Êlih’ten kadınlar: Kültürümüz ve dilimiz için mücadele edeceğiz

Êlih’te düzenlenen Kadın Kültür ve Sanat Festivaline katılan kadınlar, kültür ve dilleri için mücadele etmeye devam edeceklerini belirterek, özel savaş politikalarına geçit vermeyeceklerinin mesajını verdi.

MEDİNE MAMEDOĞLU

Êlih-Sanatça Organizasyon, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ve Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK) “Jina Azad Hunera Azad/Özgür Kadın Özgür Sanat” şiarıyla Êlih’te (Batman) 21-22 Ekim tarihlerinde düzenlenen Kadın Kültür ve Sanat Festivali’ne gençler yoğun ilgi gösterdi. Festivalde, tiyatrodan müzik dinletisine, dans gösterisinden çocuklar için etkinliklere birçok etkinlik sahnelendi.

Asimilasyon ve yozlaşmaya karşı Kürt kültürünü, dilini geliştirecek bu tarz çalışmalara ağırlık verilmesini isteyen festivale katılan genç kadınlar, “Kültürümüz için yıllardır mücadele ediyoruz ve mücadele etmeye de devam edeceğiz” diye belirtti.

‘Bu tür çalışmalar uzun zamandır bekleniyordu’

Özellikle kadın ve çocukların yoğun ilgi gösterdiği festivalde mikrofonumuzu uzattığımız genç kadınlar, festivalin kendileri için anlamını anlattı.

Narin Erol: “Yaklaşık bir haftadır kentte bu festivale dair çalışma yürütüldü.  Bu coğrafyada özlenen, uzun zamandır beklenen bir festival gerçekleştiriliyor. Bu anlamda emeği geçen bütün kadın arkadaşlarımızı kutluyorum. Bu anlamlı çalışma, bugün Batman’daki kadınlara aslında kayyımların eliyle bir süredir içi boş ilçelerde ve kentlerde gerçekleştirilen festival adı altındaki etkinlere de bir cevaptır. Hasankeyf gibi yerlerde ceviz, üzüm festivali yapılıyor. Bunları yapanların aslında bu toplumun ihtiyacını bilmeyen bu topluma yabancı kişiler olduğunu herkes biliyor.

Sanat ve dilimizi canlı tutacağız

Bütün Batman halkı bilir, eskiden kayyımlar atanmadan önce burada çok anlamlı festivaller yapılırdı. Bir Ciwan Haco konserine milyonlar katıldı ki hala da konuşuluyor. Festivallerin nasıl bir etki yarattığı ne kadar ihtiyaç olduğu her alanda kendini gösteriyordu. Her ne kadar iki günlük kısa bir festival olsa da ben bunun yansımalarının gerçekten ileriki günlerde göreceğimizi düşünüyorum. Bu tür festivallerin aralıksız yapılması gerekiyor. Kültürü ya da tarihi canlı tutacak etkinliklerin her zaman yapılmasını istiyoruz.”

‘Bu festival bize ışık oldu’

Tuba Demir: “Bu tür festivallerin sürekli olarak yapılması gerekiyor. Kentimizde hatta bölgede böyle şeylere ihtiyaç var. Burada kayyım sürekli festival düzenlerken, bizler sürekli engelleniyoruz. Bu festival her anlamda bizi çok mutlu etti ve bize ışık oldu. Umarım ileri ki süreçlerde de böyle çalışmalarımız daha çok yoğunlaşır. Kadınlar ve gençler bir arada bu etkinlikleri daha da çoğaltırlar. Bunun için mahalle mahalle çalışmaya devam edeceğiz. Sistem her alanda Kürt kültürü ve değerlerini hedef alıyor. Bunu kimi zaman yok etmeye çalışılarak kimi zamanda asimile etmeye çalışarak yapıyor.  Bu anlamda bir kadın olarak şunu söyleyebilirim; sistem asla amacına ulaşmayacak. Bizim insanlarımız bilinçli insanlar sadece kültür sanat değil birçok alanda bedel ödemiş insanlar.  Kayyımlarla ya da savaş politikaları ile insanlarımızı değiştiremezler. Bu inancı ve iradeyi alt edemeyecekler. Bu anlamda asimilasyona direneceğiz ve değerlerimize sahip çıkacağız.”

‘Kayyım içi boş çalışma yapmaktan öteye geçemiyor’

Asmin Kaya: “Biz Kürt kadınları olarak böyle festivallere her daim katılmak istiyoruz. Halk böyle çalışmalara çok hasret kaldı. Kendi kültürümüz için yıllardır mücadele ediyoruz ve mücadele etmeye de devam edeceğiz. Bu çalışmalar bizler için çok anlamlı. Bir genç olarak çok sayıda festivale katıldım. Ama kendi kültürümü yansıtan ana dilimle yapılan çalışmalar benim için hem daha anlamlı hem de daha güzel. Kayyımların yaptığı çalışmalar hiçbir şekilde bana çekici gelmiyor. Bu tarz çalışmalar bana daha güzel şeyler katıyor. Bizim her çalışmamız kayyımların yaptığı içi boş festivallerden daha derinlikli ve verimli.”

‘Kendimizi geliştirip birlik olmamız gerekiyor’

Samya Aratemur: “Bana göre bu tarz çalışmaların her hafta olması gerekiyor. Halkın da bu çalışmalara katılması gerekiyor. Bugün baktığımızda bizler kayyımlar ve yaşanan son süreç ile 20 yıl geriye gittik. Kendimizi geliştirip bu baskılar karşısında kültürümüze ve dilimize sahip çıkarak bugünleri atlatmamız gerekiyor. Artık kimse sokakta Kürtçe konuşmuyor insanlar kendi evlerinde çocuklarına Kürtçe öğretmiyor. Bir insanın ilk öğretmeni anne ve babasıdır. İnsanların bu noktada çocukları ile Kürtçe konuşup değerlerini öğretmesi gerekiyor. Halk olarak her daim ileride olalım. Bir arada olup mücadele ederek bütün değerlerimize sahip çıkalım. Bu yüzden bu festivaller her hafta yapılsın ben her hafta da katılırım. Artık böyle gitmez bir yerden başlamamız gerekiyor.”