Zagros Dağları'nda askeri bölgelerdeki yangınlar kasıtlı mı çıkarılıyor?

İran'ın Kirmanşan bölgesindeki Zagros Dağları'nda her yaz tekrarlanan orman yangınlarının askeri bölgelerde kasıtlı olarak çıkarıldığı belirtiliyor. Tahran yönetimi suçlamaları reddediyor.

Kirmanşan- İran'ın batısındaki Zagros Dağları'nda her yaz yaşanan orman yangınları, artık yalnızca sıcak hava dalgaları ve kuraklığın yol açtığı mevsimsel bir çevre felaketi olarak görülmüyor. Artan yangınlar, gerçek nedenleri ve olası sorumluları hakkında yeni tartışmaları da beraberinde getiriyor.

Her yıl binlerce hektarlık orman ve mera alanını kül eden yangınlar, hem ekolojik dengeyi hem de bölge ekonomisini olumsuz etkiliyor. Resmi makamlar yangınların doğal koşullar veya insan hatasından kaynaklandığını savunurken, çevre aktivistleri ve gönüllüler yıllardır sahada gözlemledikleri olayların farklı bir tablo ortaya koyduğunu belirtiyor.

Askeri bölgelerde çıkan yangınlar dikkat çekiyor

Çevrecilere göre Zagros ekosistemini tehdit eden yangınların artışında yüksek sıcaklık, kuraklık ve bitki örtüsündeki nem kaybı önemli rol oynasa da bu etkenler tüm vakaları açıklamaya yetmiyor.

Bazı çevre aktivistleri, yangınların bir bölümünün İran İslam Cumhuriyeti'ne bağlı askeri veya yarı askeri güçler tarafından güvenlik politikaları kapsamında kasıtlı olarak çıkarılmış olabileceğine dikkat çekiyor.

İranlı yetkililer ise bu suçlamaları reddederek, yangınların doğal nedenlerden veya ihmallerden kaynaklandığını, askeri güçlerin olaylarla herhangi bir bağlantısının bulunmadığını savunuyor.

Kapalı askeri alanlarda çıkan yangınlar soru işaretlerini artırıyor

Son günlerde Kirmanşan'ın doğal alanlarında meydana gelen büyük yangınların önemli bir bölümünün askeri kurumların kontrolündeki bölgelerde başlaması dikkat çekiyor. Söz konusu askeri alanların yüksek beton duvarlar, çok katmanlı tel örgüler ve gözetleme kuleleriyle korunduğu, bu nedenle askeri personel dışında bölgeye girişin neredeyse imkansız olduğu belirtiliyor.

Aktivistler, bu nedenle kapalı askeri bölgelerde çıkan yangınların açık arazilerde meydana gelen olağan yangınlarla aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini dile getiriyor.

Onlara göre yangınların nedeni yalnızca aşırı sıcaklık, sıcak rüzgarlar veya bitki örtüsünün kendiliğinden tutuşması olsaydı, bölgeye en yakın konumda bulunan askeri birliklerin stratejik tesislerini korumak amacıyla yangınlara derhal müdahale etmesi beklenirdi.

Ancak saha raporlarının birçok olayda herhangi bir müdahalenin yapılmadığını ve yangınların geniş alanlara yayılmasına izin verildiğini ortaya koyduğu ifade ediliyor. Çevre aktivistleri, askeri bölgelerde tekrarlanan yangınlar, yeterli müdahalenin yapılmaması ve bölgedeki güvenlik önlemlerinin artması gibi unsurların, yangınların kasıtlı çıkarıldığı yönündeki şüpheleri güçlendirdiğini dile getiriyor.

 

‘Aynı anda farklı noktalarda yangınlar çıkıyordu’

Kirmanşan eyaletine bağlı Dalaho Dağları'ndaki yangın söndürme çalışmalarına gönüllü olarak katılan ve ismini Raşin F. olarak açıklayan bir görgü tanığı, yaklaşık beş yıl önce yaşanan büyük bir yangını anlattı. Raşin F., meşe ormanlarında başlayan yangının kısa sürede geniş bir alana yayıldığını, gönüllülerle birlikte dağlık bölgeye çıkarak alevlere müdahale ettiklerini söyledi.

Yangını bir yamaçta büyük ölçüde kontrol altına aldıktan sonra uzaktaki başka bir yamaçtan yoğun duman yükseldiğini belirten tanık, ekibin ikinci yangını da söndürdüğünü ancak kısa süre sonra daha uzak bir noktada üçüncü bir yangının başladığını ifade etti.

Üç yangın noktasının birbirine uzak mesafelerde bulunduğunu söyleyen Raşin F., “Eğer yangınlar birbirine yakın olsaydı, kıvılcım ya da rüzgarla yayılmış olabileceğini düşünebilirdik. Ancak birbirinden kilometrelerce uzakta başlayan yangınlar bize oldukça şüpheli geldi” dedi. Şüpheleri üzerine dürbünle çevredeki yamaçları izlediklerini anlatan Raşin F., sivil kıyafetli bazı kişilerin ağaçlar arasında dolaştığını gördüklerini aktardı. “Söz konusu kişiler, yanıcı bir maddeyi ağaç gövdelerine püskürttükten sonra ateşe verdi” diyen Raşin F., mesafenin uzak olması nedeniyle bu kişilere ulaşamadıklarını ya da kimliklerini tespit edemediklerini belirterek, daha sonra bazı kişilerin bu kişilerin İran Devrim Muhafızları'na ait plakalı bir araca binerek bölgedeki askeri üslerden birine girdiğini gördüklerini aktardığını söyledi.