Yüksel Genç: Kadın desteğini kaybeden bir siyasetin iktidar olma şansı yok

Kamuoyu gündemi ve seçmen eğilimine dair yaptıkları anket çalışmasının sonuçlarını aktaran Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi Koordinatörü Yüksel Genç, “Kadınlar İstanbul Sözleşmesinin kaldırılması ve cezasızlık halleri ile muhafazakar otoriter iktidar arasındaki bağı kurabiliyor. Yine bölgedeki kadın; artan kadın cinayetleri ve intiharlar ile güvenlikçi politikalar arasındaki bağında farkında. Bu farkındalıklar elbette iktidar aleyhine bir seçmen yönelimine dönüşmeye başlıyor. Bu önemli. Çünkü kadın desteğini kaybeden bir siyasetin iktidar olma şansı kalmıyor” dedi. 

SUHAM AKMAN

Haber Merkezi – Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi, bilimsel araştırmalar sonucu elde edilen veriler ile toplumsal sorunların çözümüne dönük karar süreçleri arasında ilişki kurulabilmesi için araştırmalar yürütüyor. Merkez, elde ettiği sonuçları doğrudan sunmanın yanı sıra projelendirmek; toplumda “ortak aklın” oluşumuna katkı sunabilecek her türlü panel, konferans, çalıştay ve benzeri faaliyetler düzenlemek amacıyla kurulmuş bir araştırma merkezi olarak tanımlar kendini. Merkez sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel, toplumsal cinsiyet vb. başlıklar altındaki sorunların tespiti ve çözümü doğrultusunda bilimsel araştırmalar ve düşünce üretimleri ile tanınan, tercih edilen ve referans alınan bir merkez olmayı amaçlıyor. Merkezin ilkeleri arasında ayrımcılığa karşı kesin tavırlı olmak ve tüm çalışmalarında şeffaf, denetlenebilir ve hesap verebilir konumda olmak.

Birçok başlık altında araştırma yapan merkez, 10- 22 Eylül 2021 tarihinde ise kamuoyu gündemi ve seçmen eğilimine dair İstanbul, Ankara, Adana, İzmir, Bursa, Muğla, Konya, Samsun, Trabzon, Antalya, Mersin, Erzurum, Muş, Ağrı, Kars, Diyarbakır, Şanlı Urfa, Mardin, Batman, Van ve Siirt kentlerini kapsayan bir anket çalışması yaptı. 22 ilde 2 bin kişiyle yapılan online çalışmada, katılımcıların sosyo-ekonomik durumları, ülke gündemine ve bu gündemlere dair yürütülen politikalara yönelik tutumları ve oy verme nedenleri soruldu. Yürütülen çalışmalarla ilgili sorularımızı yanıtlayan Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi Koordinatörü Yüksel Genç, merkezin çalışmalarını, elde edilen sonuçları, halkın beklentilerini ve kadınların yaşadıklarını tüm yönleriyle değerlendirdi.

*Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi olarak bölgenin 16 kentinde seçmenlere giderek saha araştırması yaptınız. İlk olarak Türkiye’nin temel sorunlarına dönük tutum, algı ve tercihlerini ölçmek üzere bir anket çalışması yapıldı. Bu ankette öncelikle hangi sorunlar öne çıktı, özellikle kadınlar Türkiye’nin sorunlarına dönük neler söylüyor?

Bölgede yaptığımız saha araştırmalarında, son 2 yılda ekonomik kriz ve işsizliğin tüm sorunların önüne geçmiş olduğunu ölçüyoruz. Türkiye aslında uzun süredir çoklu bir kriz ikliminin içinde. Ekonomik, politik, kültürel ve sosyal krizler birbirinden beslenerek derinleşiyor. Giderek de kısa zamanda ve kolay aşılabilme olasılıkları zayıflıyor. Krizin yapısallaşma riskini en çok taşıyan ülkelerden biri Türkiye. Elbette bu krizli hal tüm hayatı etkiliyor. Önceleri krizler; bir iktidar üretme, hegemonya geliştirme işlevi görüyor iken son iki yılda iktidar çözme, hegemonya zayıflatma işlevi görüyor. Daha doğrusu iktidar ve hegemonyanın el değiştirici gücü durumunda. Bundan tüm toplum kesimler ciddi anlamda etkileniyor. Hem Türkler, hem Kürtler, Hem Aleviler, hem diğer inanç yapıları ve elbette kadınlar ile erkekler…Her kesim etkileniyor. Ve doğrusu tüm kesimleri etkileyen krizle beraber eskiden eşitsizliğin iki tarafını oluşturanlar arasında kısmi eşitlenmelere, daha doğrusu mağduriyette eşitlenme örneklerine rastlıyoruz. Bu da köklü sorunların çözümü açısından belki de bir olanak taşıyor.

