Zagros’tan Jin, Jiyan, Azadi’ye: Kadınların bin yıllık direnişi (2)
İran’da kadın hareketleri; zorunlu örtünme, ekonomik sorunlar, erkek egemen yasalar ve devlet baskısına karşı gelişen mücadelelerle şekillendi. Tütün direnişlerinden oy hakkı kampanyalarına uzanan süreçte kadınlar, dönüşümün önemli aktörleri haline geldi.
İran ve Rojhilat Kürdistan’da modern kadın hareketlerinin doğuşu
ROJBİN DENİZ
Haber Merkezi - İran’da kadın hareketlerinin tarihi, yalnızca kadın hakları mücadelesinin değil; aynı zamanda toplumsal özgürlük, laikleşme, eğitim hakkı ve demokratikleşme arayışlarının da tarihi olarak öne çıkmaktadır. 19. yüzyılın sonlarından itibaren gelişen kadın örgütlenmeleri, ülkenin siyasal dönüşüm süreçleriyle iç içe ilerledi. Kadınlar; anayasal haklar, eğitim, çalışma yaşamı ve kamusal görünürlük için mücadele ederken, devlet baskısı, dini muhafazakârlık ve erkek egemen hukuk sistemleriyle karşı karşıya kaldı. Buna rağmen İran kadın hareketi, yüz yılı aşkın süredir farklı biçimlerde varlığını sürdürerek bölgenin en köklü toplumsal mücadele alanlarından biri hâline geldi.
İran’da kadın hareketlerinin başlangıcı

İran Kadın Hareketi’nin başlangıcı, kadını zorla örtünmeye zorlayan kanunlara ve yaşanan ekonomik zorluklara karşı gösterilen tepkilerle başlamıştır.
İran’da kadınların ulusçu eylemlere katılmaları ilk kez 1895’te, ülkedeki tütün üretiminin G. F. Talbott adlı İngiliz bir şirketin tekeline geçmesi üzerine başlamıştır. Zeynep Paşa, kadınları tütün tekelini düzenleyen Rejim Anlaşması’na karşı örgütlemiş ve kadınlar dükkânların kapatılması eylemini yönetmiştir. Devlet, kadınların baskısından dolayı anlaşmayı iptal etmek zorunda kalmıştır.
Kadınlar, Ağustos 1906’da anayasanın onaylanmasından sonra ilk ulusal bankanın kuruluşu kampanyasına mücevherlerini ve çeyizlerini satarak katkıda bulundular ve yabancı malları boykot ettiler. Tüm çabalara karşın 1906 Anayasası kadına oy hakkı vermemiştir. Kadınlar; azınlıklar, sahtekârlar, müflisler, katiller, dilenciler ve hırsızlarla aynı sınıfta tutulmuş ve İslami yasalara göre cezalandırılacakları bildirilmiştir. Safia Yazdi, Sadigeh Dowlatabadi, Badri Tundari gibi kadın eylemciler, çoğu gizli olan kadın derneklerini kurmuş ve haftalık gazetelerle broşürler yayımlayarak görüşlerini duyurmaya çalışmışlardır. 1906’da kadınlar peçelerini çıkarıp vatandaşlık hakları için yürüyüş eylemleri yaptılar. Bu harekete tepki duyanlar ise eylemci kadınları devrimin “kiralanmış fahişeleri” olarak tanımladılar.
İlk kız okulları

Kadınlar, 1906 Anayasası’nda ikincilliklerinin sağlamlaştırıldığını gördüklerinde okullar açmaya başladılar. Kadınların kız okulları açma çabalarına din adamları tepki göstermiş; kızların okula gitmelerini engellemek istemişlerdir. İran’ın ilk kız okullarını misyoner Katolikler; 1835’te Urmiye’de, 1860’ta Tebriz ve İsfahan’da açtılar.
20 Ocak 1907 kadın eyleminde kadın sorunlarının çözümü için çeyize harcanacak paranın eğitime harcanması doğrultusunda karar alındı. 1907’de ilk Müslüman Kız Okulu ve 1908’de Fransız Kızlar Okulu Tahran’da kuruldu. Bu dönemde Tahran dışındaki şehirlerde de okullar açılmaya devam etti.
