Süveyda’da buğday: Bereketli sezon stratejik rezerve dönüşecek mi?
Süveyda’da buğday hasadının yüksek verimle gerçekleştiğini belirten mühendis Amani El-Hasbani, depolama ve pazarlama sorunlarının çiftçileri zorladığını, yerel üretimin güçlendirilmesinin gıda güvenliği için kritik olduğunu vurguladı.
ROCHELLE JUNİOR
Süveyda- Son yılların en iyi yağışlı sezonlarından biriyle birlikte buğday hasadı, Suriye’de stratejik bir ürün ve gıda güvenliğinin temel unsuru olarak yeniden öne çıktı.
Ülkenin karşı karşıya olduğu ekonomik ve yaşam koşulları dikkate alındığında, tarımın dayanıklılık ve istikrar açısından kritik bir rol üstlendiği bir dönemde yerel üretime bağımlılığın artırılması ihtiyacı daha da önem kazanıyor. Çiftçiler bu yıl bol bir hasat beklerken, özellikle Temmuz 2015’te cihatçı Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) tarafından bir dizi silo ve deponun yakılmasının ardından, ürünün korunması, depolanması ve pazarlanmasıyla ilgili mekanizmalara yönelik soru işaretleri gündeme geliyor. Bu durum, güvenli depolama tesislerinin sağlanması ve ürünün kayıp ile diğer risklere karşı korunması konusunda önemli bir zorluk oluşturuyor.
Dışa bağımlılığı azaltma açısından önemli bir fırsat
Ziraat mühendisi Amani El-Hasbani, Süveyda’da yaklaşık beş yıldır görülmeyen düzeydeki yağışlar sayesinde bu yıl buğday hasadının yüksek verimle sonuçlandığını belirtti. Bu durumun ürün gelişimini ve verimliliği açık şekilde etkilediğini ifade eden Amani El-Hasbani, Çiftçiler Birliği’nin tahminlerine göre buğday üretiminin yaklaşık 25 bin tona ulaştığını, bunun da önceki sezonlara kıyasla belirgin bir iyileşmeye işaret ettiğini söyledi. Bu gelişmenin yerel üretimi artırma ve dışa bağımlılığı azaltma açısından önemli bir fırsat sunduğunun altını çizen Amani El-Hasbani, ancak bunun etkin yönetimle mümkün olacağını vurguladı.
Çiftçilerin ürünlerini muhafaza etme ve pazarlama sorunu
Bol üretimin tek başına bir sezonu başarılı saymak için yeterli olmadığını dile getiren Amani El-Hasbani, bir tarım sezonunun başarısının yalnızca hasat miktarıyla değil, çiftçilerin ürünlerini muhafaza etme, pazarlama ve üretim maliyetlerini karşılayacak adil bir gelir elde etme kapasitesiyle ölçülmesi gerektiğini ifade etti. Depolama ve pazarlama süreçlerindeki zorlukların üretim kadar kritik olduğuna dikkat çeken Amani El-Hasbani, hasadın bir kısmının kaybı ya da pazarlama sorunlarının Süveyda’daki çiftçilerin gelirini ve gıda güvenliğini doğrudan etkilediğini kaydetti.
‘Tahıl depolama altyapısında önemli kayıplar yaşandı’
Amani El-Hasbani, geçen yıl Temmuz ayında yaşanan olaylar sırasında bir dizi silo ve deponun yakıldığını ve bunun tahıl depolama altyapısında önemli kayıplara yol açtığını hatırlattı. Bu durumun, üretimin korunması ve olası risklerin en aza indirilmesi için farklı bölgelere yayılmış yeni depo ve siloların kurulmasını acil bir ihtiyaç haline getirdiğini sözlerine ekleyen Amani El-Hasbani, “Bu sezon dönüm başına verim yüksek olsa da, batı kırsalındaki alanlarda yaşanan hasar nedeniyle ekili alan beklediğimiz kadar geniş değil. Bu durum bazı sakinlerin evlerini terk etmesine ve arazilerin ekilmeden, bakımsız kalmasına neden oldu. Tarım sektörünün başarısı yalnızca iklim koşullarına bağlı değildir; çiftçilerin topraklarına erişebilmesi, üretim yapabilmesi, hasadı gerçekleştirebilmesi ve ürünlerini güvenli şekilde pazarlayabilmesi için güvenlik ve istikrar da en az o kadar belirleyicidir” dedi.