“Kadınlar sorunları erkeklerden daha çok dillendiriyor”

Bu girişten sonra cinslerin kriz tanımı ve etkilenmeleri açısından saha araştırmalarına bakacak olursak; erkekler ve kadınların öncelikli etkilendikleri krizlerinde aynılaşmaya başladığını görüyoruz. Örneğin son zamanlarda yaptığımız araştırmalarda erkekler içinde kadınlar için de ülkenin en öncelikli sorunu ilk olarak ekonomik kriz. Ardından Kürt sorunu, hukuk siteminin mevcut hali yani adaletsizlik, cumhurbaşkanlığı sisteminden kaynaklı otoriterizm ve demokratikleşme sorunları tanımlanıyor.  Bölge özgülünde de sorun ortaklaşması görülürken, kadınların ekonomik krizi, Kürt sorununu ve sistem sorunlarını erkelerden bir nebze daha fazla dillendirdiklerini ölçüyoruz.

“Ekonomik kriz kadınları etkiliyor”

Özellikle kadınların ekonomik krizden çok daha fazla etkilendiklerini söylemek gerekecek. Çünkü toplum yoksullaştıkça bu yoksulluğa karşı hayatı üretmesi beklenen daha çok kadın. Bu anlamda toplumsal cinsiyetçiliğin bu yüzü daha çok güncelleniyor. Eve gelecek ekmek için, okula gidecek çocuk için, işsiz genç için vs. önce o dertleniyor, yükünü bir nevi sırtında taşıyor. Yoksulluğun görünümlerini çok hızlı yükleniyor. Belki dikkatinizi çekmiştir. Pazar artıklarını toplayan fotolarda en çok kadın ve çocukları görürsünüz, komşudan evin/yemeğin eksiğini isteyen de kadın, birilerinden bir şeyler rica edenlerde kadın ve bu sayı son yıllarda çokça arttı. Yani kadının yoksullaşma kat sayısı krizlerden etkilenme katsayısı hep daha fazla. Saha çalışmalarımız esnasında yoksulluk kaygısını en güçlü kadınların dile getirdiğini görüyoruz. Üstelik geçmişin geleneksel dayanışma ilişkilerinin bozulmuş olması, kırla-köyle bozulan bağlar bu sorunlarla kadınında, toplumunda baş etmesini güçleştiriyor.

“Öncelikler konjonktürel olandan yana ağırlık kazanıyor”

Son dönemde uzun yıllardır söylenen daha köklü ve yapısal yanıtlar içeren ‘Türkiye’nin temel sorun’ tanımının yerini, konjonktürel ve güncel sorunların aldığını görüyoruz. Bu kadın içinde böyle. Örneğin son çalışmamızda Türkiye’nin temel sorunu skalasının başlarına ‘eğitim sistemi’nin yerleşmesinde kadın katılımcılarımızın ciddi etkisi var. Bölgeden yaptığımız çalışmalarda, kadınlarda erkeklerde ortaya çıkan bu çoklu krizin kaynağı olarak Kürt sorunundaki çözümsüzlüğü gördüklerini elbette dile getiriyorlar. Ancak önceliklerin konjonktürel olandan yana ağırlık kazandığını belirtmek gerekecek.

*İlk anket çalışmanızda özellikle birkaç problemin öne çıktığını görüyoruz. Sırasıyla ekonomik kriz, Kürt sorunu, hukuk sisteminin mevcut durumu ve eğitim sistemi. Sizlerin bu anlamda izlenimi nedir. Türkiye şu an ne durumda? Seçmenlerin bu sorunlar karşısındaki tutumu ne olacak? Özellikle kadınlar yaşanan mevcut sorunlardan dolayı nasıl etkileniyorlar?

