İran’da hak ihlalleri ağırlaşıyor: Gözaltı, tecrit ve idamlar
Ateşkes sürecine rağmen sahadan ve insan hakları raporlarından gelen veriler, İran’da baskı politikalarının azalmadığını, aksine gözaltılar, zorla itiraf, tecrit ve idam kararlarıyla genişlediğini ortaya koyuyor.
Haber Merkezi – İran’da son dönemde yaşanan siyasi ve güvenlik odaklı gelişmeler, toplum genelinde belirsizlik ve tedirginliği artırıyor. Hızlı değişen politik ve güvenlik koşullarının gölgesinde, iç politikaların halkın günlük yaşamı üzerindeki etkisine dair kaygılar büyüyor.
İşkence iddiaları ve şüpheli ölümler
Askeri çatışmaların kısmen sona ermesi ve ateşkes sürecine girilmesiyle birlikte güvenlik ortamında iyileşme beklentileri oluşsa da, sahadan gelen bilgiler ve insan hakları raporları bu beklentiyi boşa çıkarıyor. Toplu gözaltılar, ağır cezalar, devam eden idamlar ve tutuklu yakınları üzerindeki baskılar, savaş sürecinde başlayan güvenlik politikalarının sürdüğünü gösteriyor.
Şiraz’da protestolar sırasında gözaltına alınan bir kişinin, ağır işkence sonucu yaşamını yitirdiği bildirildi. İnsan hakları kaynakları, söz konusu kişinin zorla itirafa zorlandığını ve vücudunda işkence izleri bulunduğunu aktardı. Yetkililerin ise ölüm nedenini “intihar” olarak açıklamaya çalıştığı, bu tür vakalarda sıkça tekrar edilen bir söylem olarak dikkat çekiyor.
Kadınlara yönelik şiddet ve belirsizlik
Son aylarda gözaltındaki kadınların çok yönlü şiddet, baskı ve hak ihlallerine maruz kaldığı belirtiliyor. Mahabadlı Kürt kadın Şalêr Mam Qadri’nin, kanser hastası olmasına rağmen gözaltında ağır şiddete maruz kaldığı ve dizinin kırıldığı aktarıldı. Ancak aradan geçen zamana rağmen nerede tutulduğuna ve sağlık durumuna dair net bilgi paylaşılmadı.
Şiraz’da bir Bahai yurttaşın 10 günü aşkın süredir ailesiyle görüştürülmeden ve avukata erişimi olmadan tutulduğu belirtilirken, başka bir vakada Sagar Gholami’nin durumuna ilişkin çelişkili bilgiler paylaşıldı. Yetkililer kefaletle serbest bırakıldığını açıklarken, bağımsız kaynaklar kişinin akıbetine dair kesin bilgi bulunmadığını ifade ediyor.
Ayrıca Şiraz’da gözaltına alınan dört kadın protestocu serbest bırakıldı ancak elektronik kelepçe ile izlenmeye devam ediliyor. Gözaltı sırasında av tüfeğiyle vuruldukları belirtilen kadınların “serbest bırakılması”, uzmanlara göre fiili bir özgürlük anlamına gelmiyor.
Öte yandan, 18 yaşındaki Niloufar Esfahani hakkında yeniden verilen idam kararı, yargı süreçlerindeki şeffaflık eksikliği ve genç kadınların durumuna ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Öğrencilere yönelik baskı artıyor
Öğrenciler de hedef alınan kesimler arasında yer alıyor. Tahran ve Meşhed’de 18 öğrencinin yalnızca sosyal bir buluşma nedeniyle gözaltına alınması, güvenlik güçlerinin her türlü toplanmaya karşı hassasiyetini ortaya koyuyor. Gözaltı sırasında öğrencilerin darp edildiği, telefonlarına el konulduğu ve bilinmeyen merkezlere götürüldüğü bildirildi.
Öğrencilerden dördünün bir geceyi tek kişilik hücrede geçirdiği, “ulusal güvenliğe karşı toplanma ve komplo” suçlamalarıyla karşı karşıya kaldıkları belirtildi. Üç öğrenci kefaletle serbest bırakılırken, bir öğrencinin hâlâ tutuklu olduğu ifade edildi. Bu durum, üniversite ortamında bağımsız sosyal ve düşünsel ağların engellenmeye çalışıldığı yönünde değerlendirmelere neden oluyor.
Gizli gözaltılar ve sistematik ihlaller
Farklı kaynaklardan gelen raporlar, gizli gözaltı, bilinmeyen yerlere sevk, tecrit, avukata erişimin engellenmesi ve zorla itiraf alma gibi uygulamaların tekrar eden bir model haline geldiğine işaret ediyor. Özellikle erkek tutukluların bu tür baskılara daha sık maruz kaldığı belirtiliyor.
Gözaltında ölümler, ani idamlar ve insanlık dışı koşullarda uzun süreli tutukluluk gibi vakalara ilişkin endişeler artarken, yargı süreçlerindeki şeffaflık eksikliği bu kaygıları daha da derinleştiriyor. İnsan hakları savunucuları, mevcut tablonun ciddi hak ihlallerine işaret ettiğini vurguluyor.