Tunuslu sanatçı: Susturulan seslerimizi yeniden kazanmalıyız

Tunus’ta baskı ve sansüre rağmen mücadelesinden vazgeçmeyeceğini belirten sanatçı Laila Chabbi, “Susturulan seslerimizi geri kazanmalıyız. Korku, vatanları özgürleştirmenin yolu değildir” sözleriyle tüm sanatçılara çağrıda bulundu.

ZOUHOUR MECHERGUI

Tunus - Tunus'ta sanat yoluyla direnişin kökleri tarihin derinliklerine uzanıyor. Sanatsal üretim hiçbir zaman ulusal ve toplumsal kurtuluş mücadelesinden bağımsız olmadı. Tunuslu sanatçılar, 20. yüzyılın başlarından itibaren tiyatroyu, sözü ve müziği iktidarın tekeline alamayacağı birer mücadele aracı olarak gördü. İlk tiyatrocular sahneyi sömürgeciliğe karşı ortak bir ulusal kimlik oluşturmanın kürsüsüne dönüştürürken, bu anlayış bağımsızlık sonrasında siyasi ve toplumsal eleştiriyi merkeze alan "angaje sanat" anlayışıyla gelişti.

Sansürü aşmak için semboller, metaforlar ve tarihsel göndermeler kullanan sanatçılar, özgürlük ve toplumsal adalet taleplerini eserlerine taşıyarak halkın yaşadığı acıları sahneye ve sanata yansıttı.

Bir direniş alanı olarak sanat

Tunus'ta sanat, zamanla yalnızca bir eğlence aracı olmaktan çıkarak toplumsal gerçeklikle yüzleşmenin ve direnişin alanlarından biri haline geldi. Bu mücadele yalnızca eserlerin içeriğiyle sınırlı kalmadı; sanatçıların kamusal alandaki duruşları da direnişin bir parçası oldu.

Resmi tarihin kayda geçiremediği ezilenlerin ve dışlananların hikayeleri, politik tiyatro ve angaje müzik aracılığıyla görünür kılındı. İktidara boyun eğmeyi reddeden bu sanat anlayışı ise sanatçıları sürekli baskının hedefi haline getirdi.

Bu geleneğin günümüzdeki temsilcilerinden biri olan sanatçı Laila Chabbi de yalnızca oyunculuğuyla değil, toplumsal meseleler karşısındaki tutumuyla öne çıkıyor. Laila Chabbi, halkın sorunlarını gündeme taşıyan ve sanatı toplumsal sorumluluğun bir parçası olarak gören bir sanatçı kimliği benimsiyor. Açıklamaları ve kamuoyu önündeki duruşuyla ilkelerinden ödün vermeyen Laila Chabbi, bu nedenle mesleki dışlanmadan dijital karalama kampanyalarına kadar uzanan sistematik baskılarla karşı karşıya kalıyor.

‘Diğer mesleklerin cazibesine rağmen bu zorlu yolu seçtim’

Sanatçı Laila Chabbi, oyunculuk dünyasına adım atmasının tesadüfi olmadığını, amacının hiçbir zaman yalnızca sanatsal bir kariyer yapmak ya da maddi kazanç elde etmek olmadığını belirtti. Laila Chabbi, “Başından beri tiyatro benim için bir mesaj taşıyıcısı ve Tunus toplumunun tüm kesimleriyle bağ kurmanın stratejik bir aracı oldu. Bana sunulan diğer mesleklerin cazibesine rağmen bu zorlu yolu seçtim. Çünkü tiyatronun toplum üzerinde somut bir etki yaratabileceğine inanıyordum” dedi.

Tabuları yıkan bir oyun: Layla ve Kurt

Laila Chabbi, Tunus tiyatrosunun önemli dönüm noktalarından biri olarak 1997 yılında sahnelediği "Layla ve Kurt" oyununu hatırlatarak, bu yapımın Tunus'ta kadınlar tarafından sahnelenen ilk tek kişilik gösteri olduğunu söyledi.

Oyunun yalnızca bir eğlence gösterisi olmadığını vurgulayan Laila Chabbi, “Bu eser, konuşulmayan konulara cesurca dokundu ve birçok tabuyu yıkmayı başardı. Seçtiğim roller herkes tarafından kabul görmedi, ancak dönemin siyasi ve toplumsal gerçekliğini kuşatan düşünsel dar görüşlülükle yüzleşmek için bunların gerekli olduğuna inanıyordum” ifadelerinde bulundu.

Laila Chabbi, konuşmasının devamında 2011 sonrası dönemi değerlendirerek, ülkenin giderek daha kötü bir sürece sürüklendiğini söyledi. Laila Chabbi, yaşananların tek bir kesimin sorumluluğunda olmadığını, bunun Tunus halkının özgürlük, ifade özgürlüğü, çalışma hakkı, onur ve ulusal egemenlik gibi temel taleplerinin karşılanamamasından kaynaklandığını ifade etti. Laila Chabbi, “İlerleme hayali, gerileme ve çöküş sürecine çarptı. Bu nedenle halkın özgürlük, iş, onur ve ulusal egemenlik taleplerinin hayata geçirilmesi her geçen gün daha da zorlaşıyor” şeklinde konuştu.

