Yemen’de kadınların emeğinin önündeki engel: Önyargılar ve erişimsizlik
Yemen’de özel gereksinimli kadınlar üniversite eğitimi alıp mesleki beceriler kazansa da iş piyasasına katılım oranları düşük kalıyor. Yasalarda yer alan istihdam kotası ise uygulamadaki sorunlar nedeniyle hayata geçirilemiyor.
RANİA ABDULLAH
Yemen- Yemen’de özel gereksinimli kadınların yaşadığı sorunlar yalnızca engellilikle sınırlı değil. Kadınların hikayeleri ve deneyimleri, sahip oldukları beceri ve yeterliliklerle toplumsal katılım ve bağımsızlık açısından kendilerine sunulan fırsatlar arasında belirgin bir uçurum olduğunu ortaya koyuyor.
35 yaşındaki Fethiye Abdullah’ın karşılaştığı zorluklar, sahip olduğu beceri ve yeterliliklerden çok toplumsal kalıp yargılar, yasal düzenlemeler ile bunların pratikte uygulanması arasındaki boşluk ve özel gereksinimli bir kadın olması nedeniyle kendisine yönelik önyargılarla bağlantılı.
Görme engelli olan Fethiye Abdullah, Görme Engelli Kadınlara Destek Derneği’nin üyesi. Fethiye Abdullah, Yemen’in güneybatısındaki Taiz kentinde bulunan Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü’nden lisans derecesi aldıktan sonra halen Körler İçin İyiliğin Yolları Okulu’nda öğretmen olarak çalışıyor.
En büyük zorluk önyargılar
Fethiye Abdullah, karşılaştığı en önemli zorluklardan birinin özel gereksinimli kişilere yönelik önyargılar olduğunu belirtiyor. Kimi zaman bu kişilerin beceri ve yeterlilikleri yerine yalnızca sahip oldukları engel üzerinden değerlendirildiğine dikkat çekiyor. Sorunun duyulardan birinin kaybedilmesinden değil, toplumun özel gereksinimli bireylere bakışından kaynaklandığını belirten Fethiye Abdullah, “Bu yaklaşım eğitim, çalışma ve toplumsal yaşama katılım konusunda yeterli kişilerin önünü kapatabiliyor” diyor.
Kendi deneyiminin erken yaşlarda başladığını ifade eden Fethiye Abdullah, üniversite eğitimine devam etmesinin gerekliliği konusunda çevresindeki bazı kişilerin kuşkularıyla karşılaştığını söylüyor. Kendisine yöneltilen soruların çoğunda, eğitimden veya çalışma yaşamından yararlanamayacağı yönünde önceden oluşturulmuş bir varsayım bulunduğunu belirtiyor.
Görme engelli bireylere eğitim vermeye başladı
Fethiye Abdullah geri çekilmek yerine eğitim ve çalışma yaşamını yeterliliğini kanıtlama alanına dönüştürmeyi seçti. Eğitimine devam ederek mezun olan Fethiye Abdullah, daha sonra görme engelli bireylere eğitim vermeye başladı. Bunun yanı sıra skeçler hazırlama ve düzenleme, etkinliklere katılma gibi sanatsal ve toplumsal faaliyetlerde de yer alıyor.
Deneyimini yalnızlıktan eylem ve katılıma geçiş olarak tanımlayan Fethiye Abdullah, “Beni küçümseyen yaklaşımlarla mücadele etmek kolay olmadı ancak başarı ve çalışmanın, çevremdeki bazı düşünceleri değiştirmek için bir araç olduğunu gördüm” diye belirtiyor.
Fethiye Abdullah, medyanın bu dönüşümde daha fazla rol oynayabileceğini belirterek özel gereksinimli bireylerin acınacak veya istisnai hikayeler olarak sunulmaması gerektiğini vurguluyor. Bunun yerine onların yeterliliklerinin, rollerinin ve günlük yaşamda yaptıkları katkıların öne çıkarılması gerektiğini ifade ediyor. Drama, film, program ve insan hikayelerinin özel gereksinimli bireylere ilişkin daha gerçekçi ve çeşitli bir bakış sunmak için kullanılmasını isteyen Fethiye Abdullah, farkındalık çalışmalarının bir bölümünün ailelere yöneltilmesi çağrısında bulunuyor.
