Yazar Şeyda Maruf: Yazmak yetmez, yasalar uygulanmalı

Kadınların yaşadığı sorunları kalemiyle görünür kılan Şeyda Maruf, “Kadınlar birer birer katlediliyor. Bunun çözümü sadece yazmak değildir. Güçlü yasal düzenlemelere ihtiyacımız var. Biz kadınlar birlik olmalı ve ortak çözümler üretmeliyiz” dedi.

DÊRÎN RAHİM

Silêmanî - Kadınların yazın alanındaki varlığı, Kürt kültürünün gelişmesi ve zenginleşmesi açısından önemli bir rol oynuyor. Kadınların kaleminden çıkan her eser; deneyimlerin aktarılmasına, tarihin korunmasına ve gelecek kuşaklar için daha güçlü bir toplumsal hafızanın oluşturulmasına katkı sunuyor. Federal Kürdistan'da kadınlar son yıllarda edebiyat, gazetecilik, araştırma ve toplumsal eleştiri alanlarında ürettikleri eserlerle önemli bir yer edinmeyi başardı. Başlangıçta toplumsal baskılar ve çeşitli engellerle karşılaşmalarına rağmen, iradeleri ve üretimleri sayesinde kadınların sesini topluma duyurmayı sürdürdüler. Federal Kürdistan'ın Silêmanî kentinde yaşayan yazar ve Kürt Kadınları Ulusal Platformu Güney Yönetim Kurulu üyesi Şeyda Maruf, ajansımıza yaptığı değerlendirmede yazının kadınlar açısından önemini anlattı.

Kadının kendini ifade edebildiği güç bir alan

Yazının insanın, özellikle de kadının iç dünyasını ifade edebildiği en güçlü alanlardan biri olduğunu belirten Şeyda Maruf, “Makale, şiir ve öykü yazmak, insanın içindeki acının dışavurumudur. Kadınların yazın alanındaki varlığı, Kürt kültürünün zenginleşmesi açısından büyük önem taşıyor. Çünkü kadınların kaleminden çıkan her eser, deneyimlerin aktarılmasına, tarihin korunmasına ve gelecek kuşaklar için daha iyi bir geleceğin kurulmasına katkı sunuyor. Yazı, kadınların kendilerini özgürce ifade edebilecekleri en önemli alanlardan biridir. Ben de bir kadın olarak ne zaman bir duygu ya da acı yaşasam, bunu mutlaka yazarak dile getiriyorum. Kalemime ve bugün bu yolu açan tüm kadınlara her zaman minnettarım” dedi.

Kadın sorunlarını konu alan eserler kaleme alan çok sayıda güçlü kadın yazar bulunduğunu kaydeden Şeyda Maruf, medya alanında da kadın hakları için önemli çalışmalar yürütüldüğünü söyledi. Kendisinin de yazar ve gazeteci olarak kadın katliamlarını ve kadına yönelik şiddeti öykülerine taşıyarak gazete ve dergilerde yayımladığını ifade eden Şeyda Maruf, “Kadının yaşadığı sorunların görünmeyen yüzünü topluma anlatmayı başardık. Kadınlar yaşadıkları sorunları yazılarıyla dile getirebilir. Bazen insanın içindeki acıyı iki satırla ifade etmek zorunda kalır. Ben de şiir aracılığıyla hem kendi kadın kimliğimin iç dünyasını hem de benimle aynı duyguları yaşayan kadınların hislerini anlatabiliyorum” diye belirtti.

‘Dijital medya belirli ölçülerde düzenlenmeli’

Dijital medyanın yaygınlaşmasının okuma alışkanlığını olumsuz etkilediğine dikkat çeken Şeyda Maruf, sözlerine şöyle devam etti:

“Bunun yazı üzerinde olumlu bir etkisi olmuyor. Çünkü artık konuşulan kadar yazılmıyor. Biz okuma alışkanlığı zayıf olan bir toplumuz. Bunu şu anlamda söylüyorum; kitaplar ve gazeteler raflarda ya da sokaklarda kalıyor, onları okuyan insan sayısı çok az. Dijital medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte insanlar daha çok buradaki içeriklere yöneliyor. Ben bir kadın olarak yaşadığım sorunları yazıya döküp paylaşıyorum ama bunları kaç kişi okuyor? Toplumumuz giderek geriye gidiyor ve okuyan insanların sayısı azalıyor. Dijital medyanın sınırsız ve denetimsiz yapısı bu sorunu daha da büyüttü. Ben bir yazar olarak Kültür Bakanlığı'na çağrıda bulunuyorum; Dijital medyadaki bu sınırsız özgürlüğün belirli ölçülerde düzenlenmesi gerekiyor. İnsanların yeniden kitap, gazete ve dergi okumaya yönelmesi için bu konuda adım atılmalı.”