İran’da Çarlık Rusyası ve İngiltere’nin sömürüsüne karşı gelişen toplumsal direniş hareketlerine tüm sınıflardan ve dinlerden (Yahudi, Bahai, Zerdüşt) kadınlar da katılmışlardır. 1 Aralık 1911’de Anavatan Kadınları Derneği, meclis önünde binlerce kadının katıldığı bir gösteri örgütlemiştir. Bu gösteriye katılan yaklaşık 300 silahlı kadın meclise girerek meclis üyelerine; İran’ın özgürlüğünü ve onurunu korumaları, aksi hâlde önce kocalarını ve çocuklarını, sonra da kendilerini öldüreceklerini bildirmişlerdir.
Kadın aydınlar bu dönemde İran kadınının sorunlarının yanı sıra laik siyasi yapı ve düşünsel çalışmalarla da ilgilendiler. Rus Ekim Devrimi’nin de etkisiyle İran’da yayılmaya başlayan sosyalist-komünist fikirler, kadın derneklerinde de yansımasını buldu. Çoğu Tahran’da olmak üzere faaliyet gösteren gizli kadın örgütleri; broşürlerle, çıkardıkları gazete ve dergilerle ve yaptıkları kampanyalarla ülke kadınlarının durumuna dikkat çekmeye çalıştılar. Kadın derneklerinin sayısı 1913’te 9’a kadar ulaştı.

Kadın dernek ve dergilerinin açılması
1907’de Gizli Kadınlar Birliği ve 1910’da Anavatan Kadınları Derneği kuruldu. 1915’te İran Hıristiyan Mezun Kadınlar Derneği ve Yahudi Kadınlar Derneği kendi cemaatlerine yardım amacıyla kuruldu. Yurtsever Kadınlar Derneği/YKD (Nesvan-e Vatankhah-e Iran), 1919’da Mohtaram Eskandari başkanlığında; eğitimin ilerlemesi, yetişkin kadınlara okuma-yazma eğitimi verilmesi, fakir kadınlar için hastane ve bakım hizmetleri sağlanması ve ulusal sanayinin teşviki gibi amaçlarla kuruldu.
YKD’den ayrılan Marksist kadınlarca kurulan Kadının Uyanışı’nı (Bidariy-e Zanan), komünist Tudeh Parti lideri Kambakhsh yönetti. Kadın derneklerini kültürel gruplar olarak niteleyen Kambakhsh, bu tür dernekler aracılığıyla Tudeh’in tabanını genişletmeye çalışmıştır.
Kadın Başarısının Habercileri (Paik-e Saadat Nesvan), Raşt kentinde Marksist kadınlar tarafından 1921’de kuruldu. Dernek; yetişkinler için okuma-yazma kursları, ekonomi kooperatifleri açtı; kız okulları ve kütüphaneler kurdu, gazete yayımladı. Kadın derneklerinin komünist üyeleri, Raşt’ta 1915 yılında ilk defa Dünya Kadınlar Günü kutlaması yaptılar.
İran’da 1910-1930 yılları arasında 20’den fazla süreli yayın bulunması, kadın hareketlerinin güçlendiğini göstermektedir. İlk kadın dergisi Bilgi’yi (Danesh) 1910’da Bayan Kahal çıkardı.

Navabeh Safavi ve Ameed Mozayan-al Saltaneh, 1912’de Olgunlaşmak (Shekoofeh) dergisini çıkardı. Fakr-Afaq Parsha, 1921’de kadın dergisi olan Kadın Dünyası’nı (Jahan-e Zanan) yayımlaması nedeniyle kutsal kent Meşhed’den önce Tahran’a, sonra Arak’a sürüldü ve İslam düşmanı olarak ilan edildi.
