Mısır’ın güneyinde bir kadın antrenör: Mariyana Abdullah kalıpları kırıyor
Dövüş sporlarında erkek egemen anlayışı aşan Mariyana Abdullah Şehata, çocuklar ve gençler için sporu disiplin, özgüven ve toplumsal dönüşümün aracı olarak kullanarak Mısır’ın güneyinde ilham veren bir model oluşturuyor.
İMAN SAMİR ALİ
Mısır - Kararlı adımlar ve sarsılmaz bir iradeyle, antrenör Mariyana Abdullah Şehata, uzun yıllar kadınlardan uzak tutulan bir alanda kendi yolunu açtı. Güç, disiplin ve sporun taşıdığı eğitsel mesajı yeniden tanımlayan ilham verici bir model haline gelen Mariyana Abdullah Şehata, iradenin toplumsal kalıpları kırabileceğini gösteriyor.
Mısır’ın güneyinden olan Mariyana Abdullah Şehata, dövüş sporlarının uzun süre katı bir şekilde erkeklere ait görüldüğü, fiziksel güç ve liderliğin yalnızca erkeklere yakıştırıldığı bir toplumda büyüdü. Ancak o bu kalıpları kırmayı ve uzun süre erkeklerin tekelinde kalan bu alana girmeyi seçti.
Onun amacı erkeklere meydan okumaktan çok, bu anlayışın kendisini sorgulamak ve gücü; kas ya da hâkimiyet değil, disiplin, sorumluluk ve eğitsel bir mesaj olarak yeniden tanımlamaktı.
Mariyana Abdullah Şehata, mesleki yolculuğunun uzun ve çeşitli olduğunu belirtiyor. Spor alanına girmeden önce özel sektörde birçok farklı işte çalıştığını ifade eden Şehata; kasiyerlik ve satış alanında görev aldıktan sonra sekreterlik ve insan kaynaklarına geçtiğini, ardından müşteri hizmetleri müdürlüğü ve teslimat hizmetleri yöneticiliği gibi idari pozisyonlara yükseldiğini, ayrıca gayrimenkul yatırım alanında da deneyim kazandığını söylüyor.
Dövüş sporlarına ilgisi çocuklukta başladı
Mariyana Abdullah Şehata, spor alanına girme fikrinin zamanla şekillendiğini belirterek, hayatının planladığından tamamen farklı bir yöne gittiğini fark ettiğinde bu kararı aldığını söyledi. Çocukluğundan bu yana aksiyon filmlerinden etkilenerek dövüş sanatlarına ilgi duyduğunu, bu filmlerin özgüven ve cesaret gibi anlamlar taşıdığını ifade etti. Çocuklarıyla birlikte spor yapmaya başladıktan sonra ise bu deneyimi bizzat kendisinin yaşamasına ve dövüş sporları dünyasına ciddi şekilde adım atmasına karar verdi.
Zamanla Mariyana Abdullah Şehata, bunun yalnızca bir spor faaliyeti olmadığını, aynı zamanda bir mesaj ve ulaşmak istediği bir hedef olduğunu fark etti. Dövüş sanatlarının kendisi için devam etmesi gereken bir yol olduğunu hissettiğini, bunu hem kişisel bir meydan okuma hem de varlığını kanıtlama isteği olarak gördüğünü belirtti.
Spora başladıktan sonra çok sayıda eğitim alan Mariyana Abdullah Şehata; Kick Boks Federasyonu’ndan sertifikalı antrenör, Muay Thai Federasyonu’ndan sertifikalı antrenör, Kung Fu Federasyonu’ndan uluslararası antrenör unvanı aldı. Ayrıca Almanya merkezli BDS Wing Chun okulunun resmi üyesi oldu. Bunun yanında kişisel antrenörlük (PT) ve fitness (FT) alanlarında eğitimler aldı. Olimpiyat Komitesi tarafından düzenlenen kurslara da katılan Mariyana Abdullah Şehata, temel Kung Fu eğitimini “pekiyi” derecesiyle, fiziksel hazırlık kursunu ise “çok iyi” notuyla tamamladı.
Mariyana Abdullah Şehata, Spor Meslekleri Sendikası’na üye olduğunu ve bugün hala kendini sürekli geliştirmeye çalıştığını belirtti. Antrenörlüğün yalnızca teknik becerileri öğrenmekle sınırlı olmadığını, pratik ile bilimsel yönü birleştiren bütünlüklü bir alan olduğunu vurguladı.
