Bir direnişin hafızası: Sema Yüce
“Ben Newroz oldum, Mazlum oldum” sözleriyle ardında bir ömürden daha büyük bir miras bırakan Sema Yüce, yalnızca bir dönemin tanığı değil, Kürt kadın özgürlük mücadelesinin hafızasında yaşayan bir simge oldu.
Haber Merkezi- Bazı isimler yalnızca yaşadıkları dönemin tanığı olmaz; ardında bıraktıkları sözler, mücadeleleri ve fedakarlıklarıyla bir halkın hafızasına dönüşür. Sema Yüce de Kürt kadın özgürlük mücadelesinde böyle bir iz bıraktı. Kadın Kurtuluş İdeolojisi'nin ilan edildiği günlerin ardından bedenini ateşe vererek yaşamını yitiren Sema Yüce, geride yalnızca bir eylem değil, özgürlük, kadın bilinci ve direniş üzerine derin bir düşünsel miras bıraktı. Aradan geçen yıllara rağmen onun yaşamı, mektupları ve yoldaşlarının tanıklıkları, Kürt kadınlarının özgürlük arayışında yankılanmaya devam ediyor.
“Ben bu gün doğdum
Tam yedi yüz otuz gün önce 1 Nisan 91'de
İlk nefesimi Amed'de aldım Mardin kapı burçlarında
Ebemin adına Zekiye Alkan dediler
Buram buram memleket kokuyordu
Yanık memesi
Anam acı çekmesin sancıları artmasın diye
Vücudundan koca bir ateş yakmıştı.”
Ardında bu dizeleri bırakan Sema Yüce (Serhildan-Leyla) 1971 yılında Agirî'nin (Ağrı) Tutax (Tutak) ilçesi Aşağı Kargalı köyünde dünyaya geldi. Ailesi Kürdistan direniş geleneğinden geliyordu ve aynı zamanda Agirî isyanına katılmışlardı. Sema Yüce’nin kendisini bulmasında medrese eğitimi alan ve Kürdistani entelektüel yönleri güçlü olan dedesi etkili olmuştu. Ailesi ona Leyla Qasım ismiyle hitap ediyordu. Üniversite eğitimine kadar Agirî’den hiç ayrılmadı. 1989 yılına gelindiğinde ODTÜ Sosyoloji bölümünü kazandı ve Ankara'ya gitti.
PKK’ye katıldı
Üniversite eğitimi sırasında yurtsever öğrencilerle birlikte hareket etti ve YCK gençlik çalışmalarında yer aldı. 1991 yılı hayatının dönüm noktası oldu. Üniversiteyi bırakarak PKK'ye katıldı. Sema Yüce’nin ilk çalışma sahası Mêrdîn’di. Daha sonra Bekaa Vadisi'ne Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın yanına gitti. Burada bir süre eğitim gördü ve kısa bir süre sonra Serhat alanında çalışmalara başladı.
Kadın bilinci üzerine çalıştı
Agirî’de bir ihbar sonucu yakalanarak gözaltına alınan Sema Yüce, uzunca bir süre sorgulamadan sonra mahkemeye çıkarılarak tutuklandı. Mahkemede, 22 yıl hapis cezası verilerek önce Nevşehir Cezaevi’ne oradan da Çanakkale Cezaevi’ne sürgün edildi. Cezaevinde kaldığı süre boyunca kadın bilinci ve özgülük bilinci üzerine çalışmalar yaptı. Çanakkale Cezaevi'nde sorumlulardan biri olan Sema Yüce, aynı cezaevinde kalan tasfiyeci çizgi ile de mücadele etti.
