Kanîreş halkı kararlı: Topraklarımızı teslim etmeyeceğiz
Qerxabazar ve çevre köyleri JES projesi tehlikesi altında. Projeye izin vermeyeceklerini söyleyen yöre halkı, “Bizi nefessiz bırakmayı amaçlıyorlar. Topraklarımızı teslim etmeyeceğiz” dedi.
MEMİHAN HİLBİN ZEYDAN
Çewlîg - Türkiye’de 2025 yılında gündeme gelen ve Temmuz ayında yürürlüğe giren “İklim Kanunu”na tepkiler sürüyor.
Kanunun “doğayı değil, sermayeyi koruduğunu” belirten halk ve ekolojistler, Amerika merkezli İGNIS H2 Anonim Şirketi’nin Çewlîg’in Kanîreş (Karlıova) ilçesine bağlı Qerxabazar köyü ve çevre köyler ile Mûş’un Gimgim (Varto) ilçesine bağlı Xwarik köyü sınırları içerisinde yapmayı planladığı Jeotermal Santral (JES) projesine karşı direnişte.
Projeye karşı Gimgim ve Kanîreş’te mitingler düzenlendi. Yöre halkı projeler durana kadar mücadeleye devam edeceklerini söylüyor.
JES’lere karşı direneceklerini ve izin vermeyeceklerini ifade eden Elif Şahin, Kürt ve Alevilerin yaşadığı coğrafyaların talana açılmasının “devletin göç politikasının devamı” olduğunu söyledi.
‘Devletin göç politikasının bir parçası’

Devlet baskısı sonucu Kanîreş ve çevresinde 1990’lı yıllarda büyük bir göç yaşandığını hatırlatan Elif Şahin, “Bugün yapılan yine insanları yerlerinden ederek göçe zorlamaktır. İnsanları köylerinden göç etmeye zorlamak, yurdundan uzaklaştırmak ve köylerini talan etmek, yıllardır izlenen politikanın bir parçasıdır. Bugün yapılan mitingler henüz başlangıç, direnişimiz proje iptal edilene kadar sürecek. Pes etmeyeceğiz, bunun peşini bırakmayacağız” dedi.
‘Yaşam alanlarını yok etmek istiyorlar’

Nilüfer Aslan da, yaşananların bir gasp olduğunu belirtti.
“Bölge halkının yüzyıllardır baktığı, koruduğu toprakları ele geçirmek istiyorlar” diyen Nilüfer Aslan, Jeotermalin zehir saçtığını kaydetti.
Yöre halkının doğayla iç içe bir yaşam sürdüğünü ifade eden Nilüfer Aslan, halkın doğa ile kurduğu bağın koparılmak istenildiğini belirterek, “Yaşam alanlarını yok etmek istiyorlar” diye belirtti.
‘Tarım ve hayvancılık yok olacak’
Bölge halkının tarım hayvancılıkla geçindiğine dikkat çeken Nilüfer Aslan, planlanan JES projesinin hayata geçirilmesi durumunda tarım ve hayvancılığın yapılmasının imkansız bir hal alacağına değindi. Nilüfer Aslan, “Sadece insana verdiği zararı görmek yetmez, kelebekler, kuşlar, kurbağalar, kaplumbağalar ne olacak, onların da yaşam alanı değil mi buralar?” diye sordu.
Nilüfer Aslan, şöyle devam etti: “Ekosistemin sürdürülebilmesi için hayvanlara ihtiyacımız yok mu? Bir balığın bile doğaya sağladığı katkı herkesçe biliniyor. Böyle bir durumda sadece yaşam alanlarımız değil biz de ölürüz. Nefes alamayacak hale geliriz. Kesinlikle karşıyız. Topraklarımızı sonuna kadar koruyacağız, direneceğiz” ifadelerini kullandı.
‘Tilkinin de hakkını savunacağız’
Halkın büyüklerinden miras kalan topraklarını koruyacağını ifade eden Nilüfer Aslan son olarak şunları söyledi: “El emeği verip, gözümüz gibi baktığımız topraklarımızı bugün bir şirket gelip katledemez. Biz burayı emanet aldık ve çocuklarımıza emanet bırakacağız. Bu halkı susturamayacaklar. Kuzunun, koyununun, kurdun, tilkinin hakkını savunacağız.”

Peri Vadisi Çevre Derneği üyesi Türkan Acar, hala yaşamlarını sürdürdükleri toprakların Amerika’ya ait bir şirket tarafından işgal edilmesine karşı olduklarını kaydederek, “Nefesimizin kesilmesi amaçlanıyor. Buna karşı mücadelemiz daha yeni başlıyor ve başlattığımız bu mücadeleyi büyüteceğiz. Doğamızın tahrip edilmesine izin vermeyeceğiz. Bu projeyle ciğerlerimizi sökmeyi amaçlıyorlar” dedi.

Hayvancılık yaparak geçimini ağlayan Şehriban Yılmaz, JES’lerin tek geçim kaynaklarını ellerinden alacağını söyleyerek, “Doğamızı katletmelerine izin vermeyeceğiz. Burası zaten deprem bölgesi, böyle bir proje daha çok zarar verir. Bölgemizi, köyümüzü onlara bırakmayacağız” diye belirtti.