Kadın isimleri: Tunus’ta kimlik, değer ve toplumsal statünün sembolü

Tunus’ta kadın isimleri sadece bir çağrı değil, değer, güzellik ve sosyal statü sembolü olarak kuşaklar boyunca yaşatılıyor. Anlatılar, Cennet, Lalla, Khadra, Masiya, Jannat ve Aziza gibi isimlerin anlamını ve kadının toplumdaki rolünü ortaya koyuyor.

İHLAS HAMRUNİ

Tunus -  Tunus’un Kasserine, Gafsa, Sidi Bouzid ve diğer iç bölgelerinde, özellikle ileri yaştaki kadınların isimleri, onları çağırmak için kullanılan bir sesten çok daha fazlası anlamına geliyor. Bu isimler, derin bir kolektif hafızaya ve nesiller boyu kadınların hikayelerine açılan kapılara dönüşüyor. Cennet, Lalla, Aziza, Masiya ve Khadra gibi isimler rastgele seçilmiyor, doğadan ve günlük yaşamdan ilham alarak kimlik, güzellik ve sosyal değerin sembolleri haline geliyor. Büyükannelerin ve büyükbabaların hikayelerine tanıklık eden bu isimler, zamanın geçmesine rağmen kültürel mirası koruyan topluluklara ait olmanın işareti olarak kabul ediliyor.

‘İsimlerin şans getireceğine inanılıyordu’

Sözlü miras araştırmacısı Suwar Qahri, kadın isimlerini tartışmanın kapsamlı bir sembolik sistemi tartışmak anlamına geldiğini belirterek, “Geçmişte isimler keyfi olarak seçilmiyordu. Saha araştırmaları, isim seçiminde üç temel bağın öne çıktığını gösteriyor: güzellik, bereket ve anlam. Birinci bağlantı, kadın isimleri doğadan ve güzelliği, ihtişamı simgeleyen her şeyden ilham alıyordu. Gazala, Fiddah, Fajra, Ni’ma ve Khayra gibi isimler sadece sözcük değildi, güzelliğin kendisiydi. Bazen de Rummana, Zaytouna veya Qamra gibi bir ağaçtan, bir meyveden ya da güzel bir manzaradan esinleniyorduk. İnsanlar, güzel bir ismin çocuğa iyi şans getireceğine inanırdı. Zamanın da buna etkisi vardı. Mesela şafak vakti doğan bir kız çocuğuna, ışığı ve yeni başlangıçları simgeleyen Fajra adı verilirdi. Saadia, Baraka veya Burkana gibi isimler de iyi şans ve bereketle ilişkilendirilirdi” dedi.

Önemli günler veya sevilen kişilerin isimleri seçiliyor

İkinci bağlantının bereket ve geçimle ilgili olduğunu kaydeden Suwar Qahri, “Çünkü birçok isim, Ramazan’dan veya erkekler için Eid gibi mübarek günlerden ilham alırdı. Bu bağlamda Cennet ismi öne çıkıyor. Cennet’in dini çağrışımı, iyilik, cömertlik ve doğurganlıkla birleşir, bu ismi taşıyan kadın halkın hafızasında adeta iyilik ve bereketin sembolü haline gelir. Üçüncü bağlantı ise olaylara dayanıyor. Bazen bir isim, belirli bir olay veya durumdan esinlenerek verilir. Mesela yağmur, ışık, Eid veya devrim sırasında doğan bir kız çocuğuna ‘Özgür Tunus’ adı verilebilir. Anne, büyükanne ya da sevilen birinin adını vermek de yaygındı, bu sayede aile hatıraları nesiller boyunca yaşatılırdı” ifadelerinde bulundu.

Bu sembolik ve estetik boyutu somutlaştıran isimler arasında Za’ra, Mahra ve Al-Akri gibi güçlü isimlerinde var olduğunu söyleyen Suwar Qahri, “Al-Akri ismi ise olağanüstü güzellikte bir kadına verilir. Böylece isim, kadının kimliğiyle bütünleşir, sadece doğal güzelliğini değil, sosyal statüsünü de yükseltebilir” diye ekledi.

Sözlü miras araştırmacısı Hamida Omari ise, kolektif hafızadaki kadın isimlerinin hiçbir zaman anlamsız olmadığını, aksine bir kadının prestiji, statüsü ve sosyal konumuyla doğrudan bağlantılı olduğunu dile getirdi. Hamida Omari, “Za’ra gibi isimler güçlü, cesur ve etkili bir kadını temsil eder, halk masallarında da güçlü kadın arketiplerinin simgesidir” diye kaydetti.

Güçlü kadın isimleri yaşatılıyor

Hamida Omari, Jannat ismini ise dini ve sosyal önemin iç içe geçtiği bir örnek olarak ele alıyor. Hamida Omari, “Halk masallarında Jannat, sadece ikincil bir karakter değil, kilit bir kadın figürüdür. ‘Bakirelerin Hamamı’ masalında yedi çocuk, babalarının değil Jannat’ın çocukları olarak bilinir, bu da kadınların toplumdaki güçlü varlığını gösterir. Ayrıca kuyu kuruduğunda dualarıyla suyu geri getiren ve herkes için iyilik dileyen de Jannat’tır, bu, kadınların günlük hayattaki rolünü ve bilgeliğini ortaya koyar” dedi.

Masallarda geçen Masiya gibi isimlerden de söz eden Hamida Omari, sözlerine şöyle devam etti:

“Mesela ‘Yedi Kardeşini Kaybeden Kız’ masalında kahramanın adı ‘elmas’tan türetilmiş, bu, onun değerini ve nadirliğini simgeliyor. Kız kardeşler hikayenin sonunda görünse de, Masiya hep ana kahraman olarak kalıyor çünkü ismin kendisi mükemmellik ve ayrıcalık anlamını taşıyor. Al-Aafiya gibi isimler de var, insanlara ‘Ona Al-Aafiya adını verin ki ölüm onu tanımasın’ denirmiş. Qali’iya ve Al-Aljia gibi ‘salih kadın azizlerin’ isimleri de çocuklara verilirmiş. Çocuklarını kaybeden kadınlar bu azizleri ziyaret eder ve bir sonraki çocuklarının onların adını almasını şart koşarlarmış, böylece çocuğun yaşayacağına inanırlarmış. Jaziya (Al-Hilaliya) ismi var, hikayesi oyunlarda ve televizyon dizilerinde herkes tarafından bilinse de, kahramanın adı tarihine ve statüsüne saygıdan dolayı hep Jaziya olarak kalır.”

‘Kadının adı toplumdaki statüsünü belirliyor’

Bir kadının adının onun toplumdaki statüsünü belirlediğine dikkat çeken Hamida Omari, “Aziza adı verilen bir kadın, değerli, onurlu ve sevgi dolu bir kadını ifade ederdi. Lalla adı saygıyı, statüyü ve onuru simgelerdi. Khadra geçtiğinde ise yaşam, doğurganlık ve verme anlamlarını çağrıştırırdı, Masiya adı ise kıymetliliği, nadirliği ve olağanüstü güzelliği temsil ederdi. Kadın isimleri açıkça Arap-Amazigh-İslam mirasına işaret ederdi. Küreselleşme ve teknolojinin etkisine rağmen, Fatima, Aisha, Khadija ve Zahra gibi isimler hala yaygınlığını koruyor. Khadra gibi bazı eski isimler ise değişen sosyal zevkler ve daha seçici yaklaşımlar nedeniyle nadir hale geldi” diye kaydetti.