Türkiye’nin temel sorunlarına ilişkin kadın ve erkek benzer önceliklere sahip olsalar da, etkilenim düzeylerinin kısmen farklılıklar taşıdığının altını yeniden çizmek gerekecek. Çünkü krizler derinleştikçe kadının yaşam alanlarında kendini güvende hissetme katsayısı da azalıyor. Örneğin Diyarbakır özgülünde yaptığımız ‘kendini güvende hissetme ve güvenlik algısı’ konulu çalışmamızda her 5 kadından 4’ü kendini güvende hissetmiyordu. Güvende hissedebilmek için erkekler gibi ekonomik refahın önemine işaret etseler de erkeklerden çok daha fazla; cinsiyetçi ve otoriter olmayan, kendilerini daha özgür hissettikleri bir ortam tanımını öncelemişlerdi. Kadınlar krizler derinleştikçe en çok kendilerinin güvende olamayacağının farkında aslında. Bu çalışma bize Türkiye koşullarında, krizlerden kadının etkilenim düzeyindeki farkı da söyler. 

“AKP ciddi oranda seçmen kaybediyor”

Sorun algısı ile seçmen eğilimi arasında bir ilişki var kuşkusuz... Örneğin Türkiye’deki çoklu kriz hali nedeniyle AKP iktidarı ciddi oranda seçmen kaybediyor. Son ölçümümüzde Türkiye genelinde bu kayıp 10 puan. Bölge özgülünde 12 puana kadar çıkıyor. Kürt seçmen kayıplarının temeli, Kürt sorununa dair benimsenen güvenlikçi ve çatışmacı gerilim politikaları ile atıldı. Ancak ekonomik kriz ve bölgenin yoksullaşmasındaki artış bu kayıpları AKP için dönüşü güç hale getirdi.

*AKP seçmeninde bir azalma olduğu belirtiliyor. Bu azalmanın nedeni kadın seçmenler olabilir mi? Çünkü ekonomik kriz, pandemi süreci, artan şiddet, eğitim sistemi, Kürt sorunu gibi birçok sorunun acısını en çok kadınlar yaşıyor. Kadınların yaşadığı tüm bu sorunlar sandığa sizce nasıl yansır?

AKP’nin bölgedeki en önemli destekçileri uzun yıllar kadın seçmenlerdi. AKP, tüm partilerden çok daha fazla kadın seçmene sahipti. Ve Erdoğan figürüne en çok bağlı kesim kadınlardı. Ancak son iki çalışmada AKP’nin ciddi biçimde kadın seçmen kaybettiğini de ölçüyoruz. Bunda ekonomik krizin etkisi tartışılmaz. Zira AKP döneminde salt kadınlara verilen kimi sosyal yardımlar artık erimeye başladı, yoksullaşmayı kadınlar hayatlarının her safhasında derin yaşar hale geldi ve bu durumun çözüm merkezi olarak AKP’yi göremiyorlar artık. Kürt sorunundan kaynaklı tutumlarının kısmen kaybettirdiği kadın seçmen meselesi, esas olarak ekonomik krizle daha fazla eridi. Kadınlar bir siyasetten uzaklaşınca kolay geri dönemiyorlar ya da dönmeyi tercih etmiyorlar. Bu yüzden AKP’nin sandıktaki esas kaybı Kürtler ve kadınlar olacaktır.

*Türkiye’de kadına yönelik şiddet, katliam, tecavüz ve cinsel taciz başta olmak üzere sistematik olarak bir saldırı yaşanıyor. Kadına yönelik katliamlar devam ederken kadınların can simidi olan İstanbul Sözleşmesi’nden de vazgeçildi. Özellikle AKP iktidarı bu son 19 yılda kadına yönelik politikalarında nasıl bir sonuç elde etti. Bunun kadın seçmenlere yansıması nasıl oldu?

Kadına yönelik şiddet AKP iktidarı döneminde yüzde 400’ler de arttı. Şiddetin bu denli artmasında kuşkusuz cezasızlık politikalarının, rejimin geleneksel muhafazakarlığı toplumda yeniden güçlü biçimde örmesinin, çatışmacı/gerilim politikalarının ve toplumsal cinsiyetliliği tırmandıran egemen ikilimin çok etkisi var. Özellikle son dönemde yaptığımız araştırmalarda mevcut hukuk sistemini ve otoriter iklimi sorun olarak tanımlayan kadınların sayısındaki artış, tüm kesimlerde görülen bir kadın farkındalığı ve bu duruma kadının itirazı olarak okunabilir.

