların hikayelerini anlatmaya devam edeceğiz’
Mezarların toplumsal hafızanın önemli bir parçası olduğunu vurgulayan İkbal Eren, “Bir insanı mezarsız bırakmak onu toplumsal hafızadan ve tarihten silmeye yönelik bir girişimdir. Bu nedenle mezarsız ve mekansız bırakılarak hafızanın dışına itilmek istenen kayıplarımızın isimlerini yaşatmaya, hikayelerini kamusal alanda anlatmaya devam ediyoruz” dedi.
İkbal Eren, gözaltında kaybedilenlerin ve devlet eliyle yok edilenlerin mezar yerlerinin ortaya çıkarılmasının hafızanın, adaletin ve insan onurunun yeniden tesis edilmesinin temel koşullarından biri olduğunu söyledi.
Meclis kararı olmadan idam edildi
İkbal Eren, 24 yaşındaki Veysel Güney'in 28 Aralık 1980'de Gaziantep'te düzenlenen bir ev baskınında yaralı olarak gözaltına alındığını, tutukluluğu boyunca tek kişilik hücrede tutulduğunu ve ailesi dahil hiç kimseyle görüştürülmediğini anlattı.
Adana Bölgesi Sıkıyönetim Komutanlığı 2 No'lu Askeri Mahkemesi'nde yargılanan Veysel Güney'in avukat talebinin reddedildiğini ve savunma hakkının yok sayıldığını belirten İkbal Eren, 17 Şubat 1981'de herhangi bir somut delil olmaksızın idam cezasına mahkum edildiğini söyledi. İkbal Eren, Meclis kararı olmadan çıkarılan özel bir kanunla idamının önünün açıldığını ve 10 Haziran 1981'de Gaziantep E Tipi Cezaevi'nde idam edildiğini ifade etti.
İdam edildi, cenazesi kaybedildi
İkbal Eren, idamın ardından Veysel Güney'in üzerindeki kalem, sigara ve çakmağın babası Ali Güney'e teslim edildiğini ancak cenazesinin kaybedildiğini belirtti. 10 Haziran 1981 tarihli bir tutanakla babasına verilmek üzere teslim edilen bedenin akıbetinin hala bilinmediğini söyledi.
İnfaz sırasında hazır bulunan savcı Mete Göktürk'ün yıllar sonra yayımladığı Adaleti Gördünüz mü? adlı kitabında, Veysel Güney'i suçlayacak deliller bulunmadığını ve yargılamanın adilliğine ilişkin kuşkularını kamuoyuyla paylaştığını da hatırlattı.
45 yıllık mezar arayışı
Ailenin yıllarca mezar yerini bulmak için mücadele verdiğini belirten İkbal Eren, 2006 yılında Gaziantep Mezarlıklar Müdürlüğü kayıtlarında “hüviyeti meçhul” olarak kaydedilen bir kişinin 105341 numaralı mezara gömüldüğüne dair bilgiye ulaşıldığını aktardı. Ancak daha sonra yapılan DNA incelemelerinin hem ailede hem de kamuoyunda ciddi kuşkular yarattığını, raporun gerçeği yansıtıp yansıtmadığına ilişkin soruların yanıtsız kaldığını ifade etti.
‘Acımız ilk günkü gibi taze’
Eylemde daha sonra Veysel Güney'in kardeşi İsmail Güney, kardeşi Ayhan Güney'in gönderdiği mektubu okudu. Mektupta, Veysel Güney'in idam edilmeden önce ailesiyle görüştürülmediği, son görüşmede aralarında silahlı askerlerin bulunduğu ve annesinin oğluna son kez sarılamadan yaşamını yitirdiği anlatıldı.
Ayhan Güney mektubunda, “45 yıldır acımız ilk günkü tazeliğinde. 24 yaşındaki oğlunu 31 yıl arayan annem ve babam gözü açık ayrıldılar aramızdan. Hak arayışlarını bize de miras bıraktılar. Onların mirasına sahip çıkacağız” ifadelerine yer verdi.
Açıklamanın ardından Galatasaray Meydanı'ndaki anıta karanfiller bırakıldı.