Şengal’de bal ve incir festivali: Şengal emeğiyle yaşıyor, ürünleriyle yeşeriyor
Şengal’de bu yıl ilk kez bal ve incir festivali düzenlendi. Festivalde Êzidî kadınlar, toprağın bereketini, incir ve üzüm bağlarını, doğal ilaçları sergiledi. Katılımcılar, Şengal toprağına yeniden kök salmanın ve emeğe sahip çıkmanın önemini vurguladı.
GULÎSTAN EZÎZ
Şengal- Êzidîlerin inanç yurdu… Êzidîlerin varlık ve kendilik yurdu, Şengal’de kutsallık ararsan, çok uzağa gitmene gerek yok. O kutsallık belki oturduğun taş olabilir, baktığın ağaç olabilir. Avuç avuç su içtiğin o pınar olabilir. Doğada canlı olmayan hiçbir şey yoktur. Toprak canlıdır, su canlıdır, kutsaldır… Toprak besleyen anadır, büyük anadır. Her Êzidî özünde bu toprağın canlı bir parçasıdır ve topraktaki Tanrısal ruhtur.
Bu yıl Şengal’de ilk bal ve incir festivali düzenlendi. Ben de balı duymamıştım ama Şengal’e gelmeden önce Şengal’in ünlü incirlerini duymuştum. Şehit Dijwar Parkı’ndayız, Xanesor’da. Halk yavaş yavaş toplanıyor. Programa göre festival gece geç saatlere kadar sürecek. Dayê Berfê’nin deyimiyle bu bir bayram.
‘Şengal Dağı’nın toprağı bereketlidir’
Dayê Berfê Îlyas da festivale katılmış. İncirleri ve üzümleriyle şöyle diyor: “Şengal Dağı’nın toprağı her türlü ağaç ve meyveyle doludur, bereketlidir. Her meyve burada yetişir. Herkesin toprağı ve vatanı kendisine hoş, kendisine tatlıdır. Şengal Dağı toprağının incirlerinin tadı başkadır.”
Şengal Dağı’nda birçok farklı incir türü var; tameke, zelaq, siyah incirler, kırmızı incirler… İşte bu tatlı incirler annelerimizin ellerinde reçel ve benzeri şeylere dönüşür. Gewlas, kurutulmuş incirlerdir. İncir ağaçları olanlar bilir ki en lezzetli incirleri kuşlar yer. Êzidî annelerimiz bu incirleri de toplar, kurutur ve kış için hazırlar. Buna da ‘serok’ derler.
Dayê Berfê, fermanın ardından ailesiyle birlikte dağa bir kez daha geri dönmüş. Toprağıyla anlamlı bir buluşma yaşamış. Onların deyimiyle çevresini bir kez daha yeşertmişler. İncir bağları kurmuşlar, üzüm bağları… Dayê Berfê şöyle diyor: “Saddam rejimi bizi dağdan çıkarıp ovaya indirdiğinde bağlarımız kurumuştu. Pınarlarımız ve mülklerimiz sahipsiz kalmıştı. Fermanın ardından Allah’ın, savaşçıların ve şehitlerin sayesinde bir kez daha toprağımıza, bağlarımıza ve dağlarımıza döndük. İncir ağaçlarımızı bir kez daha diktik. Bizim için, gönlümüzde Şerfedîn’in en lezzetli ve kutsal tadı incirlerin tadıdır. Dağlarımızda da en yaşlı ve en güzel ağaç incirdir.”
Dayê Berfê, “Kutsallarımız bayramlarımızın da temelidir” sözleriyle festival için “bayram” diyor. Bana göre daha doğru bir sözcük. Bu sözcük bize daha yakın. Artık Şengal’de bal ve incir bayramı da kutlanacak.
