Rojava’ya uzanan yolculukta direniş, cesaret ve adaletin öyküsü: “Kobanê’nin Kızları”

“Kobanê’nin Kızları: Bir Direniş, Cesaret ve Adalet Öyküsü” kitabı okuyucusu ile buluşurken, kitabın yazarı ABD’li Gayle Tzemach Lemmon, “IŞİD’e karşı direnen kadınlar olduğunu duyduğum anda, hikayelerini yazmam gerektiğini anladım” diyor ve ekliyor: “Direnişin kendisi bana ilham oldu.”
 
Haber Merkezi – IŞİD’e karşı büyük bir direniş sergileyen Rojavalı kadınlar, tüm dünyanın tanıklığında adeta tarih yazdılar. ABD’li Gayle Tzemach Lemmon da bu tarihi direnişi “Kobanê’nin Kızları: Bir Direniş, Cesaret ve Adalet Öyküsü” kitabı ile ölümsüzleştirdi. Kitabın Kürtçe ve Arapça olarak da Qamişlo’da basılıp yayınlanacağını ajansımız aracılığıyla duyuran Gayle Tzemach Lemmon, kitaba nasıl başladığını şu sözlerle anlatıyor: “Bizi biraraya getiren ve dünyayı başkalarının gözünden görmemizi sağlayan bizzat onlar aslında. O kadınlar herhangi bir ilgi görmeden veya dikkat çekmeden hergün tarih yazıyorlar. Ben de onların dünyayı nasıl değiştirdiğini belgelemek için üzerime düşeni yapmaya çalışıyorum.” Ajansımıza konuşan ABD’li yazara, kendi hayat hikayesinden Rojava’ya uzanan yolculuğunu sorduk. 
 
Öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Gayle Lemmon kimdir? Ne yaparsınız? Yazarlık dışında farklı ilgi alanlarınız da var mı?
 
Kadınların hayatını ve yaptıkları tarihi bilmenin önemini gösteren hikayeler anlatma ayrıcalığına sahibim. Verdikleri sözden dönmeyen ve inandıkları şeyler için savaşan bir kadın topluluğunda zaman geçirerek büyüdüm. Annem hem beni büyütmek hem de bana her türlü fırsatı vermek için iki işte birden çalışan harika bir insandı. Farklı görüşlere sahip olsalar da başkalarına hep saygı duymamı, herkese onurlu davranmamı ve asla bundan vazgeçmememi, önemli olanın bir işi yapabilmek için elimden geleni yapmam olduğunu söylerdi. Annemi 13 yaşındayken kaybettim fakat en çok örnek aldığım da oydu. Benim rol modelimdi tıpkı büyük annem gibi. Tabi ki kitap okumayı ve ailemle vakit geçirmeyi çok seviyorum. Ancak çok işim var ve bu yüzden farklı ilgi alanlarım olsa da bunlara pek zaman ayıramıyorum. 
 
Hemen her yazara sorulan klişe bir soru ile devam edelim. Kitap yazmak sizin için ne ifade ediyor, önce bununla başlayabiliriz? Ne zamandan beri yazarlık yapıyorsunuz? Nasıl başladınız? Bu sizin için bir meslek mi yoksa? Yazmakla neyi amaçlıyorsunuz?
 
2011 yılında, dünyanın her yerinden, yazma ayrıcalığına sahip olduğum birçok inanılmaz kadının hikayesini anlatan bir konuşma yapmıştım: “İnsanların dünyaya ve hikayelerdeki kadınlara bakışını değiştirmeyi umut ediyorum. Kadın hikayeleri herkes için önemli aslında ancak biz çoğu zaman bunları görmüyoruz.”
 
Daha önce yayınlanmış ve NYT’de en çok satanlar listesinde yer almış “Ashley’nin Savaşı” ve “Khair Khana Terzisi” romanlarınız var. Khair Khana Terzisi’nde, Taliban baskısına karşı direnen bir Afgan kadın girişimcinin hikayesini anlattınız. Ashley’nin Savaşı’nda ise Afganistan’daki savaşta özel operasyonlarda yer almak üzere oluşturulmuş bir grup Amerikalı asker kadını konu aldınız. Şimdi de “Kobanê’nin Kızları: Bir Direniş, Cesaret ve Adalet Öyküsü” adlı kitapla okuyucularınızın karşısına çıkmaya hazırlanıyorsunuz. Bu kitapta da IŞİD’e karşı savaşan Kürt kadın savaşçıları anlatıyorsunuz. Gördüğümüz kadarıyla kitaplarınızda kadın merkezli öyküler var. Bize bununla ne anlatmak istiyorsunuz? Kadın konusunda süregiden büyük bir tartışma ve mücadele var. Bu konuda neler belirtmek istersiniz?
 