Laila Chabbi, fikirleri desteklemekle bir siyasi partiye bağlı olmak arasında açık bir ayrım yaptığını belirtti. On sekiz yaşından bu yana hiçbir siyasi partiye üye olmadan protestolara katıldığını söyleyen Laila Chabbi, her zaman bağımsız bir duruş sergilediğini ifade etti.

‘Sanatçı, sesi duyulmayanın sesi olmalı’

Laila Chabbi, sanatçının yalnızca sahnede rol yapan bir kişi değil, yaşadığı dönemin tanığı ve en zor koşullarda sesi duyulmayanların sesi olması gerektiğine inandığını söyledi. Bu anlayış doğrultusunda ilkelerinden taviz vermeyeceğini belirten Laila Chabbi, mücadelesinin dar bir siyasi anlayıştan değil, özgürlük ve hukukun üstünlüğünü savunma sorumluluğundan kaynaklandığını kaydetti.

Laila Chabbi, Bağımsız Yüksek Seçim Komisyonu'nu da eleştirerek, komisyonun hukuki açıdan meşruiyet taşımadığını dile getirdi. Komisyonun yasal yeterlilik koşullarını karşılamadığını, iç demokratik seçimlerle oluşturulmadığını ve daha önce kabul edilen seçim yasasını ihlal ettiğini söyleyen Laila Chabbi, bu nedenle aldığı kararların meşru olmadığını dile getirdi.

Yetkililerin İdari Mahkeme Kanunu'nu dikkate almamasını da eleştiren Laila Chabbi, seçim sürecinin meşruiyetini zedeleyen uygulamalara karşı Prof. Hüseyin El-Hami ile birlikte Bağımsız Yüksek Seçim Komisyonu önünde protesto düzenlediklerini belirterek, bu ihlalleri açık bir şekilde reddettiklerini belirtti.

‘Kültürel kısıtlamaları kabul etmiyorum’

Laila Chabbi, sözlerinin devamında şu hususlara dikkat çekti:

“Özgür bir Tunus vatandaşı olarak hakkımda ortaya atılan hiçbir iftirayı ve çalışmalarımın kısıtlanmasını kabul etmiyorum. Sivil toplumun hareket alanının giderek daraltılmasını ve bir dönem Tunus'un kültürel ve düşünsel yaşamını zenginleştiren kültür festivallerine getirilen kısıtlamaları da kabul etmiyorum. Bugün gelinen nokta, diktatörlük kavramını aşarak bir tür teokrasiye dönüşmüş durumda. Bu uygulamalar Tunus halkının yıllar içinde elde ettiği kazanımlarla bağdaşmıyor ve ülkenin gerçek anlamda ilerlemesine hiçbir katkı sunmuyor” dedi.

Laila Chabbi, şöyle devam etti: “Sivil toplumun rolünün giderek marjinalleştirilmesi son derece tehlikelidir. Çünkü sivil toplum, otoriter uygulamalara karşı en önemli güvencelerden biridir. Baskılar ne kadar artarsa artsın, insan hakları mücadelesi varlığını sürdürecektir. Bugün Tunus'ta kültür sektörünün bir parçası olmaktan utanç duyuyorum. Çünkü bu alandaki bazı kişiler sessiz kalarak ve boyun eğerek Tunus halkını hayal kırıklığına uğrattı. Sanatçıların tüm baskılara rağmen susmayı tercih etmelerini, sansürün ve özgürlüklerin olmadığı bir ortamda üretmeye devam etmelerini utanç verici buluyorum.”

‘Önemli olan ülkemizin davasını savunmak’

Baskılara rağmen sesini yükseltmekten vazgeçmeyeceğini kaydeden Laila Chabbi, meydanlarda tek başına kalsa bile mücadelesini sürdüreceğinin altını çizdi. Çalışmalarının engellenmesi ya da ekonomik baskılarla karşı karşıya kalmasının kendisini yıldırmayacağını ifade eden Laila Chabbi, “Aç bırakılsak ya da çalışmamız engellense bile önemli değil. Önemli olan ülkemizin davasını savunmaktır. Tunus ve halkı, Arap dünyası ile Afrika'ya ilham veren bir devrimin ardından özgürce yaşamayı hak ediyor” sözlerine vurgu yaptı.

Sözlerinin sonunda sanatçılara da çağrıda bulunan Laila Chabbi, “Susturulan seslerimizi yeniden geri kazanmalıyız. Korku, vatanları özgürleştirmenin yolu değildir. Biz barışçıl bir mücadele yürütüyor, diyalog talep ediyor ve ülkemizin yeniden özgür olmasını istiyoruz. Hapishaneler insanları cezalandırmanın, boyun eğdirmenin, korkutmanın ve sindirmenin aracı olmamalıdır” ifadelerini kullandı.