Kayıp yakınlarından birçok kentte eylem: Cezasızlık son bulsun

İHD ve kayıp yakınları Amed, Êlih, Riha, Colemêrg ve İzmir’de düzenledikleri eylemlerde gözaltında kaybedilenlerin akıbetini sordu, cezasızlık politikalarına son verilmesi ve sorumluların yargılanması çağrısı yaptı.

Haber Merkezi - İnsan Hakları Derneği (İHD) şubeleri ve kayıp yakınları, farklı kentlerde düzenledikleri haftalık eylemlerle gözaltında kaybedilenlerin akıbetini sormayı sürdürdü. Amed, Êlih, Riha, Colemêrg ve İzmir’de yapılan açıklamalarda, yıllardır sonuçsuz bırakılan dosyalara dikkat çekilerek kayıpların bulunması, faillerin yargılanması ve cezasızlık politikalarının sona erdirilmesi talep edildi. Eylemlerde kaybedilen kişilerin hikayeleri paylaşılırken, adalet arayışının sürdürüleceği vurgulandı.

Amed

İHD Amed Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” eyleminin 896’ncı haftasında Rezan (Bağlar) ilçesine bağlı Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi.  Kayıp yakınları, gözaltında kaybettirilen ve katledilen yakınlarının fotoğraflarıyla eylem alanında yerlerini aldı. Bu haftaki eylemde Amed’de 14 Nisan 1995’te gözaltında kaybedilen Ali İhsan Dağlı’ın akıbeti soruldu.

Ali İhsan Dağlı’nın hikayesini İHD Yönetim Kurulu Üyesi Yahya Polat, Kürtçe okudu.

Ali İhsan Dağlı’nın hikayesi

“Ali İhsan Dağlı, eşi ve çocukları ile birlikte Amed’in Farqîn (Silvan) ilçesine bağlı Salikan Köyünde ikamet eder.  14 Nisan 1995 yılında köyde güvenlik güçleri tarafından yapılan operasyon sonrası çatışma çıkar. Çatışma sonrası Ali İhsan Dağlı evinin yakınların da gözaltına alınır. Köy muhtarı Mehmet Şirin Kılıç, gözaltına alınan Ali İhsan Dağlı’nın köyden götürüldüğüne ve sol elinden yaralandığına şahit olur. Köy muhtarının aktardıklarına göre; Ali İhsan Dağlı önce Hişkamergê köyüne götürülür. Yarım saat burada bekletildikten sonra bir helikoptere bindirilerek Silvan Jandarma Komutanlığı’na götürülür. Ali İhsan Dağlı’nın köyden çıkartılırken kurşun yarasından dolayı gömleğinin kanlı oluğuna şahit olunur. Köy halkının gözü önünde gözaltına alınan Ali İhsan Dağlı’dan bir daha haber alınamaz.

İHD’ye başvurunun ardından köye baskın yapılır

Gözaltı sonrası ailenin Ali İhsan Dağlı için resmi kurumlara yapmış olduğu başvurular sonuçsuz kalır. 24 Nisan 1995 yılında babası Mehmet Dağlı tarafından DGM savcılığına yapılan başvuru sonrası aileye ‘Ali İhsan Dağlı adlı bir şahsın gözaltına alınmadığı söylenir.’ Yine Evrensel Gazetesinin 11 Ekim 1995 tarihli haberine göre, ailenin İHD’ye başvurmasından dolayı köy, güvenlik güçleri tarafından basılır ve aile askerler tarafından şiddete maruz kalır. Bu baskılar Ali İhsan Dağlı’nın kaybedilmesinden sonra sürekli olarak devam eder.

11 Ekim 1995 yılında Evrensel Gazetesi’nin ‘İşte kayıp’ başlıklı haberi ile Ali İhsan Dağlı’nın gözaltında çekilmiş fotoğrafı ile gözaltına alındığı belgelenir. Fotoğraf da Ali İhsan Dağlı’nın sol elinin sarılı vaziyette olduğu görülür. Ailesi çekilmiş bu fotoğraf dışında Ali İhsan Dağlı’ya ilişkin başka bir somut bilgiye ulaşmaz. 16 Ekim 1995 tarihinde bu fotoğraf şubemize gelen ailesi tarafından teşhis edilir. Aile, Ali İhsan Dağlı’nın kaybedilmesine ilişkin davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) götürür. AİHM, Türkiye’yi Ali İhsan Dağlı’nın kaybedilmesinden dolayı mahkum eder.”