Psikoloji, özellikle de spor psikolojisinin önemine dikkat çeken Mariyana Abdullah Şehata, bunun antrenman sürecinin temel unsurlarından biri olduğunu söyledi. Bir antrenörün çalıştığı toplumun yapısını, ilgilendiği yaş gruplarını ve onların psikolojik ile davranışsal ihtiyaçlarını anlaması gerektiğini ifade etti.
Zorluklar ve engeller
Karşılaştığı zorluklara değinen Mariyana Abdullah Şehata, Yukarı Mısır toplumunda yaşayan bir kadın olarak gelenekler, görenekler ve dini hassasiyetlerle uyumlu şekilde, çatışmadan hareket etmek zorunda kaldığını söyledi. Ona göre asıl mesele gelenekleri kırmak değil, topluma sporun nesillerin yetişmesinde ve dengeli bir toplumun oluşmasında önemli rol oynadığına dair olumlu bir mesaj verebilmek.
Bu rolün yalnızca çocuklarla sınırlı olmadığını, özellikle ergenlik dönemindeki gençleri de kapsadığını belirten Mariyana Abdullah Şehata, bu dönemin hassas olduğunu ve zamanın kahvehaneler ya da olumsuz davranışlar arasında kaybolabildiğini söyledi. Çalışmalarıyla disiplin, sorumluluk ve dayanışma değerlerini kazandırmayı; sporu birey, aile ve toplum için psikolojik, fiziksel ve zihinsel fayda sağlayan bir yaşam biçimine dönüştürmeyi hedeflediğini dile getirdi.
Mariyana Abdullah Şehata, başlangıçta bu fikrin toplum tarafından tam olarak kabul görmediğini, ancak zamanla durumun değiştiğini belirtti. İlk olarak çocuklarını teşvik etmek amacıyla onlarla birlikte spor yapmaya başladığını ve o dönemde büyük bir itirazla karşılaşmadığını söyledi. Daha sonra alandaki çalışmalarının derinleşmesi ve çocuklar ile gençler üzerindeki olumlu etkilerin görülmesiyle birlikte aile ve toplumun yaklaşımının değiştiğini, giderek daha fazla destek ve takdir gördüğünü ifade etti.
Mariyana Abdullah Şehata, dövüş sanatlarının şiddeti artırmadığına, aksine davranışları olgunlaştırdığını, öz denetimi ve duygusal dengeyi öğrettiğini vurguluyor. Dövüş sporlarıyla ilgilenen kişilerin zor durumlarda kendilerini daha iyi kontrol edebildiğini belirten Mariyana Abdullah Şehata, bu gücün yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda zihinsel ve psikolojik bir güç olduğunu ifade ediyor.
Toplumsal cinsiyet kodları ve ekonomik sorunlar
Gençlere verdiği eğitimle ilgili olarak, antrenmana gelenlerin kendisinin kadın bir eğitmen olduğunu önceden bildiğini söyleyen Mariyana Abdullah Şehata, bazı kişilerin kadın bir antrenörle çalışmayı tercih etmemesini saygıyla karşıladığını belirtiyor. Katılmayı seçenlerin ise saygı, disiplin ve antrenman öncesi ile sonrası selam verme gibi kurallara bağlı kaldığını ifade ediyor. Ona göre antrenman alanında kadın-erkek ayrımı yok; bir antrenör ve tek bir ekip var. Sporcularıyla çocukları ve kardeşleri gibi ilgilendiğini, bunun da karşılıklı güven ve saygının oluşmasına katkı sağladığını söylüyor.
Karşılaştığı en önemli zorluklardan birinin süreklilik meselesi olduğunu dile getiren Mariyana Abdullah Şehata, sürekli bir antrenörünün olmadığını ve bu nedenle kendini geliştirmek için büyük ölçüde kendi imkânlarına dayandığını belirtiyor. Eğitimlere katılmak için Asyut’tan Kahire’ye seyahat etmek zorunda kaldığını, bunun hem maddi hem de ailevi açıdan yük oluşturduğunu ifade ediyor. Buna rağmen kendini geliştirme isteği ve içsel motivasyonunun devam etmesini sağladığını vurguluyor.
Toplumsal zorluklara da değinen Mariyana Abdullah Şehata, ergenlerle çalışmanın en zor alanlardan biri olduğunu belirtiyor. Psikolojik dalgalanmalar, ders baskısı ve bazı olumsuz alışkanlıkların yaygınlığına dikkat çekerek, spor aracılığıyla gençlerin enerjilerini doğru şekilde kullanmalarına, odaklanmalarını artırmalarına ve zararlı davranışlardan uzaklaşmalarına yardımcı olmaya çalıştığını ifade ediyor. Bu yönüyle ailelere de destek olmayı, çocukların sağlıklı kişilik gelişimine katkı sunmayı hedeflediğini söylüyor.