Şifacı kadınlar yanık ve yaraları kendi yöntemleriyle iyileştiriyor

Qamişlo’da anneleri ve anneannelerinden aldıkları şifacılık geleneğiyle, yaraları ve yanıkları kendi yöntemleriyle iyileştiren kadınlar, günümüzde hastalıkların ücret karşılığında tedavi edilmesini eleştiriyor.

VIYAN AMED

Qamişlo- Halk hekimliği, halk tıbbı, geleneksel tıp gibi adlarla anılan ‘şifacılık’ geleneği Ortadoğu’nun birçok yerinde devam ediyor. Kadının doğası gereği şifacı olduğuna dair yaygın bir inanış da vardır. İlkel dönemler itibariyle barınak, mağara gibi yerlerde zorunlu olarak yaşayan kadınlar, yaşlı bilge kadınların iyileştirme konusundaki deneyimlerinden faydalanmışlardır. Kadınların hastalanıp iyileşmesi sürecinde de kadınlar yer almışlardır.

Şifacı kadınlar, kendi kültürleri içinde şifalı bitkileri, bazen madenleri ve hayvanları da kullanarak bu geleneği sürdürüyor. Kuzey ve Doğu Suriye’nin Qamişlo kentinde yaşayan ve bu geleneği sürdüren kadınlar bitkilerden yarattıkları mucizeyi anlattı.

33 yıldır yanıkları tedavi ediyor

Şikriye Gewrê (63), 33 yıldır yanıkları kendi yöntemleriyle tedavi ediyor. Tıbba ilgisinin küçük yaşlardan itibaren başladığını söyleyen Şikriye Gewrê, şunları anlattı:

“Eskiden insanların hastalıklarını ve rahatsızlıklarını doğal ilaçlarla tedavi ederdik. Tıbba ilgim küçük yaşlarda başladı. Kızımın vücudu yanmıştı ve komşumuza götürdük ve komşumuz kızımı doğal ilaçlarla iyileştirdi. Bu ilgimi çekti ve yanıkları doğal ilaçlarla nasıl iyileştireceğimi de öğrendim. 33 yıldır yanıkları olan insanları doğal ilaçlarla tedavi ediyorum. Şifa annelerimizden, anneannelerimizden bize kaldı ve şimdi bile o kültür devam ediyor. Bu kültürü gelecek nesillere aktarmaya çalışıyorum. Ben halkım için bu kutsal işi yaptığımda para almıyorum çünkü sağlık alanı para alınacak bir alan değil. Annelerimizden kalan bu kültüre sahip çıkacağız ve gelecek nesillere aktaracağız.”

‘Şifacılığı annemden öğrendim’

Almaz Ezîz de (70), 40 yıldır doğal ilaçlarla yanmış yaraları sarmaya çalıştığını anlattı. Şifacılığı annesinden öğrendiğini söyleyen Almaz Ezîz, “Annem eski yanıkları yaraları tedavi etmek için doğal ilaçlar kullanıyordu. Bu kültürümüzü devam ettirmek için büyük çaba sarf ediyorum. Annem anneannemden öğrendi, ben annemden öğrendim ve şimdi çocuklarıma öğretiyorum. Bu kültür miras olarak günümüze kadar gelmiştir ve bizim için çok kutsal bir kültürdür. 40 yıldır şifacıyım, eski yaraları ve yanıkları iyileştiriyorum. “ dedi.

‘Günümüzde hastalıkların tedavisi için para verilmek zorunda’

Kadınların toplumların lideri ve bilgesi olduğunu ifade eden Almaz Ezîz, “Bu durum ve süreç şimdi değişmiş olabilir ama bizim çabamız bu kültürü korumaktır. Ebem bilgili bir kadındı, tüm hastalıkları biliyordu ve doğal ilaçlarla beni tedavi etti ve bunu ücretsiz yaptı. Ama günümüzde bir insan hastalandığında ve hastaneye gittiğinde tedavi için para vermek zorunda kalıyor. Bu, toplumu yok eder ve maneviyatı öldürür. Bu nedenle tüm kadınlar yaratıcılıklarını kullanmalı. Toplumlarında doğal ilaçları geliştirmeli.” şeklinde konuştu.

‘Anneannem hastaları iyileştiriyordu’

Toplumda doğal ilaçlarla şifa uygulayan birçok kadın olduğunu ve bu kadınlardan birinin de anneannesi olduğunu söyleyen Şemsixan Gulo da, “Anneannem tüm hastalıkları anlıyor ve birçok insanı doğal ilaçlarla tedavi ediyordu. Anneannem bu bilgiyi halkı için kullandı ve kimseden para almadı, bu nedenle halk onu çok sevdi ve ona çok güvendi.” dedi. Günümüzdeki doktorlara kurumların çıkarlarına göre hareket ettikleri eleştirisinde bulunan Şemsixan Gulo, şunları kaydetti:

“Bu nedenle sağlık alanı ticari bir alan haline gelmiştir. Bir hastalık için doktorlara gidiyoruz, o doktorlar bize kimyasal ilaçlar veriyorlar, o ilaçlar bizi bir yerde iyi hissettiriyor, bir yerde daha kötü hissettiriyor. Eskiden çok fazla hastalık yoktu ama şimdi kimyasal ilaçlara dayanan birçok farklı hastalık meydana geldi. Toplum olarak tarihimize dönüp doğal ilaçları tercih etmeliyiz. Çünkü doğal ilaçlarla yürütülen tedavi daha iyi sonuç veriyor.”