Açıklama oturma eylemi ardında son buldu.

Êlih

Êlih’te eylem, 732’nci haftasında Gülistan Caddesi’nde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde devam etti. Bu haftaki eylemde, 1 Nisan 1994’te Şirnex’in Cizîr ilçesinde gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Ahmet Bulmuş’un akıbeti soruldu.

Ahmet Bulmuş’un hikayesini okuyan İHD yöneticisi Ali Karadoğan, Bulmuş ailesinin yaşadığı Hebler köyünün yakılması üzerine Cizîr’e göç ettiklerini aktardı. Ahmet Bulmuş’un 1994 yılının Nisan ayında radyosunu tamir ettirmek için Mardin Caddesi’ndeki bir dükkana gittiği, burada kimlik kontrolü yapan silahlı kişilerce beyaz Toros marka araca bindirilerek götürüldüğü belirtildi. Olayın tanıklar tarafından doğrulandığı ifade edildi.

Birkaç gün sonra İlçe Jandarma Komutanı Cemal Temizöz’ün Ahmet Bulmuş’un evinde arama yaptırdığı, eşi Fatıma Bulmuş’a eşinin gözaltına alındığını söylediği ancak daha sonra aileye yönelik baskıların sürdüğü aktarıldı. Ailenin başvuruları sonuçsuz kaldı. 1996 yılında Silopiya’da bir kuyuda bulunan cenazeler arasında Ahmet Bulmuş’un olabileceği ifade edilirken, kesin bir sonuca ulaşılamadığı kaydedildi.

Açıklama oturma eylemiyle sona erdi.

Riha

İHD Riha Şubesi, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” eylemini 71’inci haftasında Xeliliye ilçesindeki Novada Park önünde sürdürdü. Eylemde 32 yıl önce katledilen Fahri İnan’ın hikayesi paylaşıldı. Fahri İnan’ın oğlu Serhat Dicle, 1990’lı yılların gözaltılar, kayıplar ve faili meçhul cinayetlerin yoğun olduğu bir dönem olduğunu belirterek babasının 7 Nisan 1994’te arkadaşı avukat Kazım Ekinci ile birlikte Viranşehir’de silahlı saldırı sonucu öldürüldüğünü aktardı. Ailenin hukuki süreci sonuçsuz kaldı ve dosyanın AİHM’e taşınacağı belirtildi.

Açıklama oturma eylemiyle son buldu.

Colemêrg
İHD Colemêrg Şubesi, eylemlerinin 222’nci haftasında 10 Nisan 2008’de kaybettirilen Fahrettin Şedal’ın akıbetini sordu. Gever (Yüksekova) ilçesi Sanat Sokağı’nda yapılan açıklamada kayıpların fotoğrafları taşındı. Basın metnini okuyan İHD Colemêrg Şubesi Eşbaşkanı Sibel Çapraz, cezasızlık politikalarına karşı mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti ve Fahrettin Şedal için adalet arayışının devam edeceğini vurguladı.

İzmir
İHD İzmir Şubesi, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” talebiyle düzenlediği eylemi Konak Eski Sümerbank önünde gerçekleştirdi. Açıklamaya İHD Eş Genel Başkanı Cihan Aydın da katıldı. Cihan Aydın, kayıp yakınlarının adalet mücadelesinin uzun yıllardır sürdüğünü belirterek hakikatle yüzleşme çağrısı yaptı.

Ardından basın metnini okuyan İHD İzmir Şubesi yöneticisi Evrim Kubilay, Sebahattin Ali, Nurettin Yedigöl, Aydın Tekay ve Ali İhsan Dağlı için adalet talebini dile getirdi.

Açıklama oturma eylemiyle sona erdi.