“Kadınlar politikaların farkında”

Yine son yıllarda özellikle bölgede artan kadın intiharları ve cinayetler de benzer biçimde politik hayatta yer almayan kadınlarda reflekslere yol açıyor. Salt bunlarda değil, bölgede artan uyuşturucu kullanımı ve seks işçiliğine zorlanma halleri sıradan kadınında mevcut iktidara karşı reflekslerini güçlendirmiş durumda. Kadınlar İstanbul Sözleşmesinin kaldırılması ve cezasızlık halleri ile muhafazakar otoriter iktidar arasındaki bağı kurabiliyor. Yine bölgedeki kadın; artan kadın cinayetleri ve intiharlar ile güvenlikçi politikalar arasındaki bağında farkında. Bu farkındalıklar elbette iktidar aleyhine bir seçmen yönelimine dönüşmeye başlıyor. Bu önemli. Çünkü kadın desteğini kaybeden bir siyasetin iktidar olma şansı kalmıyor.

“Desteğin azalmasında ekonomik kriz başat rol oynuyor"

Doğrusu AKP’nin son dönemde yaşadığı seçmen kaybı tam da böylesi bir hakikate de denk geliyor. Ancak, yine de kadın seçmen erimesi yaşasa da, bu konuda bir geriye gidiş süreci içinde olunsa da  AKP’de hala hatırı sayılır bir kadın desteğinin bulunduğunu da unutmamak gerekiyor. Bu desteğin azalmasında kuşkusuz ekonomik kriz başat rol oynamayı sürdürüyor, ancak diğer siyasetlerin kadınlara güven ve güvence aşılayan kimi somut vaatlerine ihtiyaç olduğunu da söylemek gerekiyor.

Saha araştırmasında kadın seçmenlerin hangi talepleri öne çıktı? Ve partilere yönelik varsa tepkiler hangi konular üzerinden şekillendi?

Bölgede yaptığımız saha çalışmamızda kadın görüşmecilerin yüzde 64,8’i HDP’nin yerel ve genel kademelerde uyguladığı eşbaşkanlık sistemini olumlu buluyor. Yine kadın görüşmecilerin yüzde 83,2’si kadınların politika ve karar süreçlerine katılımlarını destekliyor. Bu iki veride çok değerli, çok kıymetli. Çünkü bu iki veri geleneksel cinsiyetçi muhafazakarlıkta açılan güçlü gedikler olduğunu, bu gediklerin kadınlar tarafından sahiplenildiğini bize söylüyor. Aynı zamanda eşit temsil ve eşit sorumluluk meselesinin oldukça güçlü bir toplumsal talep olduğunu da gösteriyor. Çalışmadaki bir diğer önemli sonuç; AKP’nin kadın seçmen tabanında başlayan erime. Bu da AKP iktidarının toplumsal desteğinin ve politikalarına rıza üretme gücünün ciddi anlamda zayıfladığını/zayıflayacağını söylüyor. Öte yandan AKP’den giden seçmenin muhalefet partilerine yönelmesi, bu partileri kadın politikalarını gözden geçirmeye, kadına yaşamını idame ettirecek koşullar sağlamaya ve desteklemeye çağırıyor. Saha çalışmalarından çıkan sonuca göre; Kadınlar aslında yoksulluktan çıkmak, ekonomik kaygılardan kurtulmak,  şiddet, gerilim ve adaletsizlik üreten politika ve rejimden kurtulmak istiyor.

“Netleşmeyen çok sayıda kadın seçmen var”

Mevcut muhalefet partileri kadının bu talep ve beklentilerine göre nasıl dönüşürler bekleyip göreceğiz. Buna karşın bölgedeki kadın seçmen için mevcut muhalefete dönük bagajlar hala boşalmış değil; AKP döneminde elde ettikleri küçük maddi desteklenmeleri sürdürebilecekler mi, başörtülerine dönük kat edilen yoldan geri dönecekler mi? Milliyetçi argümanlarla etnik kimliklerine dönük ayrımcılık sürecek mi? Cezasızlık hali son bulacak mı, Kürt sorununda benimsenen güvenlikçi politikalardan vazgeçilecek mi vs. bu konularda hala muhalefetin durduğu yer konusunda netleşemeyen hayli çok kadın seçmen mevcut… Aslında bu seçim genel olarak seçmenin talep ve beklentisine göre tüm siyasi partileri dönüşüme zorluyor, siyasi partilerin dayandıkları geleneksel ideolojik formları gevşetmeye hatta aşmaya çağırıyor. Bunun ne denli başarılacağını zaman gösterecek.

Saha araştırması sonucuna göre HDP oylarını korurken, CHP ise oylarını arttırdı. Bu sonucu neye bağlıyorsunuz. Özelikle HDP’yi diğer partilerden ayıran nedir?