‘Şengal’i bir kez daha inşa ettik, incir ağaçlarımız yeşerdi’
Dayê Berfê’ye göre toprağına dönmek çok önemlidir ve insanın gözü başkasının elinde olmadığı zaman insanın gururlu olduğunu belirtiyor. Dayê Berfê şöyle diyor: “Şengal’i bir kez daha inşa ettik, incir ağaçlarımız yeniden yeşerdi. Bu ürünlerimiz sayesinde kimsenin eline bakmadan yaşamımızı sürdürüyoruz. Kendimizi toprağın ürünleriyle besliyoruz.”
Dayê Berfê’ye göre Şengal’deki incir ağaçları giderek artıyor. Barê’den Zêwa’ya, Serdeşt’e, Kersê’ye kadar…
Dayê Berfê’ye ağaç yetiştirmenin zorluklarını soruyorum, o da şöyle diyor: “Bu ağaçları yetiştirmek ve bakmak ne kadar zor olsa da, helalimiz olduğu için bize zor gelmiyor. Su bizim suyumuz, dağ bizim dağmız, mülk bizim mülkümüz. Zorlukları olsa da güzel. Başkasının işçisi olmuyoruz, kendi işçimiziz. Yaradandan kabul olsun. Çok mutluyuz. Bu yüzden emeğimiz gözümüze batmıyor.”
Dayê Berfê toplumun daha fazla ağaç dikmesini, Şengal’in yeşermesini istiyor ve şöyle devam ediyor: “Dağlarımızda ne istersen yetişir. Toprağımızdan ve vatanımızdan daha değerli bir şey yoktur. Bununla gurur duyuyoruz. Doğduğumuz yerden daha tatlı ve daha güzel bir şey yoktur. Biz de toprağımıza sahip çıkmalıyız.”
Festivalin pankartında şöyle yazıyor: “Şengal emeğiyle yaşıyor ve ürünleriyle yeşeriyor.”
‘Bütün bu ilaçları Şengal Dağı’nın otlarından yapıyoruz’
Festival alanında biraz daha dolaşırken Doğal Tıp Kurumu üyelerinden Miskîn Hesen’e rastlıyoruz. Kürt kıyafetiyle festivale renk katmış. Ayrılan masanın üzerine çeşitli doğal ilaçlar dizmiş. Bütün ilaçlar Êzidî kadınların şifalı elleriyle yapılmış. İnsana hiçbir zarar vermeden hastalıkları tedavi ediyorlar. Tıpkı eski insanlar gibi…
Miskîn şöyle diyor: “Bütün bu ilaçları Şengal Dağı’nın otlarından yapıyoruz. Baharda bu otları topluyoruz, getirip kurutuyoruz ve kuruyunca eziyoruz. Vücuda faydasına göre o otlardan ilaçlar yapıyoruz. Yaptığımız ilaçlar; göğüs, mide, böbrek, kolon, saç ve benzeri ilaçlardır.”
‘Festival Şengal toprağının emek ve ürünlerini korumak için önemli bir adım’
Zaman akıyor… Biz de onunla birlikte akıyoruz. Orada beyaz balın da olduğunu öğreniyorum. Hava kararmadan önce ürünlerini getiren gruplar ödüllerini alıyor. Dayê Berfê de ödül alanlar arasında. Zaten verenler de alanlar da biliyor ki bu ödül verilen emek kadar değildir. O günden, o bayramdan sembolik bir anıdır…
Sitiya Nexşa Kültür ve Sanat Merkezi’nin kız çocuklarından oluşan Dans Grubu sanatını sergiledi, Êzî Saz Kolektifi üyeleri halk türküleri söyledi.
Karanlık çöktüğünde Bêrîvan Grubu ve sanatçı Hemîd Qîranî sahneye çıktı.
İnsan emeğiyle büyür, bir ağaç emekle büyür, ürün verir. Güzel ve hoş bir Şengal inşa etmek için hâlâ yapılması gereken ve zaten yapılan çok şey var. Xwedêda Elyas’ın dediği gibi: “Bu festival Şengal toprağının emek ve ürünlerini korumak için çok önemli bir adımdır. Bu tür festivaller hem halkımızın ekonomisini canlandırır hem de emeğimizle bağımızı güçlendirir.”