İran İçişleri Bakanlığı kayıtlarına göre son 25 yıllık verilere göre İran içinde faaliyet gösteren kadın odaklı dernek ve sivil toplum kuruluşlarının sayısı zaman içinde değişiklik gösterse de eğitim, girişimcilik, sağlık ve çevre odaklı çalışan kayıtlı yüzlerce STK bulunduğu belirtilmektedir. Ancak kayıtlı olan ve devlet onayına sahip kadın dernekleri genellikle yasalara veya rejime doğrudan meydan okumayan alanlara; örneğin eğitim, aile sağlığı ve yoksullukla mücadele gibi konulara odaklanmaktadır. İnsan hakları veya siyasi reform gibi tartışmalı konularda faaliyet gösteren gruplar ise ciddi güvenlik incelemeleri ve kapatılma riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. Bunun yanında son yıllarda resmî statüde olmayan; üniversiteler, sendikalar ve mahalleler üzerinden birbirleriyle organize olan çok sayıda bağımsız kadın hakları grubu da bulunmaktadır. Özellikle “Jin, Jiyan, Azadî” hareketi sonrasında bu tür tabandan gelen kadın örgütlenmeleri büyük bir ivme kazanmıştır.
Şah Rıza döneminin kadın sınavı
Şah Rıza, ilk dönemlerinde baskıcı yönetimle kadınları özgürleştirmeye, onları toplum ve çalışma hayatına katılmaya teşvik etmiş; kadının eğitimi ile çarşaf ve peçenin yasaklanması gibi giyimde reformlar gerçekleştirmiştir.
1928 Medeni Kanunu ile dini mahkemeler, laik eğitimli hukukçuların yönettiği mahkemelerle yer değiştirmiştir. İslam hukukunun etkisi azaltılmış, evlilik yaşı 15 yapılmıştır. Kadına boşanma hakkı evlilik sözleşmesine dahil edilmiş, ancak evlilik, boşanma ve çocuk velayetinde eski uygulamalar devam etmiştir. Şeriat yasaları, siyasal İslam’ın toplum üzerindeki etkisini ve İran aile yapısındaki ataerkil sistemi olduğu gibi bırakmıştır. 1928’de yasal anlamda yapılan reformlarla kadınlar bir kez daha ikinci sınıf vatandaş olarak görülmüştür.

1935’te 12 kadın üniversiteye giriş hakkı kazandı. 1934’te kadın öğretmenler ve öğrencilerin çarşaflarını çıkarmaları emredildi. 1936’da Müslüman bir ülkede ilk kez tüm ülke kadınlarının çarşaf giymesi yasaklandı ve çarşaflı kadın resmi olarak yasa dışı sayıldı. Eşleri çarşaflı olan devlet memurlarının sinema ve kamu alanlarına girmeleri yasaklandı. Taksi şoförlerine çarşaflı kadın müşteri almamaları, aksi halde para cezasına çarptırılacakları bildirildi. Basın ve tiyatrolarda reformlar tanıtıldı; değişen yeni kadın imgeleriyle okul kızları, kadın izciler ve kadın kulübü faaliyetleri anlatıldı. Reformlar orta ve üst sınıfta benimsendi. Çokeşlilik, evlilik ve boşanmalardaki eşitsizlik azaldı. Çalışan kadının ücreti arttı; ancak kadınlar önemli kazanımlara karşın ekonomik ve sosyal eşitlik açısından siyasal hakların dışında tutuldu. Çarşafın yasal yasağı kadınların bir kısmı tarafından kabul gördü. Müslüman gelenekselciler ise bu yasağı kişi haklarına ve İslam’a eziyet olarak algıladı. Din adamlarının çarşaf yasağına karşı örgütlediği Meşhed kentindeki Gowharshad Camisi hükümet karşıtı eylemi kanlı biçimde bastırıldı.
