Iraklı kadın siyasi tutukluların hafızasını kayıt altına alıyor
Yazar ve gazeteci Ahlam Hüseyin Rehek’in "Havva Parmaklıklar Ardında" adlı kitabı, çocuk yaşta yaşadığı tutukluluk deneyimini Irak'ta siyasi baskı mağduru kadınların tanıklıklarını belgeleyen bir hafıza projesine dönüştürdü.
RAJA HAMİD RAŞİD
Irak - Irak'ta kadın siyasi tutukluların yaşadığı acılar, ülkenin yakın tarihindeki en karanlık sayfalardan biri olarak hafızalarda yerini koruyor. Keyfi tutuklamalar, işkence ve insanlık dışı uygulamalar, mağdurların ve ailelerinin yaşamında derin izler bıraktı. Yazar ve gazeteci Ahlam Hüseyin Rehek, bu acı dolu dönemi "Havva Parmaklıklar Ardında" adlı kitabında belgeleyerek, Baas rejimi döneminde tutuklanan ve baskıya maruz kalan kadınların hikâyelerini resmi belgeler ve tanıklıklarla kayıt altına aldı.
Kişisel deneyimden belgeleme projesine
Ahlam Hüseyin Rehek, 1984 yılının Ağustos ayında, henüz 12 yaşındayken Baas rejimi döneminde ailesinin tüm fertleriyle birlikte gözaltına alındı. Çocuk yaşta yaşadığı bu deneyim, yaşamında ve düşünce dünyasında derin izler bıraktı; ilerleyen yıllarda onu siyasi baskı mağdurlarının yaşadıklarını belgelemeye ve onların tanıklıklarını Irak'ın yakın tarihinin ayrılmaz bir parçası olarak kayıt altına almaya yöneltti.
Siyasi Tutuklular Kurumu tarafından yayımlanan "Ahrar" dergisinde editör olarak görev yapan Ahlam Hüseyin Rehek, ulusal hafıza ve insan hakları konularını ele alan çok sayıda haber ve kültür dosyasının hazırlanmasına katkı sundu. Bunun yanı sıra, özellikle siyasi baskı ve tutuklamalara maruz kalan kadınların tanıklıklarını topladı, çok sayıda roman ve belgesel tanıklık metninin hazırlanması ve editörlüğünü üstlenerek Irak tarihinin kritik bir döneminin kayıt altına alınmasına katkıda bulundu. Ahlam Hüseyin Rehek’e göre ulusal hafızanın korunması, gelecek kuşaklara karşı ahlaki bir sorumluluk niteliği taşıyor.
Üç baskı yapan "Havva Parmaklıklar Ardında" adlı kitabı ise siyasi kadın tutukluların yaşadıklarını ve insani deneyimlerini belgeliyor. Kitap, Iraklı kadınların diktatörlük ve baskı döneminde maruz kaldıkları ihlalleri gözler önüne sererken, özellikle yıllarca görmezden gelinen siyasi tutuklu ve zorla kaybedilen kadınların hikâyelerini gün yüzüne çıkarıyor. Eser, Irak'ta hapishane edebiyatı ve tarihsel belgeleme alanına önemli katkılar sunuyor.
Bir kitabın doğuşu
Kitabın ortaya çıkış sürecini anlatan Ahlam Hüseyin Rehek, "Bu fikir, tarihin yalnızca kazananların bakış açısından yazılmaması gerektiğine olan inancımdan doğdu. Tarih aynı zamanda mağdurların ve tanıkların diliyle de anlatılmalıdır. İlk cilt üzerinde çalışmaya, bu tanıklıkları bir araya getirerek belgeleme ile edebiyatı buluşturan bir eser hazırlama fikri olgunlaştığında başladım. Amacım, bu çalışmanın ulusal hafızanın bir parçası olması ve onuru ile ilkeleri uğruna ağır bedeller ödeyen her kadına bir vefa borcu niteliği taşımasıydı" dedi.
2008 yılından bu yana Siyasi Tutuklular Kurumu'nun basın biriminde görev yaptığını belirten Ahlam Hüseyin Rehek, bu süreçte çok sayıda kadın siyasi tutuklu ve aileleriyle görüşme fırsatı bulduğunu söyledi.
Ayrıca o döneme tanıklık eden birçok kişiyle de görüştüğünü ifade eden Ahlam Hüseyin Rehek, en büyük zorluğun kadınların acı dolu anılarını yeniden hatırlamaları olduğunu dile getirdi.
Kitabını hazırlarken tutuklanmaları ve cezaevi süreçlerini doğrulayan resmi belgelere başvurduğunu belirten Ahlam Hüseyin Rehek, bunun yanında yaşananları bizzat deneyimleyen kadınların tanıklıklarını da kullandığını söyledi.
"Hakikat ancak resmi belgeler ile insanın yaşadığı deneyim bir araya geldiğinde tamamlanır" diyen Ahlam Hüseyin Rehek, çalışmasında belge ile tanıklığı birlikte değerlendirmeye özen gösterdiğini vurguladı.
Farklı kadınların anlatımlarını birbirleriyle karşılaştırdığını ve mümkün olduğunca tüm bilgileri yeniden doğruladığını ifade eden Ahlam Hüseyin Rehek, tarihsel gerçekliği korurken aynı zamanda yaşananların insani yönünü de kaybetmeyen bir belgesel çalışma ortaya koymayı hedeflediğini söyledi.
