Wan Gölü’nde su kirliliği canlı yaşamını tehdit ediyor: Geçici değil, kalıcı çözüm gerekiyor
Wan Gölü’nde Nisan ayında dip çamur temizliği yapıldı ancak ekolojistler bu çalışmanın geçici bir çözüm olduğunu belirtiyor. Wan Ekoloji Derneği (EKO-DER) üyesi Ayşe Ergün “Uzun vadede su ve atık arıtma tesislerinin tam kapasite çalışması gerekiyor” dedi.
MEMİHAN HİLBİN ZEYDAN
Wan - Wan Gölü, 450 kilometrelik kıyısı ve 3 bin 570 kilometrekarelik su yüzeyiyle bölgede önemli bir havza. Gölün etrafında bir il, 6 ilçe, 136 köy ve fabrikalar bulunuyor. Bölgedeki nüfus artışı göl havzasının kirlenmesine neden oluyor.
Atıkların arıtılmadan göle karışması, gölde ve çevresinde temizlik çalışmalarının yapılmaması ve doğaya karşı duyarsızlık Wan Gölü çevresinde tüm canlı yaşamını tehlikeye atıyor.
Wan Gölü’nde su kirliliği yeni değil. 1990’lı ve 2000'li yıllarda gölün su seviyesi yükseldi ve mevcut arıtma tesisleri ve kanalizasyon hatları su altında kaldı. Bu durum, şehir atıklarının doğrudan göle karışmasına ve kirliliğin kıyılarda "balçık" şeklinde hapsolmasına neden oldu. 2021 - 2024 yıllarında, Atıksu Arıtma Tesisi'nin devreye alınmasıyla göle giden kirlilik yükü yüzde 90'ın üzerinde azaltıldı. Ancak geçmişten kalan dip çamuru, gölün "kendi kendini temizleme" kapasitesini zorladığı için mekanik temizliğe ağırlık verildi.
2025 - 2026 yıllarında ise çıkarılan 2 milyon metreküpün üzerindeki çamur, gölün kıyı ekosistemini (mikrobiyalitler ve inci kefali göç yolları) rahatlattı. Ancak tehlike hala geçmiş değil.
‘Kullanılan temizlik yöntemi ekolojiye aykırı’

Wan Ekoloji Derneği (EKO-DER) üyesi Ayşe Ergün, Wan Gölü’nde dip çamur temizliğinin yapıldığını fakat bunun yetersiz kaldığını ifade etti.
Ayşe Ergün, “Dip çamur temizliği aslında ekolojik olmayan bir yöntem. Dip çamur temizliği kısa vadeli bir çözüm. Uzun vadede su ve atık arıtma tesislerinin tam kapasite çalışması gerekiyor. Fakat çalışma mahallinde derelerin, kanalizasyon sularının suya karışması ile birlikte direkt göle akıtılması bu sorunu büyüten bir yerde duruyor. 2026 Nisan ayı itibariyle bir temizlik söz konusu, gölün bu noktada nefes aldığını söyleyebiliriz. Ancak buraya kalıcı çözümler gerek” dedi.
‘İnsan sağlığını da etkiliyor’
Ayşe Ergün, 2 milyon 86 bin metreküplük bir temizliğin söz konusu olduğunu ve ekolojik dengenin önemine vurgu yaparak şunları söyledi: “2021 yılı öncesine kadar kuş yollarını gözlemliyorduk. Son dönemlerde kuşların tekrar burayı tercih ettiğini, yaşam alanlarına geri döndüklerini görüyoruz. Tabi çok ciddi bir koku problemi de var. Özellikle Edremit tarafında insanların orada oturamadığına şahit oluyoruz. İnsan sağlığına da ciddi etkileri oluyor. Bunun uzun vadede enfeksiyona bağlı hastalıkların gelişebileceğini söylemek mümkün.”
‘Altyapı sorunu var’
Ülke genelinde altyapı sorunu olduğuna değinen Ayşe Ergün, Wan’da da benzer sorunlar yaşadıklarını kaydetti ve şöyle dedi: “Bu sorunların çözülmesi gerekiyor. Kanalizasyon atıklarının göle karışmaması, buna yönelik bir sistemin geliştirilmesi lazım. Bu noktada özellikle yerel yönetimlere iş düşüyor. Özellikle imar ve altyapı konusunda farklı modeller denenebilir. Temel sorunlardan bir diğeri ise mekanik birikme. Derelerden taşınan her türlü kirletici dip çamur olarak dönüyor. Aslında mesele dip çamur temizliği değil, direkt olarak oluşumunu önlemek. Kaynaktan kesilebilir, mekanik rehabilitasyon yapılabilir. Dip çamur temizliği yetersiz olduğu için arıtma tesislerinin kapasitesinin arttırılması gerekiyor.”
Wan Gölü’nün temizliğinde kayyımdan önce gölün kapasitesini arttırmaya yönelik ve çok daha özenli çalışmalar yapıldığın kaydeden Ayşe Ergün, kayyımın bu çalışmaları durduğuna dikkat çekti. Ayşe Ergün, “Kirliliğin önlenmesi için sıfır deşarj denetiminin olması gerekiyor. Sıfır deşarj yapmazsak göle çok fazla yüklenmiş olacağız ve sadece temizliğiyle yetineceğiz. Aynı zamanda yerelde de su politikamızı yönetmemiz gerekiyor. Birçok noktada eksiklikler görüyoruz” sözlerini kaydetti.
‘İklim krizi adaptasyonu hayata geçirilmeli’
İklim krizi adaptasyonun bir an önce hayat geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Ayşe Ergün, “Wan Gölü’nün artık yasal bir statüye kavuşması gerek. Havza olarak geçiyor ve kapalı bir havza olmanın dezavantajını yaşıyor. Wan Gölü sadece kendi kendini temizleyen bir yerde. Ve bu kendi kapasitesinin dışında bir efor sarf ediyor. Baktığımızda orada yaşayan canlılar için de tehlike söz konusu. Örneğin inci kefalini koruma adı altında hiçbir şey yapılmıyor. Kanunla, yasal statüyle güvence altına alınması gerekiyor. Kanunlarla sınırlandırılmadığı takdirdi büyük eksikliklere yol açar” diye konuştu.
Dereler yoluyla göle karışan kirliliğin kaynağından kesilmesi ve rehabilite edilmesi gerektiğinin altını çizen Ayşe Ergün, uzun vadede tek çözümün arıtma tesisleri olduğunu belirterek, arıtma tesislerinin denetim altına alınması gerektiğini vurguladı Ayşe Ergün sözlerine şöyle devam etti: “Arıtma tesisi projelerinin öne çıktığını da görebiliyoruz. Dışarıdan da bu konuda destek alınabilir. Uluslararası alanda da ekolojik mücadelede de bunun mücadelesini çok rahat sürdürebiliriz. Aslında bu kirli suların kimler tarafından akıtıldığının da teşhir edilmesi gerekiyor. Yetki alanları konusu çok önemli bir sorun. Devlet Su İşleri’nin (DSİ), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ve belediyelerin sorumluluğunda olan alanlar var. Bunu yaparken kurumlar arası bir koordinasyonla yapılması gerekiyor. Kurumlar arası bir koordinasyon inşa edilirse çözüm bulunabilir.”