Xorasan Xoçan kızlarının trajedisi

Rıza Şah Pehlevi döneminde, Fars milliyetçiliğini güçlendirmeye yönelik politikalar kapsamında çeşitli halklara dönük demografik yapı değişiklikleri uygulanmıştır. Bu politikalar çerçevesinde göçebe ve bölge topluluklarının asimile edilmesi ve bölgesel/coğrafi bütünlüklerinin parçalanması hedeflenmiştir. “Kaşgari” olarak bilinen göçer Türkmen ve Arap toplulukları zorla yerleşik hayata geçirilmiş; Xorasan bölgesi de dahil olmak üzere Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgelere yerleştirilmiştir. Kürt yerleşim alanlarına göçebe toplulukların yerleştirilmesiyle Kürtlerin asimile edilmesi, kültürel ve ulusal kimliğinin zayıflatılması ve coğrafi bütünlüğünün parçalanması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda İran devletinin Kürt politikası şekillenmiştir. Bununla birlikte göçebe yaşam süren Türkmen ve Arap topluluklar da denetim altına alınarak siyasi bir araç hâline getirilmiştir.
Rıza Şah Pehlevi döneminde Kürtler ağır vergilere tabi tutulmuştur. Ağırlıklı olarak tarımla geçinen Kürt toplumu, yıllık üretimlerinin büyük bir bölümünü vergi olarak devlete vermeye zorlanmıştır. Devletin belirlediği vergilerin ödenmesi zorunlu kılınmış; vergisini veremeyen ailelerden ise bunun karşılığında kızlarını devlete teslim etmeleri istenmiştir. Özellikle hasadın yetersiz olduğu yıllarda kadınlar, buğday vergisinin yerine geçirilmiştir.
1905 yılında Qoçan’da yaşanan kıtlık ve çekirge istilası nedeniyle beklenen hasat elde edilememiştir. Dönemin valisi, devletin talimatlarını uygulamak adına vergilerini ödeyemeyen halkı kızlarını devlete teslim etmeye zorlamıştır. Aynı dönemde birçok genç kızın Türkmenlere, Ermenilere ve Araplara satıldığı; elde edilen parayla vergilerin ödendiği de aktarılmaktadır. Bu uygulamaların özellikle Xorasan’ın Qoçan (Xoçan) bölgesinde yoğunlaştığı belirtilmektedir. Devletin buğday vergisi karşılığında yüzlerce kadını aldığına dair belgeler bulunduğu gibi, bu olay halk arasında şarkılara, şiirlere ve hikâyelere konu olmuş büyük bir trajedi olarak hafızalarda yer etmiştir. Bu olay, Kürt halkının kolektif hafızasında silinmeyen büyük bir yara olarak kalmıştır. İran devletinin bölgede yürüttüğü Kürt politikaları, farklı dönemlerde farklı yöntemlerle sürdürülmüş; baskı, zorunlu iskan ve asimilasyon politikaları bu sürecin temel unsurlarından biri olmuştur.
Horasan’ın Qoçan kızlarına ithafen yazılmış bir şarkı da bu trajedinin hafızadaki yerini göstermektedir. Bu şarkı, kadınların hem ulusal kimlikleri hem de varlıkları üzerinden yaşadıkları trajedinin yankısı niteliğindedir.
Kadın derneklerinin kapatılması ve artan baskılar

Rıza Şah dönemi başlarında kadın örgütleri dahil tüm örgütlerin faaliyetleri ve partileşme hareketleri baskı altına alınmıştır. 1929’da partiler, 1930’larda ise ülkedeki tüm örgütler kapatılmıştır. 1922’de Komünist Hakikat Partisi’nin Kadın ve Gençlik Kolları kuruldu. Kadınlar bölümü, Clara Zetkin’in 1920’de kurduğu Komünist Enternasyonal ile bağlantı kurdu. Rıza Şah’ın baskıları 1925’ten sonra partiyi zayıflattı, partinin yasaklanmasıyla çoğu kadın tutuklandı.
1919’da Mohtaram Eskandari tarafından kurulmuş olan Yurtsever Kadınlar Derneği Tahran’da çalışmalarını sürdürdü. İyi örgütlenmiş olan YKD; kadına oy hakkı, eşit işe eşit ücret, ailede eşitlik gibi çabaların yanı sıra çarşaf karşıtı eylemler yaptı. Şah’ın bağımsız örgüt karşıtlığı nedeniyle 1929’da kapatılan komünist örgütlerden sonra, 1932’de son bağımsız örgüt olan YKD de kapatıldı.
