Savaş tedavisini yarım bıraktı: Kanser hastası Meryem’in tek bacakla yaşam mücadelesi
Kanser nedeniyle bir bacağını kaybeden Gazzeli Meryem Abd Rabbo, savaşın ardından tedaviye erişimini de kaybetti. En büyük destekçisi olan babasını da yitiren genç kadın, tüm zorluklara rağmen hayata tutunmaya çalışıyor.
NAGHAM KARAJEH
Gazze- İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları, binlerce Filistinlinin yaşamını altüst ederken kronik hastalıklarla mücadele edenler için hayatta kalma mücadelesini daha da ağırlaştırıyor. Kanser nedeniyle bir bacağını kaybeden 24 yaşındaki Meryem Abd Rabbo da savaşla birlikte tedavisinden mahrum kaldı, babasını yitirdi ve defalarca yerinden edildi.
Kanserle mücadele ederken yaşamını yeniden kurmaya çalışan Meryem'in hayatı, 7 Ekim 2023'te başlayan savaşla bir kez daha altüst oldu. Tedavi ve düzenli sağlık kontrolleri yarıda kalan genç kadın, zorunlu göç, babasının ölümü ve ağır yaşam koşullarına rağmen savaştan önce tedavisini gördüğü hastaneye yeniden ulaşmayı ve yaşamına kaldığı yerden devam edebilmeyi umut ediyor.
Savaşla birlikte sağlık kontrolleri yarıda kaldı
Meryem'in kanserle mücadelesi 2021 yılında ayağında tümör tespit edilmesiyle başladı. Doktorlar, hastalığın vücuduna yayılmasını önlemek için tek seçeneğin bacağının kesilmesi olduğunu söyledi. Bunun üzerine Batı Şeria'daki bir hastaneye sevk edilen Meryem'in bacağı ampute edildi. Tedavisinin ardından Gazze'ye dönen genç kadın, hastalığın yeniden nüksetmediğinden emin olmak için her altı ayda bir Nablus'taki bir hastanede düzenli kontrol yaptırıyordu. Ancak savaşın başlamasıyla birlikte bu kontroller tamamen kesildi.
Tüm hayatı alt üst oldu
Meryem, fiziksel acılarına rağmen hastalığın geleceğini belirlemesine izin vermedi. Kemoterapi tedavisi görürken hastane yatağında lise bitirme sınavlarına giren Meryem, yüksek puan alarak üniversite eğitimine başladı. Yaşadığı süreci, "Hastalık bedenimin bir parçasını alabilir ama hayallerimi elimden alamaz. Tedavi seansları arasında ders çalışıyor, ne zaman yorgunluğun beni geçtiğini hissetsem umuda daha sıkı sarılıyordum" dedi. Meryem'in bu süreçte en büyük destekçisi babasıydı. Tekerlekli sandalyesini itiyor, onu üniversiteye götürüyor, ulaşımını sağlıyor ve tüm sağlık kontrollerinde yanında oluyordu. Babasının varlığı, Meryem'in yaşam mücadelesini sürdürebilmesinin en önemli dayanaklarından biriydi. Ancak 7 Ekim 2023'te Gazze'ye yönelik savaşın başlamasıyla Meryem'in hayatı bir kez daha altüst oldu. Cibaliya Mülteci Kampı'ndaki evini bombardıman altında terk etmek zorunda kalan genç kadın, enkazlarla kaplı yollarda kullanılamaz hale gelen tekerlekli sandalyesiyle ilerlemeye çalıştı. Zorunlu göç sırasında tekerlekli sandalyesi hasar gördü. Evini apar topar terk ettiği için yalnızca dört kez kullanabildiği protez bacağını geride bıraktı. Sürekli kullandığı koltuk değnekleri de zamanla aşındı ve hareket etmek her geçen gün daha da zorlaştı. Meryem yaşadıklarını şu sözlerle anlatıyor:
"Elimde olan her şeyi geride bıraktım. O an ne protez bacağımı ne de başka bir şeyi düşündüm. Tek düşündüğüm ailemle birlikte hayatta kalmaktı. Ama hareket etmemi sağlayan her şeyi kaybettiğimi fark ettiğimde, kendimi hiç olmadığım kadar çaresiz hissettim."
