DSÖ: Sağlık tesislerine yönelik saldırılar 2026’da ciddi biçimde arttı

Dünya Sağlık Örgütü, savaş ve silahlı çatışmaların yaşandığı bölgelerde sağlık merkezleri, sağlık çalışanları ve hastalara yönelik saldırıların arttığını açıkladı. DSÖ’ye göre Ocak-Ağustos 2026 arasında 900’den fazla saldırı kaydedildi.

Haber Merkezi - Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), dünya genelinde savaş ve silahlı çatışmaların yaşandığı bölgelerde sağlık tesisleri, sağlık çalışanları ve hastalara yönelik saldırıların giderek arttığına dikkat çekti.

DSÖ’nün yayımladığı açıklamalara göre, 2026 yılı sağlık hizmetlerine yönelik saldırıların ciddi biçimde arttığı bir yıl oldu. Yıl boyunca günlük ortalama 4’ten fazla saldırı kaydedildiği belirtilirken, bu durumun en ağır kriz bölgelerinde insani sağlık hizmetlerinin tamamen çökmesi riskini artırdığı ifade edildi.

DSÖ İnsani İşler ve Afetler Dairesi Direktörü, Ocak-Ağustos 2026 döneminde sağlık merkezleri ve hizmetlerine yönelik 900’den fazla doğrudan saldırının kayıt altına alındığını açıkladı. Bu saldırılarda en az 900 kişi yaşamını yitirirken, 1400’den fazla kişi yaralandı.

Açıklamada, bu verilerin sağlık merkezleri ve sivil alanların korunmasına yönelik uluslararası hukuk kurallarının giderek daha fazla ihlal edildiğini gösterdiği belirtildi.

Filistin, Lübnan ve Ukrayna, sağlık hizmetlerine yönelik saldırıların en yoğun kaydedildiği bölgelerin başında gelirken, Sudan, İran, Suriye, Nijerya ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde de benzer saldırıların gerçekleştiği bildirildi.

Saldırıların ağır silahlarla hastanelerin bombalanması ve sağlık altyapısının tahrip edilmesinden sağlık çalışanlarının kaçırılması ve gözaltına alınmasına kadar farklı biçimlerde gerçekleştiği belirtildi. Toplam 94 sağlık çalışanının kaçırıldığı ya da gözaltına alındığı kaydedildi.

Gazze’de 36 hastanenin tamamı zarar gördü

Gazze Şeridi’ndeki duruma da dikkat çekilen açıklamada, devam eden askeri operasyonlar nedeniyle bölgedeki 36 hastanenin tamamının farklı düzeylerde hasar gördüğü belirtildi.

Hastanelerin yalnızca yarısının kısmen hizmet verebildiği, bu tesislerin de son derece ağır koşullar altında faaliyet gösterdiği ifade edildi.

Sudan’da da benzer bir tablo yaşandığı belirtilirken, iç çatışmalar nedeniyle ülkedeki sağlık merkezlerinin yaklaşık yüzde 37’sinin 2026 yılı içerisinde hizmet dışı kaldığı aktarıldı.

DSÖ, sağlık sektörüne yönelik saldırıların sonuçlarının yalnızca saldırı sayılarıyla sınırlı olmadığına dikkat çekerek, bugün hedef alınan bir sağlık tesisinin yarın tedavi olamayacak hastalar, yaralılara ulaşamayacak ambulanslar ve kesintiye uğrayan sağlık hizmetleri anlamına geldiğini vurguladı.

Ukrayna’da 3 bin 100’den fazla saldırı

DSÖ, Rusya ile savaşın başlamasından bu yana Ukrayna’da sağlık sektörüne yönelik 3 bin 100’den fazla saldırıyı doğruladığını açıkladı. Bu saldırılarda sağlık tesislerinin yanı sıra ilaç depoları ve tıbbi ekipman tedarik zincirlerinin de hedef alındığı belirtildi.

Örgüt yalnızca 2026 yılının başından bu yana ambulans ve hastanelere yönelik yaklaşık 156 doğrulanmış saldırı kaydetti. Söz konusu saldırıların, hem cephe hatlarında hem de sivil bölgelerde yaralı ve hastalara müdahale kapasitesini ciddi biçimde zayıflattığı ifade edildi.

Salgınlarla mücadele de sekteye uğruyor

DSÖ, sağlık merkezlerinin hedef alınmasının bulaşıcı hastalıklarla mücadeleyi de doğrudan etkilediği uyarısında bulundu. Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde Ebola salgınının ilan edilmesinden bu yana sağlık merkezlerine yönelik 12 saldırının kaydedildiği belirtildi. Bu saldırıların vaka tespiti ve takibini, farkındalık çalışmalarını ve sağlık eğitim programlarını aksattığı, bunun da hastalıkların başka ülkelere yayılma riskini artırdığı ifade edildi. Aynı zamanda salgınların erken aşamada kontrol altına alınmasını da zorlaştırdığı kaydedildi.

DSÖ yetkilisi, örgütün izleme sistemini başlattığı 2018 yılından bu yana 29 ülke ve bölgede sağlık hizmetlerine yönelik 10 bin 400’den fazla saldırı kaydettiğini belirtti. Bu saldırılarda binlerce kişinin yaşamını yitirdiği ya da yaralandığı ifade edildi.

Açıklamada ayrıca, uluslararası insancıl hukuk ve Cenevre Sözleşmeleri sağlık tesisleri ile sağlık çalışanlarının korunmasını açık ve koşulsuz biçimde güvence altına almasına rağmen, bugüne kadar bu saldırıların hiçbirinin etkili bir hesap verme ve yargılama sürecine dönüşmemesinden duyulan kaygı dile getirildi.