Savaş koşullarına rağmen hayvancılık ve toprakla bağını koparmadı
Güney Lübnan’da ileri yaşına rağmen hayvancılığı sürdürerek savaş ve zorluklara karşı üretimi bırakmayan kadınlardan Zainab Safa, inekleriyle kurduğu bağın hem geçim hem de direnç kaynağı olduğunu söylüyor.
RANA JOUNİ
Lübnan - Güney Lübnan’ın Nebatiye bölgesine bağlı Kfour kasabasının iç mahallelerinden birinde yaşayan Zainab Safa, hayatı boyunca sürdürdüğü hayvancılık mesleğini devam ettiriyor. Kırsal yaşamın bir parçası haline gelen bu işi hiçbir zaman bırakmayan Zainab Safa, kendisini “inek aşığı” olarak tanımlıyor ve hayvanlarını savaş dönemlerinde dahi yanında kalan arkadaşları olarak görüyor.
İnekleri ailesinin bir parçası
Yetmişli yaşlarındaki Zainab Safa, güne sabah saat altıda hızlı bir kahveyle başlıyor. Ardından çiftliğine giderek ineklerini besliyor, sağıyor ve yavrularıyla ilgileniyor. Gününün geri kalanını ise yem toplamak için tarlada geçiriyor. İnekleri ve tarlaları arasında geçen yaşamını bir huzur kaynağı olarak tanımlayan Zainab Safa, aynı zamanda bölgede yaşanan gerilimler nedeniyle hava saldırısı korkusuyla günlük hayatını sürdürdüğünü ifade ediyor. Hayvanlarını ailesinin bir parçası gibi gördüğünü belirten Zainab Safa, bu yaşamın kendisi için hem bir sorumluluk hem de bir teselli olduğunu söylüyor.
Zainab Safa, yaşına rağmen hayvancılıkla kurduğu bağı kesmeden günlük yaşamını sürdürüyor. İlk zamanlarda besicilik konusunda fazla deneyimi olmasa da zamanla bu işi öğrenmiş ve hayvanları hayatının merkezine yerleştirmiş. En yorgun olduğu anlarda bile sorumluluğunu bırakmadan ineklerinin bakımını üstlenmeye devam ediyor.
Savaş sürecinde dayanışma
Savaşın en yoğun yaşandığı dönemlerde bile üretmeye devam ettiğini söyleyen Zainab Safa, “Zorluklara rağmen direnmeliyiz. Savaş boyunca ineklerimi hiç terk etmedim. Sütü komşulara dağıtırdım, artan sütlerden peynir, yoğurt ve ev yapımı tereyağı yapardım. Tereyağı yapmayı savaş sırasında öğrendim; daha önce bilmiyordum” diyor.
Zainab Safa’nın hikayesi, Güney Lübnan’da kendi emeğiyle hayata tutunan, direnişi ve üretimi bir yaşam biçimine dönüştüren kadınların hikayelerinden yalnızca biri olarak öne çıkıyor.