‘Ben Newroz oldum, Mazlum oldum’
21 Mart 1998 Newroz akşamı "Bedenimi 8 Mart'ta 21 Mart'a köprü yapmak istiyorum" diyerek geçekleştirdiği eylemi büyük bir yankı uyandırdı. Onun eylemi Kürt Kadın Hareketi’nin bir sıçrama noktası oldu. Uzun süre hastanede tedavi göre Sema Yüce, 17 Haziran'da yaşama veda etti. Yaşamını yitirmeden önce son sözleri “Ben Newroz oldum, Mazlum oldum” şeklindeydi.
‘Başkan Apo’yu merkez haline getirdim’
Ardında bıraktığı mektuplarda şu ifadelere yer verildi:
“Nasıl ki gökyüzünde iki güneş yoksa ve olmayacaksa, bir insan için özgürleşmek isteyen bir kadın için iki yaşam seçeneği vardır. İki moral merkezi olamaz. Bu satırları yazdığım an kendimde düşünsel, moral ve yaşamsal açıdan Başkan Apo’yu tek merkez haline getirdiğim, kendimden tüm iç engelleri aştığım andır. Özgürlük, hepimiz içindir ve özgürlüğe adım adım ulaşabiliriz.
Zafer tanrıçamız Zilan yoldaşın vasiyetine bağlılığımla, O’nun görkemli eylemine sadece özüyle değil, biçim itibariyle de cevap olmak isterdim. Fakat zindan koşullarında bu mümkün değil. Bu Newroz’da ayağa kalkan binlerce çocuk yüreğinin masumiyetiyle buluşmak, bu vasiyetin takipçisi olmakla mümkündür. Özgürlük tutkum çok büyük. Bu tutkuyu yaşam gücüne dönüştürebilmek için tek varlığımı, kendimi Başkan APO’ya adıyorum. Kadınlar, küllenen Kürt ateşinin kıvılcımlarıdırlar. Küllerinden yeniden doğmayı başaran bunun kıvılcımı olan her kadın, özgür Kürdistan’ın dokuyucusu olacaktır. Ancak bu bile Başkan APO’ya cevap olmaya yetmez. Cevap olabilmek için karartılan her yüreğin ateşte arınması gerekir. Ben ancak kendi yüreğimi verebilecek güçteyim.
Kendimi Newrozlaştırırken, beynimi ve yüreğimi, bedenimin her hücresini bu öğretinin yoluna adadığımı bir kez daha belirtiyor, bağlılık andımı yineliyorum.”
‘Hitabı herkese bir manifestodur’
Eyleminin ardından Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ise Sema Yüce’yi şu sözlerle andı:
“Zilan’da daha teorik, daha ilkeliyken Sema’da daha fazla sorunlarla boğuşma ve pratikleşmeye doğru bir tamamlama olayı var. Sema: ‘Zilan’ın eylemine sadece özü ile değil, biçimi itibariyle cevap olmak isterdim’ biçim derken pratik yaşam, savaşım noktasında diyor. Fakat zindan koşullarında bu mümkün değil yani ‘zindan olmasaydı taktikte savaşta zafer, yaşamda özgürlük’ bunu denerdim, yani ‘böyle bir eylemim olmadan da ben bunun gereklerini özgür savaş, yaşam koşullarında yapmayı da çok isterdim’ diyor. Sema arkadaş, kendi içinde yoğun hem kadın cinsi savaşını, hem sınıf savaşını yaşatmış bir yoldaş. Belki eylemine karar vermeden önce, düşünsel ve ruhsal hazırlığını önceden yapmış ve tamamlamıştır. Halka hitabı var. Emekçi Anadolu halklarına hitabı var. Hepsi çok değerli ve bir manifesto gibi insanlığa da var, herkese var, en son kadın yoldaşlara mesajı vardır.”
Sema Yüce değdiği herkeste derin izler bıraktı. Sema Yüce Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın felsefesi ile mücadeleye şekil ve yön veren kadınların arasına ismini büyük harflerle yazdı. O ve onun ardılları özgürlük direnişinin artık daha geniş bir coğrafyada, daha güçlü bir sesle yankı bulmasını sağladı.