Babasının ölümüyle yaşamı daha da zorlaştı
Savaşın devam etmesiyle birlikte Batı Şeria'daki tedavi yolculukları da durdu. Sağlık durumunun güvencesi olan düzenli kontrolleri kesilen Meryem, gerekli tetkikleri yaptıramadığı için hastalığının yeniden nüksetme ihtimaliyle sürekli endişe içinde yaşamaya başladı. Tüm zorluklara rağmen babası onu teselli etmeye çalışıyor, kanseri nasıl atlattıysa bu sıkıntının da geçeceğini söylüyordu. Ancak savaş, onun için çok daha büyük bir acıyı beraberinde getirdi.
2024 yılının ortalarında, havaların iyice soğumasıyla birlikte babası kışlık kıyafetleri almak için Cibaliya Mülteci Kampı'ndaki aile evine döndü. Ancak bölgede bulunduğu sırada İsrail ordusuna ait savaş uçaklarının düzenlediği saldırıda yaşamını yitirdi. Geride eşi ve yaşam mücadelesini tek başlarına sürdürmek zorunda kalan beş kızını bıraktı. Babasının ölümünün ardından Meryem’in günlük yaşam daha da zorlaştı. Artık ona hareket etmesinde ya da sağlık merkezlerine ulaşmasında yardımcı olacak kimse kalmamıştı. Yıpranmış tekerlekli sandalyesi ise hayatını kolaylaştırmak yerine yaşadığı sıkıntıları daha da artırıyordu. Gazze kentindeki askeri operasyonların yoğunlaşmasıyla birlikte Meryem, annesi ve kız kardeşleriyle birlikte güneye göç etmek zorunda kaldı. Aile, farklı barınma merkezlerinde kaldıktan sonra eşleri ölen ve boşanmış kadınlar için ayrılan küçük bir odaya yerleşebildi. Aynı odada beşten fazla aile kalıyor, ne mahremiyet ne de insanca yaşam koşulları bulunuyordu.
Bu dar ve elverişsiz ortamda temel ihtiyaçlar bile karşılanamıyordu. Tek bacağını kaybetmiş ve sürekli sağlık bakımına ihtiyaç duyan genç bir kadın için yaşam koşulları son derece ağırdı. Bu durum hem fiziksel hem de psikolojik olarak daha fazla yıpranmasına neden oldu.
Çadırda yaşamaya başladı
Bir süre sonra aile yeniden Gazze kentine dönebildi. Yakınlarından biri onlar için eski ve yıpranmış bir çadır kurdu. Ancak bu çadır da önceki sığınma yerlerinden daha güvenli değildi. Böcek ve kemirgenlerin istila ettiği çadır, en temel yaşam koşullarından bile yoksundu.
Meryem yaşadığı belirsizliği şu sözlerle dile getiriyor:
"Hastalıktan korktuğum kadar sevdiklerimi kaybetmekten de korkuyorum. Her gün kendi kendime, 'Kanser geri döndü mü? Bir gün beni takip eden doktora yeniden ulaşabilecek miyim?' diye soruyorum. En çok canımı yakan ise bu soruların hiçbirine cevap verememem."
Yaşadığı sıkıntılar yalnızca tedaviye ulaşamamakla sınırlı değil. Sağlık merkezlerinin uzak olması ve tekerlekli sandalyesinin kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle düzenli sağlık hizmeti alması da neredeyse imkansız hale geldi. Çadırdan çıktığı her yolculuk, kalan gücünü biraz daha tüketiyor. Bütün yaşadıklarına rağmen Meryem, Batı Şeria'daki hastanede tedavisine yeniden başlayabileceği günü umutla bekliyor. Savaşın başlamasından bu yana mahrum kaldığı sağlık kontrollerine yeniden kavuşmayı, sağlık durumunu öğrenmeyi ve hastalık, kayıp ve zorunlu göç nedeniyle yarım kalan yaşamına devam edebilmeyi istiyor.
Kanser nedeniyle kaybettiği bir bacak, savaşta yitirdiği babası, yarıda kalan tedavisi ve enkaz altında yıpranan tekerlekli sandalyesiyle Meryem Abd Rabbo, her geçen gün daha da ağırlaşan yaşam koşullarına rağmen mücadeleyi sürdürüyor. Tek isteği tedavisini tamamlayabilmek, yeniden özgürce hareket edebilmek ve yaşam hakkına kavuşabilmek. Gençlik yılları hastalık, savaş ve kayıplarla geçse de hayata tutunma umudunu kaybetmiyor.