Ruksen Mihemed: YPJ her kadının kimliğini temsil ediyor

Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) Sözcüsü Ruksen Mihemed, YPJ’nin yalnızca askeri bir güç değil, kadın kimliğinin ve  iradesinin örgütlü ifadesi olduğunu belirterek, bu yapının kadınların tarihsel dışlanmasına karşı gelişen en güçlü yanıt olduğunu vurguladı.

RONÎDA HACÎ

Hesekê – Kadınların tarihsel olarak sistematik biçimde dışlandığı ve erkek egemen iktidar yapıları tarafından görünmez kılındığı bir düzende, Rojava’da ortaya çıkan kadın örgütlenmesi bu denklemi köklü biçimde sarsıyor. Yıllardır şiddetin farklı biçimleriyle karşı karşıya bırakılan kadınlar, artık yalnızca bu sistemin mağduru değil; kendi kimliğini, iradesini ve varlığını savunan örgütlü bir güç olarak sahnede yer alıyor. Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) Sözcüsü Ruksen Mihemed, bu dönüşümün yalnızca askeri bir yapı değil, aynı zamanda kadın kimliğinin toplumsal, siyasal ve kültürel düzeyde yeniden inşası anlamına geldiğini vurguluyor.

‘Kadınlar bilinçleriyle kendilerini güçlendirdi ve devrimin merkezine yerleşti’

Ruksen Mihemed, kadın özgürlüğü meselesinin genel bir mesele olduğunu söyleyerek, “Suriye’de, yıllarca süren kadın mücadelesinin ardından ve özellikle 2012’de başlayan Rojava Devrimi sonrasında kadınların varlığı daha görünür hale geldi. Bu durum özellikle Rojava Kürdistan’ında açık bir şekilde ortaya çıktı ve kadın hareketi farklı bir yol izledi. Kadınlar kendilerini örgütledi, kurumlarını kurdu, düşünce ve bilinçleriyle kendilerini güçlendirdi ve ordudaki konumlarını sağlamlaştırdı. Toplumun üzerine kurulu olduğu temelleri yeniden düzenlediler, ona öncülük ettiler ve devrimin merkezine yerleştiler” şeklinde konuştu.

‘Ortadoğu’daki krizler kadınların dışlanmasının sonucudur’

Ruksen Mihemed, Ortadoğu’da yaşanan kriz ve sorunların, her şeyin özünden kopması ve kadınların tüm alanlardan dışlanmasıyla bağlantılı olduğunu belirterek şöyle devam etti:

“Bu topluma ve yaşama bakacaksak, kadın perspektifinden bakmalıyız. Dünyada kriz olarak adlandırılan birçok sorun – su kıtlığı, çevre sorunları, savaşlar ve ekonomik krizler – büyük ölçüde kadınların tarihsel olarak dışlanmasının sonucudur. Ancak kadınlar bu krizleri çözme konusunda benzersiz bir konumdadır, çünkü onların çözüm yöntemleri ve bakış açıları doğaldır ve toplumu örgütleyen de onlardır.

Kadınların varlığını yok sayan ve onların yönetim pozisyonlarında yer alamayacağını, karar mekanizmalarında söz sahibi olamayacağını iddia eden bir zihniyet var. Mevcut rejim kadınların sorunlarını ne doğal ne de bilimsel yöntemlerle çözmüyor.”

‘Kadınlar mücadeleleriyle iktidar kalelerini sarsıyor’

Ruksen Mihemed, Rojava’daki kadın mücadelesi ve örgütlenmesinin temel amacının her şeyi özüne döndürmek olduğunu dile getirerek şunları söyledi:

“Rojava Devrimi ile birlikte kadınların karar alma hakkı olmadığına dair anlayışı kırdık. Kadınlar sistemin başarısının kaynağıdır, çünkü her şey tahrif edilmiştir. Sistem, doğa, toplum, ekonomi ve ordu – hepsi gerçek anlamından koparılmıştır. Ancak kadınlarla birlikte yaşamın doğasını yeniden dönüştürdük. Kendimizi kadın olarak örgütledik, bilim alanında ilerledik ve kadın kimliğini inşa ettik. Jineoloji sayesinde kadınlar her şeyi gerçek doğasına döndürüyor ve aslında her alanda bir devrim gerçekleştiriyor.

Bugüne kadar verdiğimiz mücadele büyük bir mücadeleydi, ancak yeterli değil. Ne kadar mücadele edersek, o kadar fazla saldırıya uğruyoruz. Devlet bu mücadeleden korkuyor. İktidar sistemi kendini bir kale gibi inşa etti ve kadınlar mücadele ve örgütlenmeyle bu kalenin duvarlarını yıkıyor. Mücadeleyi durduracak bir zaman yoktur; insan nefes aldığı sürece mücadele her yönüyle devam edecektir.”

‘YPJ kadınlar için bir model, ahlaki ve insani bir kültürdür’

Ruksen Mihemed, savaş ve iktidar sistemlerinin kadınlar tarafından kurulan yapılara saldırdığını, kadınların oluşturduğu kültürü hedef aldığını ve kadın kimliğine yönelik örgütlü toplumsallığı hedef aldığını vurgulayarak, devamında: “26 Nisan’da Kadın Hareketleri ve Örgütleri Ortak Eylem Platformu, Kadın Savunma Birlikleri’ne (YPJ) destek amacıyla bir kampanya başlattı. Bu kampanya büyük önem taşıyor. Çünkü YPJ’ye destek, yalnızca onun Suriye Savunma Bakanlığı içinde resmiyet kazanması ya da kadınların anayasal olarak yer almasıyla sınırlı değil.

YPJ, kadınlar için bir modeldir; ahlaki, insani bir kültürü ve kimlik kültürünü temsil eder. Bu yapı yalnızca yüzlerce ya da binlerce kişiden oluşan bir güç değil; aynı zamanda bir toplum, bir örgüt ve bir sistemdir. Kadın kimliğinin Suriye anayasasında nasıl güvence altına alınacağı açık bir şekilde anlaşılmalıdır. Bu son derece önemli bir konudur ve mücadelemiz de bu temel üzerinde şekillenmiştir” ifadelerine yer verdi.

‘Toplumun YPJ’ye duyduğu saygı ve güven en büyük başarımızdır’

Ruksen Mihemed konuşmasının sonunda birlik çağrısı yaparak, “Biz örgütlü bir gücüz ve toplumumuz bizi kabul etmiş, sürekli olarak destek vermektedir. Bu bizim en büyük kazanımımızdır. Halkımızın ve bölgemizin saygısını kazandık. Ancak mücadelemizi, şehitlerimizi ve halkımızı koruyabilmek için gücümüzün Suriye’de tanınması gerekiyor. Bu meşru bir haktır. Gerçek anlamda demokratik bir Suriye’nin inşa edilmesi, barış ve istikrarın sağlanması için bu gücün kabul edilmesi ve tanınması şarttır” dedi.