İnsanların kadınlarla ilgili hikayelerin gücünü, ağırlığını ve önemini bilmesini istiyorum. Genç kadınların, annelerinin, teyzelerinin, halalarının ve kız kardeşlerinin yaptıkları ve başardıkları şeylerden ilham almalarını arzu ediyorum. Elbette kadınların etrafımızda yaptıkları hikayeleri hepimizin görmesini istiyorum. Babam Ortadoğulu olduğundan bu konu benim için kişisel aynı zamanda. Nitekim aile içinde, ben henüz 10 yaşındayken de kadınların rolü ve kadınlar için eşitliğin önemi hakkında tartışmalar yapardık. Bu yüzden, Kobanî’nin Kızları kitabı, kısmen babama da adandı.
 
Hiç savaş sahalarında bulundunuz mu? Mesela Afganistan’da, Rojava Kürdistan’ında? Bu hikayeleri nasıl biraraya getirdiniz?
 
2005’ten beri, yani 16 yaşımdan itibaren dünyayı dolaşma ve dünyanın her yerinde kadınların yaşamları hakkında, ABD’deki birçok haber kaynağı için yazma ayrıcalığına da sahip oldum. Ruanda’daki girişimci kadınlar, Tanzanya’daki toplum aktivisti kadınlar, ABD’de çocuk yaşta ve zorla evlendirilen kadınlar, yine ABD’de askerlik hizmetinde ve polis departmanlarında çalışan kadınlar ve Afganistan’da anne sağlığı görevi yürüten kadınları ziyaret ettim ve hikayelerini yazdım. İşte tüm bu hikayeler, hikayelerini anlatılan ve kadınların sahip olduğu inanılmaz cesarete ışık tutmaya çalışanların güvenini kazanma şansı ve ayrıcalığı tanıyor.
 
Kobanê’nin Kızları kitabı tam da Kobanê’nin IŞİD çetelerinden kurtuluşunun 6. Yıldönümü sürecinde basına yansıdı. Bunu isteyerek mi tercih ettiniz yoksa bu sadece bir tesadüf müydü?
 
ABD’de yazarlar, kitaplarının yayınlanma zamanını tercih etme şansına sahip değiller. Bu, sadece yayın şirketlerine ait.
 
Peki, bu kitabı neden yazmak istediniz? Neden Kürt kadınlarını konu aldınız? Sizi buna iten sebepler nelerdi? Ve neden Kobanê?
 
IŞİD’e karşı direnen kadınlar olduğunu duyduğum anda, hikayelerini yazmam gerektiğini anladım. Direnişin kendisi bana ilham oldu. Fakat daha fazla şey öğrenmeliydim. Son üç yılımı, bu tarihi yazan kadınlarla zaman geçirmek benim için büyük ayrıcalıktı. Onların hikayeleri, bunu bilmeyen ABD’li okuyucular için önemli ve anlamlı hale getirmek amacıyla Rojava’daki bağlantılarıma ulaştım ve onlarla birlikte çalıştım. Çünkü Kobanî Savaşı, ABD ve tabi ki dünya için oldukça önemliydi.
 
Kürt Kadın Mücadelesi hakkında neler biliyorsunuz ve ne söyleyebilirsiniz? Mesela tanıdığınız, hala görüştüğünüz Kürt kadınları var mı; politikacı, lider, komutan, yazar, vb.?
 
Bu tarihin birer parçası olan, siyasi ve askeri alanlardan birçok muazzam kadınla çok zaman geçirme ve son üç yıldır da onlarla sürekli temas halinde kaldım. Bu da benim için bir ayrıcalık oldu. Bazen bana “Gayle, kitabı ne zaman bitireceksin?” diye sordular. Çünkü birçok kez onların ofislerinde ve üslerinde röportajlar yapmıştım. Bu yüzden hepsine, bana ayırdıkları zaman ve verdikleri perspektif için derinden teşekkürlerimi sunuyorum.
 