İran Ebeler Sendikası, Ağustos 1934’te ebeliği teşvik etmek ve ebelik şartlarının iyileşmesi için çalışmak, birlik anlayışı oluşturup ortak amaç edinmek amacıyla kuruldu.
İran Kadınlar Derneği, Tahran’da 1943 yılında kadın-erkek eşitliğini sağlamak amacıyla kuruldu. Bu derneğin üyeleri 1947’de IAW’ye üye oldular. 1942’de Ulusal Kadınlar Meclisi, kadına oy hakkı sağlama amacıyla Safiyeh Firouz tarafından az sayıda üye katılımıyla kuruldu. Dernek, protesto mitingleri düzenleyerek, Şah’a ve hükümetine oy hakkı isteyen dilekçeler vererek baskı yapmaya çalışmıştır. 11 Nisan 1956’da Dernek Merkez Komitesinin Şah’la yaptığı görüşmede, Şah siyasi hak taleplerini kabul etti ve belediye meclisinde kadınlar için 3 koltuk sözü verdi, ancak bu sözünü yerine getirmedi.
İran Kadın Örgütleri Federasyonu 1957’de; 14 üye örgüt yöneticilerinin faaliyetlerini koordine etmek ve iş birliğiyle ortak amaç oluşturmak amacıyla kuruldu. Federasyon daha sonra İran Kadınları Yüksek Meclisi (Shoraa-ye Ali-ye Jamiat-e Zanaan-e Iran) olarak ismini değiştirdi.
İran Kadın Örgütü/İKÖ (Sazeman-e Zanan-e Iran), 1966’da İran Kadınları Yüksek Meclisi’nin adının değiştirilmesiyle kuruldu. Programında da esas konularda değişime gitmemiştir. İKÖ, Aile Koruma Yasası’nda değişiklik yapılması için de lobi çalışmaları yaptı. Şah’ı destekleyen İKÖ, 1979’a kadar devlet desteğinden yararlandı. Bütçesi yurt dışı seyahatler, konferanslar gibi lüks projelere elverişli olan örgütün, çoğu devlet çalışanı olan üye sayısı 1977’de 70 bine, şube sayısı ise 400’e ulaştı. Üyeler; Zonta Club, Öğretmenler Derneği, Yahudi Kadınlar Örgütü, Zerdüşt Kadınlar Örgütü gibi örgütlerden oluştu. İKÖ, aile yardım merkezlerine destek sağlamıştır. İKÖ üyelerinin erkek üstünlüğünü kabul eden geleneksel cins rolleri ve faaliyetleri birçok kadında tepkiye yol açmıştır.
Kadınların üniversite okuma ve çalışma istatistikleri

Pehlevi döneminde eğitim sistemi kadınları salt geleneksel cins rolleri üzerinden ele alarak okul müfredatını buna göre düzenlemiştir. Buna göre kadınlar için müfredat da anneliğe ve bakıcı rolüne hazırlayan nitelikte olmuştur. Buna rağmen kadınların var olan müfredata karşı mücadelesi sonuç alıyor ve 1935’te kızlar, teoloji ve tarım alanlarında üniversitede eğitim hakkı kazanıyorlar.
Rıza Şah döneminde kızların okula gitme sayısı, 1925’te 3.467 iken 1930’da 1.710’a kadar geriliyor. Kadınların mücadelesi sonucu 1935’te bu sayı artış sağlayıp 2.599’a ulaşıyor. Muhammed Rıza Şah döneminde ise ilkokuldan üniversiteye okullu kız sayısı 1949-1956 yıllarında 3 kat artıyor fakat buna karşı erkek öğrencilerde 2 kat artış yaşanıyor.