Buğdayın sadece bir tarım ürünü olmadığını, aileler için en temel gıda maddesi olan ekmek üretiminde kullanılması nedeniyle gıda güvenliğinin temel taşı olduğunu dile getiren Amani El-Hasbani, sözlerine şöyle devam etti:
“Süveyda’nın geçen yıl şehrin tamamen kuşatılması nedeniyle gıda yardımına bağımlı kaldı. Bu da ihtiyaçların önemli bir kısmını karşılayabilecek yerel üretimin önemini daha da açık hale getirdi. Her dönüm araziyi ekmenin ve her ton buğdayı uygun depolama yoluyla korumanın, topluluğun dayanıklılığını ve krizlerle başa çıkma yeteneğini güçlendirdiğine inanıyorum. Mevcut sezonun, sadece büyük miktarlarda buğday depolamak açısından değil, aynı zamanda bu rezervi gerektiğinde yönetmek, dağıtmak ve kullanmak için kapsamlı bir plan geliştirerek stratejik bir rezerv oluşturmak için bir fırsat sunuyor. Bu, her koşulda un ve ekmeğin sürekli olarak temin edilmesini sağlayacaktır. Bunun başarılması için çiftçiler, ilgili taraflar ve tarım yetkilileri, özellikle de Tarım Müdürlüğü ve Çiftçiler Birliği arasında iş birliğinin güçlendirilmesi gerekiyor. Süveyda’nın çeşitli yerlerinde silo ve depolar kurulmalıdır. Bu, rezervin güvenliğini artıracak ve olası risklerden koruyacaktır.”
Çiftçilerin yaşadığı sorunlar
En önemli zorluklara dikkat çeken Amani El-Hasbani, yüksek yakıt fiyatları, hasat maliyetleri ve pazarlama süreçlerindeki güçlüklerin çiftçiler üzerinde ciddi bir yük oluşturduğunu belirtti. Amani El-Hasbani, ayrıca önceki yıllarda üretim maliyetlerinin bir kısmını karşılamaya yardımcı olan saman fiyatlarındaki düşüş ile yangınların buğday mahsulü için en büyük tehditlerden biri olmaya devam ettiğini ifade etti.
Pazarlama konusuna da değinen Amani El-Hasbani, “Pazarlama konusunda hasadın gecikmesi ve net, adil fiyatların olmaması, bol üretime rağmen sezonun ekonomik sürdürülebilirliğini zayıflatıyor ve bu çiftçilerin karşılaştığı en büyük zorluklardan biri. Köylerin, özellikle de uzak köylerin yakınlarında toplama merkezleri kurulması, ulaşımın sağlanması ve çiftçilerin alacaklarını zamanında alabilmeleri için ödemelerin hızlandırılması, böylece gelecek sezonlarda da buğday üretmeye devam etmelerinin teşvik edilmesi gerekir” ifadelerinde bulundu.
Bir sonraki aşamanın çiftçiler, Tarım Müdürlüğü, Çiftçiler Birliği ve yerel topluluk arasında gerçek bir ortaklık gerektirdiğini kaydeden Amani El-Hasbani, “Gıda güvenliğinin güçlendirilmesi, çiftçilerin desteklenmesiyle başlar, üretim girdilerinin ve tarımsal rehberliğin sağlanmasıyla devam eder, tarım arazilerinin korunması ve kooperatif girişimlerinin desteklenmesiyle de sürer. Bu süreç, ancak buğday hasadının adil ve güvenli bir sistem içinde tüketiciye ulaşmasıyla tamamlanır” dedi.
‘Ürünü korumak sadece çiftçinin sorumluluğu değil’
Amani El-Hasbani, mevcut sezonun önemli bir fırsat sunduğunu vurgulayarak, çiftçileri üretim, hasat, depolama ve pazarlama aşamalarında destekleyen net politikalarla bu fırsattan yararlanılması gerektiğini belirtti. Buğday hasadının korunmasının yalnızca çiftçinin sorumluluğu olmadığını, ilgili yetkililer ve yerel halkın ortak sorumluluğu olduğunu vurgulayan Amani El-Hasbani, bu ürünü korumanın Süveyda’daki gıda güvenliğinin en önemli bileşenlerinden birini korumak ve gelecek yıllarda yerel üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak anlamına geldiğini ifade etti.