'Parmaklıklar ardında annelik'
Ahlam Hüseyin Rehek, kitabında belgelediği kadın siyasi tutukluların maruz kaldığı en ağır ihlaller arasında keyfi gözaltılar, fiziksel ve psikolojik işkence, en temel insani haklardan mahrum bırakılma ve cezaevi hücrelerinde doğum yapmak zorunda kalmalarının yer aldığını söyledi. Bunun yanı sıra kadınların aileleri üzerinden sürekli tehdit edildiğini belirten Ahlam Hüseyin Rehek, kitabın bu deneyimlerin yıllarca süren psikolojik ve toplumsal etkilerini de ortaya koyduğunu ifade etti.
Ahlam Hüseyin Rehek, kitapta yer alan tanıklıklar arasında kendisini en çok etkileyen hikâyelerin hangileri olduğu sorusuna ise şu yanıtı verdi:
"Her tanıklık farklı bir acıyı taşıyor ve her kadının anlatılmayı hak eden bir hikâyesi var. Ancak hafızamda en derin izi bırakanlar, çocuklarını düşünerek cezaevinde yaşam mücadelesi veren annelerin hikâyeleriydi. Kimi çocuklarını kaybetti, kimi onlardan zorla koparıldı, kimi ise bebeğini cezaevi hücresinde dünyaya getirdi. Bu tanıklıklar benim için en sarsıcı olanlardı; çünkü zulmün anneliği bile hedef aldığını ve onun en temel insani anlamını elinden almaya çalıştığını gösteriyordu."
Ahlam Hüseyin Rehek, kitabın anneliğin bu dönemde kadınlar için bir merhamet nedeni olmadığını, aksine çoğu zaman psikolojik baskı ve iradeyi kırmanın aracı hâline getirildiğini ortaya koyduğunu söyledi.
Kadınların, bir yandan cezaevinin ağır koşullarıyla mücadele ederken diğer yandan çocuklarının akıbeti konusunda sürekli kaygı yaşadıklarını belirten Ahlam Hüseyin Rehek, bazı çocukların cezaevlerinde dünyaya geldiğini, bazılarının ise annelerinin sevgisinden mahrum büyüdüğünü dile getirerek, "Iraklı annenin, maruz kaldığı tüm baskı ve yoksunluklara rağmen insanlığını ve onurunu nasıl koruduğunu göstermeye çalıştım" ifadelerini kullandı.
'Ulusal hafıza ancak mağdurların tanıklıklarıyla korunabilir'
Ahlam Hüseyin Rehek, ulusal hafızanın korunmasının ancak mağdurların yaşadıklarının kayıt altına alınmasıyla mümkün olacağını vurgulayarak, acılarını unutan toplumların aynı trajedileri yeniden yaşamaya daha açık hâle geldiğini söyledi.
Kitabın amacının yalnızca geçmişi anlatmak olmadığını belirten Ahlam Hüseyin Rehek, eserin aynı zamanda gerçeği koruyan bir tanıklık niteliği taşıdığını ve yıllarca sesi duyulmayan kadınların yaşadıklarını görünür kılmayı hedeflediğini ifade etti.
Yeni kuşakların bu dönemi bilinçli bir bakış açısıyla değerlendirmesi gerektiğini söyleyen Ahlam Hüseyin Rehek, böylece baskı ve diktatörlük dönemlerinde yaşanan acıların bir daha tekrarlanmamasının mümkün olacağını dile getirdi.
Irak'ta kadın siyasi tutuklular dosyasının henüz kapanmadığını kaydeden Ahlam Hüseyin Rehek, hâlâ kayıt altına alınmamış çok sayıda hikâye ve anlatılmayı bekleyen tanıklık bulunduğunu söyledi.
Cezaevinden çıkan kadınları tek bir kelimeyle tanımlamanın mümkün olmadığını söyleyen Ahlam Hüseyin Rehek, duygularını şu sözlerle dile getirdi:
"Parmaklıkların ardından çıkan Havva'yı tek bir ifadeyle anlatamam. O; sabrı, cesareti, onuru, inancı, acıyı, direnci ve umudu içinde taşıyan bir kadındır. Cezaevinden yalnızca bedeni çıkmadı; aynı zamanda bir ülkenin hafızasını ve Irak tarihinin en zor dönemlerinden birine tanıklık eden canlı bir belgeyi de beraberinde taşıdı."
Ahlam Rehek, "Havva Parmaklıklar Ardında" kitabının daha büyük bir belgeleme projesinin ilk adımı olduğunu belirterek, hâlâ anlatılmayı bekleyen yüzlerce hikâye bulunduğunu söyledi.
Irak tarihinin farklı dönemlerinde haksızlığa uğrayan kadınların tanıklıklarını da kayıt altına almayı hedeflediğini ifade eden Ahlam Hüseyin Rehek, "Tarihi yazmak ortak bir sorumluluktur. Hafızayı korumak ise gelecek kuşaklara karşı ahlaki bir görevdir" dedi.
Tarih için bir tanıklık
Ahlam Hüseyin Rehek, konuşmasının sonunda Iraklı kadınlara seslenerek, kadınların sabrının ve fedakârlıklarının ülke tarihinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. Kadınların ödediği bedellerin unutulmaması, aksine korunması ve hak ettiği değeri görmesi gerektiğini söyledi.
Genç kuşaklara da seslenen Ahlam Hüseyin Rehek, onları özgürlük ve insan onuruna sahip çıkmaya çağırarak, bunun ancak toplumsal hafızayı korumak, gerçeği bilmek ve geçmişten ders çıkarmakla mümkün olacağını ifade etti. Böylece Irak halkının yaşadığı acıların bir daha tekrarlanmasının önüne geçilebileceğini belirtti.