Üniversiteli kız öğrenci sayısı 1956’da 801’den, 1959’da 1.912’ye ulaşmıştır. 1978’e gelindiğinde ise üniversitedeki kız öğrenci sayısı toplam öğrenci sayısının yüzde 30,9’una ulaşmıştır.
1979 yılında İslam Devrimi’nden sonra azalma başlamıştır. Çalışan kadın sayısı 1956’da yüzde 9,3’ten 1976’da yüzde 13,7’ye yükselmiş, ancak bu rakam İslam rejimi döneminde 1986’da yüzde 9’a gerilemiştir. Birleşmiş Milletlerin (BM) 1986 verilerine göre, ülkedeki üniversitelerde eğitim alan kız öğrenci sayısı toplam öğrenci sayısının yüzde 2’sini (49 bin) oluşturmaktadır. Şehirlerde okullu kız öğrenci sayısı 1976’da yani İslam Devrimi öncesinde yüzde 64 oranında iken, bu rakam devrim sonrasında 1986’da yüzde 51 oranına gerilemiştir. Molla rejimi ile birlikte yani günümüze kadar gelen cetvelde çok az sayıda kıpırdama olmasına rağmen kadınların mücadelesi belirleyici bir rol oynuyor; bu rakam yüzde 80’e kadar ulaşabilmiştir. Bazı yıllarda giriş sınavlarında da kadınların başarı oranı yüzde 60’ları bulmaktadır.
İlk kadın partisi
Kadınlar Partisi, Safiyeh Firouz’un başkanlığında kuruldu. Entelektüel yazar Fatemeh Sayyah partinin sekreterliğini yaptı. Parti, Dowlatabadi’nin Kanoon-e Banavan’ından daha ılımlı eylemlerle aile, evlilik ve boşanma yasalarının demokratikleşmesi, farklı sınıflardan kadınların eğitimlerini ve bilinçlerini artırmak amaçlı çalışmalar yaptı. Parti daha sonra farklı görüşten kadınların katılımıyla konseye dönüştü.
İranlı Kadınlar Teşkilatı (Tashkilat-e Zanan-e Iran), 1943’ten sonra kuruldu. Yurtsever Kadınlar Derneği’ni kuran kadınların çoğu bu örgüte katıldılar. Örgütün amaçları; kadını örgütleyip eyleme geçirmek, gazete çıkarmak, kadınların kültürel ilerlemesine katkıda bulunmak ve kadın haklarını elde etmekti. Tudeh’in öncülüğünde kadına oy hakkı için meclise dilekçe sunuldu. Dernek, büyük kentlerdeki şubelerinin ismini İranlı Demokratik Kadınlar Teşkilatı/İDKT (Tashkilat-e Demokratik-e Zanan-e Iran) olarak değiştirdi. Komünalitenin emperyalizme karşı tüm ulusal hareketlerin desteklenmesi politikasını benimseyen örgüt, kadın entelektüelleri ve çalışan sınıfı ulusal özgürlük ve demokrasi için harekete geçirmede etkin, fakat kadının özgürleşmesi hedefinde başarısız oldu. İDKT, 1951’de adını İlerici Kadınlar Derneği olarak değiştirdi, seçme ve seçilme hakkı kampanyası yaptı ve Musaddık’ın devrilmesinden sonra tüm bağımsız örgütlerle beraber kapatıldı.
1967’de mecliste kabul edilen Aile Koruma Yasası ile Şeriat Yasaları hükümsüzleştirildi ve kadına boşanma ile çocuk velayeti hakkı resmi mahkeme kararına bağlandı. Çok eşliliğin yasal sayılabilmesi için ilk eşin ve mahkemenin onayı şartı getirildi. Kadına boşanma hakkı tanındı, ancak kadının miras hakkı erkeğinkinin yarısı olarak belirlendi; kadının çalışması ve yurt dışına çıkışı kocanın iznine bağlı olarak kaldı. Kız kardeş, eş veya annenin zina yapması halinde “onurunu koruma” adına erkeğe onları öldürme (töre cinayeti) hakkı tanındı.
Yarın: Jin, Jiyan, Azadî: Kadınların yeni paradigması