‘Korumadan güçlenmeye’
Fethiye Abdullah’ın deneyimi, Sosyal İşler ve Çalışma Bürosu’nda görev yapan ve Özel Gereksinimli Bireylerin Bakım ve Rehabilitasyon Fonu’na bağlı olarak çalışan Firuz Ali Sabit’in deneyimiyle benzerlik taşıyor. Fiziksel engelli olan Firuz Ali Sabit de eğitimine devam etmesi konusunda ailesinin ve toplumun kaygılarıyla karşılaştı.
Ailesinin hareket ederken ve ulaşım sağlarken zarar görmesinden endişe ettiğini belirten Firuz Ali Sabit, bu nedenle çevresindekileri eğitimine devam etmesi gerektiğine ikna etmenin zor olduğunu söylüyor. Ancak üniversite eğitimini tamamlamakta ısrar eden Firuz Ali Sabit, mezun olduktan sonra çalışma yaşamına katıldı.
Bugün birden fazla alanda çalışan Firuz Ali Sabit, “Benim için işe ulaşmak mücadelenin sonu değil, yeni hedeflerin başlangıcıydı. Mesleki olarak gelişmeyi ve idari görevlerde bulunmayı hedefliyorum. Ayrıca bana daha fazla bağımsızlık sağlayacak kendi projemi veya kurumumu kurmayı istiyorum” diyor.
Gençlik ve Kalkınma İçin Sıyağ Örgütü’nün geçen ağustos ayında 53 özel gereksinimli kadını kapsayan saha araştırmasının sonuçları, eğitim düzeyi ile mevcut iş fırsatları arasındaki kaygı verici uçurumu ortaya koyuyor. Veriler, hedeflenen toplam 92 katılımcı arasından elde edilen bilgilerin temizlenmesi ve doğrulanmasının ardından yayımlandı.
Araştırmaya katılan kadınların yaklaşık yarısı, yüzde 47,2’si, lisans derecesine sahip olmasına rağmen, işgücü piyasasına fiilen katılanların oranı yalnızca yüzde 32’de kaldı. Bu durum, yapısal engeller ve toplumsal kalıp yargılar nedeniyle üniversite mezunu kadınların sahip olduğu niteliklerin farklı çalışma alanlarında değerlendirilemediğini gösteriyor.
Altyapı özel gereksinimli kadınların hayallerini engelliyor
Fethiye Abdullah’ın deneyiminin aksine, özel gereksinimli M.A.S, fiziksel engelli bireylerin ihtiyaçlarını ve mahremiyetini gözeten uygun altyapının bulunmaması nedeniyle üniversite eğitimini tamamlayamadı.
M.A.S. “Üniversite eğitimimi tamamlamak istiyordum ancak hareket kabiliyetimin sınırlı olması ve sürekli iki koltuk değneğine ihtiyaç duymam bunu engelledi. Merdivenli binalardan ve ulaşım araçlarının ulaşmadığı uzak yerlerden kaçınıyorum. Ülkemizdeki binalar ve kurumlar ihtiyaçlarımızı ve mahremiyetimizi gözetmiyor” diyor.
Yaşadığı hayal kırıklığını dile getiren M.A.S, “Ailem benim için endişeleniyor ve evde kalmamı tercih ediyordu. Ancak kendi evimizde bile destekleyici bir ortam bulamadım. Bu nedenle internet üzerinden kurslara katılarak kendimi geliştirdim. Artık ister bir ofiste ister çevrim içi çalışabilecek durumdayım ancak evde hapsolmaya devam ettim. Çalışma hayalimi hatırladığımda içimde bir burukluk hissediyorum” ifadelerini kullanıyor.
Bu mahrumiyet, özel gereksinimli bireylerin haklarını güvence altına alan yasal düzenlemelere rağmen yaşanıyor. Yemen’in 1999 tarihli ve 61 sayılı Özel Gereksinimli Bireylerin Bakımı ve Rehabilitasyonu Yasası, devlet idari birimleri ile kamu ve özel sektördeki kurumların toplam çalışan sayısının en az yüzde 5’ini özel gereksinimli bireylerden oluşturmasını öngörüyor. Ancak fiziksel ve toplumsal çevrenin mevcut koşulları, bu hedeflerin hayata geçirilmesinin önünde engel oluşturmaya devam ediyor.
