BM’den iklim yükümlülükleri kararı: Devletlere hukuki sorumluluk vurgusu
BM Genel Kurulu, iklim değişikliğiyle mücadelede devletlerin yükümlülüklerini yeniden tanımlayan kararı kabul etti. Karar, çevresel zararın önlenmesinin uluslararası hukuk kapsamında bir sorumluluk olduğunu vurguluyor.
Haber Merkezi- BM Genel Kurulu, devletlerin iklim değişikliğiyle mücadeledeki hukuki sorumluluklarını netleştiren önemli bir kararı kabul etti. Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) geçen yıl yayımladığı danışma görüşünün ardından gelen karar, ülkelerin çevresel zarara yol açabilecek faaliyetleri önleme yükümlülüğü bulunduğunu bir kez daha teyit etti.
IPS yazarı Andrew Firmin’in aktardığına göre karar, Trump yönetiminin engelleme girişimlerine rağmen geniş bir çoğunlukla kabul edildi. Oylamada karşı çıkan sekiz ülke arasında ABD, Rusya, İran, İsrail, Suudi Arabistan ve Yemen’in de bulunduğu bildirildi.
Çevre sorunu bir insan hakkı meselesi
UAD’nin daha önceki danışma görüşünde iklim krizinin yalnızca çevresel bir sorun değil, aynı zamanda temel bir insan hakları meselesi olduğu vurgulanmış; sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevrede yaşama hakkının uluslararası hukuk açısından kritik önemde olduğu belirtilmişti. Her ne kadar bağlayıcı olmasa da bu görüşlerin, iklim davalarında giderek daha fazla referans alındığı ifade ediliyor. Sürecin arka planında ise Pasifik Adaları’ndan hukuk öğrencilerinin başlattığı ve Vanuatu hükümetinin BM’ye taşıdığı uzun soluklu bir sivil toplum kampanyası bulunuyor. Aynı zamanda ABD’nin geçmişte Paris Anlaşması’ndan çekilmesi ve çeşitli uluslararası iklim mekanizmalarına mesafeli yaklaşımı da karar sürecinde tartışma yaratan unsurlar arasında yer aldı.
Kararın kabulü, iklim değişikliğiyle mücadelenin yalnızca siyasi bir tercih değil, uluslararası hukuk çerçevesinde bir yükümlülük olduğuna işaret etti. Buna karşın fosil yakıt temelli ekonomik düzenin etkisini sürdürdüğü ve bazı ilerlemelere rağmen küresel enerji dönüşümünün kırılgan bir zeminde ilerlediği değerlendiriliyor.
Aktivistlere yönelik baskılar artıyor
Öte yandan raporlar, iklim aktivistlerine yönelik baskı ve kriminalizasyonun dünya genelinde arttığını ortaya koyuyor. Çeşitli ülkelerde çevre savunucularının tutuklanması, yargılanması ve hedef gösterilmesi, iklim mücadelesinin aynı zamanda bir hak ve demokrasi meselesine dönüştüğünü gösteriyor.
BM kararının, iklim politikalarında yalnızca emisyon azaltımını değil, aynı zamanda sivil toplumun ve kırılgan grupların karar süreçlerine katılımını da zorunlu kıldığı vurgulanıyor. Ancak bazı devletlerin hem kararı destekleyip hem de aktivistlere yönelik baskıcı uygulamaları sürdürmesi, uluslararası iklim politikalarındaki çelişkileri de görünür kılıyor.