‘Son Mektup’ kısa filmiyle ‘Hepimiz YPJ'yiz’ kampanyasına destek

SîneJin'in "Son Mektup" adlı kısa filmi, "Hepimiz YPJ'yiz" kampanyasına destek veriyor. Yönetmen Sîlva El-Ehmed, filmle YPJ'nin yalnızca savaşını değil, yaşamını ve duygularını anlatmayı hedeflediklerini söyledi.

SORGUL ŞÊXO

Qamişlo - Rojava Kürdistanı'nda kadınların yaşamını ve hikâyelerini konu alan belgesel ve kısa filmler üreten SîneJin, bu kez “Son Mektup” (Nameya Dawî) adlı kısa filmiyle “Hepimiz YPJ’yiz” kampanyasına destek veriyor.

Senaryo ve oyuncu hazırlıkları tamamlanmak üzere olan kısa filmin çekimlerine gelecek hafta başlanacak. Ardından kurgu, ses ve ışık çalışmalarıyla yapım süreci devam edecek.

SîneJin adına kısa filmin yönetmeni Sîlva El-Ehmed, ajansımıza yaptığı açıklamada, “Son Mektup” ile kısa film yönetmenliğine ilk adımını attığını belirtti. Daha önce makyaj alanında çalışan Sîlva El-Ehmed, bu projeyle yönetmenlik yolculuğuna başladığını ve filmleri aracılığıyla YPJ'ye destek vermeyi amaçladıklarını ifade etti.

Makyajdan sinemaya uzanan yolculuğun başlangıcı

Sîlva El-Ehmed, öncelikle YPJ'ye destek verme fikrinin nasıl ortaya çıktığını anlatarak şunları söyledi:

“Yıllardır bizim için savaşan, kişisel yaşamlarını bir kenara bırakarak özgür bir yaşam için mücadele eden kadın savaşçılar için ne yapabileceğimi düşündüm. Bu nedenle onlara bir proje hazırlayarak hediye etmek istedim. O dönemde kendi başıma bir film çekeceğimi düşünmüyordum; tek amacım YPJ'ye bir armağan sunmaktı. Çünkü yıllardır onlar bizi korudu. Bugün ise onların haklarının tanınmasını ve resmî statüye kavuşmalarını isteme sırası bizde. Ancak bugün birbirimize sahip çıkabiliriz. Bunu biz yapmazsak kimse bizim yerimize yapmaz. 'Hepimiz YPJ'yiz' kampanyası başladıktan sonra bir çalışma yapmaya karar verdim ve makyaj alanından kısa film yönetmenliğine yöneldim.”

‘Son Mektup’, annesine ulaşsa da okunamıyor

Sîlva El-Ehmed, “Son Mektup” adlı kısa filmin hikayesini ise şöyle anlattı:

“YPJ'yi bir savunma gücü olarak tanıyoruz. Savaşı merkeze almak istemedim, çünkü YPJ'nin yaşamı sadece savaştan ibaret değil. Kısa filmin başlıca karakterleri Nûjiyan, Gulistan ve Zinarîn. Film, Nûjiyan'ın annesine yazdığı bir mektubu konu alıyor. Annesi kanser hastasıdır ancak mektup ona ulaşmadan önce yaşamını yitirir. Mektubu babası alıp okur ve böylece Nûjiyan'ın YPJ saflarında nasıl bir yaşam sürdüğünü öğrenir.”

Sîlva El-Ehmed, filmin hazırlıklarının son aşamaya geldiğini belirterek şunları ekledi:

“Üç haftadır senaryo ve oyuncu hazırlıkları üzerinde çalışıyoruz. Gelecek hafta çekimlere başlayacağız. Ardından vakit kaybetmeden kurgu, ses ve ışık çalışmalarına geçeceğiz.”

‘Nasıl bir proje ya da senaryo yazabilirim?’

Kısa film yönetmenliğine geçişini kendisi için şaşırtıcı bir deneyim olarak nitelendiren Sîlva El-Ehmed, sinema yolculuğunun ilk adımlarını, “Makyaj alanında çalışırken, 'Ben nasıl bir proje ortaya çıkarabilirim, nasıl bir senaryo yazabilirim?' diye çok düşündüm. Ama konu kadınlar olunca kelimeler ve senaryo kendiliğinden şekillenmeye başladı. Üzerinde çalıştığımız kısa film hem kurgu hem de gerçeği barındırıyor. Çünkü her YPJ savaşçısı buna benzer hikâyeler ya da anlar yaşamıştır. Bir YPJ savaşçısının yaşamı, tek bir uzun metraj filmden bile daha geniştir. Bu nedenle onu anlatırken eksik kalabiliriz” şeklinde dile getirdi.

‘Halkın yüzünü güldürecek filmlere ihtiyacımız var’

Sîlva El-Ehmed, kısa film yönetmenliğine aceleyle adım atmak istemediğini ancak yaşadıkları coğrafyanın gerçekleri ve ihtiyaçların kendisini bu yola yönelttiğini belirterek, “Sinemaya sağlam adımlarla girmek, yönetmen olmak ve nitelikli filmler üretmek istiyordum. Bu projeden sonra savaşın dışında başka konuları da ele alan filmler çekebileceğimizi düşünüyorum. Kürt halkı yıllardır savaşın içinde yaşadı. Bugün ise kendi yönetmen ve sinemacılarımızın filmlerini izlemeye ihtiyacımız var. Artık filmi izledikten sonra ağlayarak değil, gülümseyerek ve mutlu ayrıldığımız bir döneme geçmeliyiz. Benim hedefim de izleyicinin her kısa filmimizden umut ve mutlulukla ayrılmasıdır” ifadelerini kullandı.

Kürt halkının uzun yıllardır acılar ve göçlerle karşı karşıya kaldığını hatırlatan Sîlva El-Ehmed, sinemacıların bu süreçte önemli bir sorumluluğu olduğunu vurgulayarak, “Halkımızı mutlu etmek konusunda sinemacılara büyük görev düşüyor. Bizim görevimiz, filmler aracılığıyla halkımızı güldürmek, acılarını ve yaralarını bir an olsun unutturabilmektir. Kısa filmimizi izleyenlerin de salondan gülümseyerek çıkacağına inanıyorum. Onları filmimizi izlemeye davet ediyoruz” dedi.