Son yaptığımız saha çalışmaları AKP’nin 10-12 puan bandında oy kaybettiğini; CHP, İyi Parti, HDP gibi muhalefet partilerinin oy arttırdığını söylüyor. Burada özellikle CHP’nin oy oranındaki artış oldukça dikkat çekiyor. CHP liderinin; Kürt sorununun çözüm yeri meclis ve meşru muhatap HDP, biz bu sorunu çözeriz, minvalindeki açıklaması ile dikkat çeken artış, aslında seçmenin ilgi ve beklenti odağına da göndermeler içeriyor Bölgede oy oranını iki kat arttırmış olan CHP açısından birkaç şey ifade etmek gerekiyor.

“AKP’nin Kürt sorununa yaklaşımı CHP’nin oylarını artırdı”

Birincisi özellikle bölgede CHP oylarındaki artışın ilk adresi yıllardır merkez partilere oy veren, son 20 yıldır da ağırlıklı olarak AKP’yi tercih etmiş olan geleneksel seçmen. Uzun yıllardır merkez sağ ve iktidar olacak partilere oy veren ‘devletli oylar’ diyebileceğimiz yüzde 20-25 bandındaki bu geleneksel seçmen kategorisinin bu defa yönünü CHP’ye dönmeye başladığını görüyoruz. Bu seçmen kitlesi bir süredir kararsızdı ve doğrusu DEVA ve Gelecek partilerini izliyorlardı. Ancak her iki partinin bu seçmenin beklentilerine uygun yol alamaması, onların yönünü CHP’ye dönmesini sağladı. AKP’nin ekonomik kriz başta olmak üzere pek çok kriz hali ile baş etme olanaklarını ve gücünü kaybettiğine ikna olan, AKP’nin Kürt sorununa yaklaşım ve politikalarını uzun süredir tasvip etmeyen bu kesim CHP’den gelen çözüm sinyalleri ile birlikte yönünü bu partiye dönmüş görünüyor.

“HDP seçmen tabanını en çok koruyan parti”

İkinci adres ise 18-34 yaş arasındaki bir grup genç kuşak. Özellikle AKP öncesi süreci deneyimlemeyen, yada o yıllarda çocuk olan, ömrünün önemli bir kısmını AKP politikaları ve iktidarı içinde geçiren ve ciddi bir AKP karşıtlığı edinen bu kesim alternatif olarak CHP’ye yönelmiş görünüyor. Bu kesim daha ziyadesi ile CHP ve ittifakını mevcut rejimi değiştirecek en önemli alternatif olarak gördüğü için oy verme eğiliminde. HDP ise uzun yıllardır seçmen tabanını en çok koruyan parti konumunda. Aynı zamanda en politik seçmen kategorisini oluşturuyor. Kürt seçmeninin önemli kısmı ‘yurtsever’ formu benimsemiş, bu meseleye bedeller ödemiş yada Kürt meselesine dair talepleri olan kesimden.

“HDP seçmeli pratik politika beklentisi içinde”

Bölgede genç kuşaktan da en çok oy alabilen ve seçmen tabanını koruyan bu parti; her daim için Kürt kimliğinin Ankara’daki temsili ve Kürt sorununda çözüm politikasının meclisteki adresi olarak tanımlandı. Seçmenin oy verme gerekçelerini de ağırlıklı olarak bu iki neden oluşturdu. O nedenle ‘Beni temsil ediyor, kimliğimi/dilimi savunuyor, politik düşünceme yakın’ gerekçelerini en çok kullanan seçmen HDP seçmeni oldu. Kürt sorununu yasal ve parlamento içinde dillendiren, temsil eden tek parti algısı HDP seçmenini HDP’de iyiden iyiye konsolide etti. Ancak son iki yılda HDP seçmeni aynı zamanda ekonomik kriz ve işsizlik sorununa dair de partisinden güçlü açık, pratik politikalar beklentisi içinde. Hatta konjonktürel olarak öncelikli olarak pratik bazı girişimler istiyor bu konuda. Çünkü HDP seçmeni ve HDP’nin güçlü olduğu bölge ekonomik krizden, yoksulluktan en fazla etkilenen kesimdir. Üstelik son 6 yıllık savaş şiddet dalgasının geleneksel dayanışma ağlarını en çok tahrip ettiği kesimdir bu kesim ve bölge.