‘Hala düşüncelerimizi özgürce ifade edemiyoruz’

Kadınların her alanda seslerini duyurmaya çalıştığını ancak düşüncelerini özgürce ifade etme konusunda hala ciddi engellerle karşılaştıklarını kaydeden Şeyda Maruf, “Kadınların her alanda bir sesi var. Ancak bir kadın yaşadığı sorunları dile getirdiğinde toplum bunu farklı yorumluyor. Kimse, ‘Bu kadın yaşadığı bir sorunu anlatıyor ve çözüm arıyor’ demiyor. Dünyanın her yerinde kadınlar farklı sorunlar ve engellerle karşı karşıya kalıyor. Elbette bu sorunların türü ve düzeyi ülkeden ülkeye değişiyor. Bugün kadınlar yaşamın ve çalışma hayatının birçok alanında kendilerine yer edinebildi. Ancak hala düşüncelerimizi özgürce ifade edemiyoruz. Ben de bir kadın olarak kişisel bir sorunum olduğunda bunu yazıyla ya da bir şiirle rahatça dile getiremiyorum. Bu da kadınların karşı karşıya kaldığı en önemli engellerden biri” sözlerine yer verdi.

‘Yazı alanındaki özgürlük de giderek sınırlandırılıyor’

Şeyda Maruf, yazmanın ve okumanın insanların düşünce yapısını değiştirebildiğini, bu nedenle edebiyat alanındaki özgürlüğün giderek daraldığını söyledi. Yazmanın ve okumanın toplumsal değişim açısından önemine vurgu yapan Şeyda Maruf, “Yazmak ve okumak insanların düşünce yapısını ve kişiliğini değiştirebilir. Bu yüzden yazı alanındaki özgürlük de giderek sınırlandırılıyor. Bu durum, yazının toplum üzerinde ne kadar güçlü bir etkisi olduğunu gösteriyor. 1990'lı yıllarda bugüne kıyasla düşüncelerimizi daha rahat ifade edebiliyorduk. Ben de bir kadın olarak fikirlerimi özgürce dile getirebiliyordum. Ancak bugün bunu aynı rahatlıkla yapamıyoruz. Bir kadın katledildiğinde toplum ‘Şu nedenle öldürüldü’ demekle yetiniyor. Oysa kimse o kadının hangi sorunları yaşadığını, neden o noktaya geldiğini sorgulamıyor. Eskiden yazılarımızı korkmadan yazardık, bugün ise yazarken korkmak zorunda kalıyoruz” diyerek, dijital medyanın baskı ve linç ortamına dönüştüğünü dile getirdi.

‘Kadın hakları hala güvence altına alınmış değil’

Kadınların edebiyatla toplumsal değişime katkı sunabileceklerini, ancak bunun tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Şeyda Maruz, sözlerinin sonunda şunları söyledi:

“Kadınlar yazılarıyla bu dönemi de aşabilir, daha fazla çaba ve mücadeleyle haklarına ve meşru taleplerine ulaşabilir. Yazılarımda kadınların yaşadıklarını anlattım. Ama bizi kim dinliyor, sorunlarımıza kim çözüm üretiyor? Bir şiirimde, ‘Bugün aynanın karşısında bir kadın gördüm; bir kadın öldürüldü, işte biri, işte ikincisi, işte üçüncüsü…’ diyorum. Kadınlar birer birer katlediliyor. Bunun çözümü sadece yazmak değildir. Güçlü yasal düzenlemelere ihtiyacımız var. Biz kadınlar birlik olmalı ve ortak çözümler üretmeliyiz.

Kadınlar her şeye rağmen mücadele etmeyi sürdürüyor. Sorunların önemli bir bölümü diyalog ve toplumsal farkındalıkla çözülebilir. Bugün birçok kadın farklı alanlarda çalışıyor ve mücadele ediyor. Elde edilen tüm kazanımlar, kadınların yıllardır verdiği emek ve mücadelenin sonucudur. Ancak bütün bu çabalara rağmen kadınların haklarının önemli bir bölümü hala tam anlamıyla güvence altına alınmış değil.”