Sorun yalnızca yasaların uygulanmaması değil
Ancak bireysel deneyimlerin tek başına işgücü piyasasındaki gerçekliği değiştirmeye yetmeyeceğini belirten Gençlik ve Kalkınma İçin Sıyağ Örgütü Başkanı ve özel gereksinimli bireylerin hakları alanında çalışan aktivist Eman El Cubbani, özel gereksinimli kadınların istihdama erişiminin düşük olmasının birçok faktörle bağlantılı olduğunu söylüyor.
Eman El Cubbani, bunların başında kadınların becerilerine yönelik toplumsal bakışın geldiğini belirterek bazı işverenlerin özel gereksinimli bireyleri, özellikle de kadınları istihdam etmenin kurumlara ek maliyet getireceğini düşündüğünü ifade ediyor.
Yasalarda güvence altına alınan haklarla bunların fiilen uygulanması arasında bir boşluk bulunduğuna dikkat çeken Eman El Cubbani, savaş ve çatışma koşullarının devlet kurumlarının denetim ve uygulama görevlerini yerine getirme kapasitesini zayıflattığını, izleme ve hesap verebilirlik mekanizmalarının da sınırlı olduğunu belirtiyor.
Eman El Cubbani, özel gereksinimli bireylerin işgücü piyasasındaki haklarını güçlendirmeye yönelik resmi adımlar atıldığına dair göstergeler bulunduğunu belirtiyor. Bunlar arasında, Yemen hukukunda özel gereksinimli bireylerin istihdamı için ayrılan yüzde 5’lik kotanın yeniden uygulanmaya başlanmasını gösteren Eman El Cubbani, bunun olumlu bir adım olduğunu ancak kamu, özel ve karma sektörde fiili bir uygulamaya dönüştürülmesi gerektiğini vurguluyor.
Bu hakların uygulanmasından tek bir kurumun sorumlu olmadığını ifade eden Eman El Cubbani, hükümet kurumları, özel gereksinimli bireylerle ilgili kuruluşlar, işverenler ve özel gereksinimli bireylerin kendilerinin işbirliği yapması gerektiğini ifade ediyor. Bunun için de açık denetim ve takip mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini söylüyor.
Eman El Cubbani’ye göre sorun her zaman fırsatların yokluğundan kaynaklanmıyor. Özel gereksinimli kadınların haklarını ne ölçüde bildiği ve bu hakları talep etme kapasitesi de belirleyici. Önceki deneyimler, becerilerine yönelik olumsuz yaklaşımlar ve reddedilme veya dışlanma korkusu nedeniyle akademik olarak yeterli bazı kadınların çalışma hakkını talep etmekte tereddüt ettiğine dikkat çekiyor.
Çevrenin kendisi bir engele dönüştüğünde
İşgücü piyasasına erişim sorunu işe alınma kararıyla da bitmiyor. Bazı özel gereksinimli kadınlar gerekli yeterliliklere ve çalışma isteğine sahip olsa da çalışma alanlarının tasarımı işyerlerine ulaşmalarını engelleyebiliyor. Örneğin asansör veya uygun erişim araçlarının bulunmadığı üst katlardaki ofisler, fiziksel engelli bireyler açısından işi fiilen erişilemez hale getirebiliyor.
Bu sorunun çözümü için Eman El Cubbanî, daha kapsayıcı bir işgücü piyasasının oluşturulmasının önemine dikkat çekiyor. Erişilebilirliğin ek bir hizmet değil, çalışma hakkının bir parçası olarak ele alınması gerektiğini belirtiyor.
Eman El Cubbani, mevcut altyapının erişim ihtiyaçlarını belirlemek amacıyla yeniden değerlendirilmesini ve gelecekte aynı engellerin tekrarlanmaması için yeni binalar ve projelerde evrensel tasarım ile erişilebilirlik standartlarının uygulanmasını öneriyor.