Dünya genelinde yürüyen bir savaş var. Hemen her kimlikten kadınların yaşadığı büyük acılar var. Bir yandan da gün geçtikçe büyüyen mücadelelerini izliyoruz. Bu ikili gerçek hakkında neler düşünüyor ve hissediyorsunuz? Bu mücadeleye yazmanın dışında nasıl katkı sunuyorsunuz?
 
Bu hikayelerin bizi dünyamıza bağladığına inanıyorum. Hem başka insanların deneyimlerine taşıyorlar hem de mücadelelerinin bizi aydınlatmasını sağlıyorlar. Bizi biraraya getiren ve dünyayı başkalarının gözünden görmemizi sağlayan bizzat onlar aslında. O kadınlar herhangi bir ilgi görmeden veya dikkat çekmeden hergün tarih yazıyorlar. Ben de onların dünyayı nasıl değiştirdiğini belgelemek için üzerime düşeni yapmaya çalışıyorum.
 
Ve Kamala Harris... ABD’nin ilk kadın başkan yardımcısı. Siyah olmasından çok kadın olması çoğu insanı heyecanlandırdı. Barrack Obama ile birlikte siyah başkan fobisini kıran bir ABD gördük. Ne düşünüyorsunuz bu konuda? Kürtler fiili “eşbaşkanlık” tanımı bile yaptı. Sizce de öyle mi? K. Harris ya da başka bir kadının ABD başkanı olması olasılığı nedir sizce? Sonrasında neler olur acaba? 
 
Şu sıralar ABD’de Biden yönetimine oldukça ilgi var. Aynı zamanda ABD, çok suçlanıyor ve COVID trajedisini de yaşıyor. Kamala Harris ise ABD’de bir tarih yazdı. Bu, ABD’de büyük bir siyasal bölünmenin de habercisi. Ama umarım hepimiz onu başkan yardımcısı olarak görmekten gurur duyarız. Bu tarihte yeni bir sayfa ABD için; o bizim ilk kadın başkan yardımcımız.
 
Tekrar kitaba dönecek olursak; kitabınız henüz yayınlanmadan Hillary ve Chelsea Clinton’un, kitabınızdan esinlenerek Kürt kadın savaşçıları konu alan bir dizi film yapmak istediğine dair haberler yayınlandı. Filmi onun çekmesini yadırgayanlar oldu. Siz bu konuda neler söylemek istersiniz? Tepkiler haklı mı?
 
Benim sorumluluğum, hikayelerini bana anlatacak kadar güvenen o derin insanlara karşıdır. Benim işim de hikayelerini olabildiğince çok insanın önüne çıkarmak ve Kobanî’nin Kızları’nın neden hepimiz için önemli olduğunu göstermek. Dünyadaki herkesin, bu azimli ve iradeli kadınların hikayelerini bilmesini istiyorum.
 
Kitabınız yayınlanmadan dikkatleri üzerine çekti. Kitabınızı Kürtçe’ye ve diğer başka dillere çevirtmeyi düşünüyor musunuz?
 
Kobanî, Qamişlo, Hasekê, Raqqa, Tabqa ve daha birçok kentte hikayelerini dinlediğim tüm genç kadınları tanımaktan büyük heyecan duyuyorum. Kobanî’nin Kızları kitabının Kürtçe ve Arapça olarak Qamişlo’da basılıp yayınlanacağını sizin aracılığınızla söylemenin ayrıcalığını da yaşıyorum.
 
Son olarak, bundan sonra da yazmaya devam edeceğinizi umuyoruz. Peki, bundan sonraki durağınız hangi direnişçi kadınlar olacak? Bize bir ipucu verebilir misiniz?
 
Kobanî üzerinde çalışmaya başlamadan önce 1980’lerde ABD’de çocuk yetiştirmek için büyük mücadeleler veren annem, teyzelerim ve onlar gibi tüm kadınların hikayelerini yazmayı planlamıştım. İleride onlar hakkında yazacağım. Ancak her şeyden önce Kobanî’nin Kızları’nı mümkün olduğunca çok insana ulaştırmaya çalışacağım. Böylece bu hikayeleri olabildiğince çok insan bilecek ve öğrenecek.