Faslı şair Hanan Mudari: Şiir anneliğimi, annelik şiirimi besledi
Şiirin yaşamını ve anneliğini şekillendirdiğini belirten Faslı şair Hanan Mudari, çocuklarıyla kurduğu bağı güçlendiren şiirin aynı zamanda kendisi için bir direnç ve yenilenme alanı olduğunu ifade etti.
RAJA KHAYRAT
Fas – Faslı şair Hanan Mudari, annelik ile şiir arasındaki ilişkinin derin ve ayrılmaz bir bağ olduğunu ifade ediyor. Ona göre annelik ve şiir birbirini besliyor, şair kimliği ile anneliği aynı potada buluşturarak yaşamına ve dünyaya bakışına yön veriyor. Şair, şiirin çocuklarıyla kurduğu iletişimi güçlendirdiğini, günlük yaşamın sorumlulukları karşısında ise kendisi için manevi bir sığınak olduğunu söylüyor. Ajansımızın sorularını yanıtlayan Hanan Mudari, şiir yolculuğunu, annelik deneyimini ve edebiyata bakışını anlattı.
*Öncelikle bize şiir serüveninizden ve şiirin kişiliğinizin oluşumuna nasıl katkı sağladığından bahseder misiniz?
Benim şiir deneyimim, yalnızca yazılan kelimelerden ibaret değil, her şeyden önce insanın kendi iç dünyasının derinliklerine yapılan bir yolculuktur. Şiir, kişiliğimin oluşumunda büyük rol oynadı; bana duygularımı ifade edebileceğim güvenli bir alan sundu, sabretmeyi ve hayatın en basit ayrıntıları üzerinde düşünmeyi öğretti. Bu deneyimi, insanın kendi içine yaptığı bir dalış olarak görüyorum. Şiir bana insanlara karşı daha fazla empati kurabilme ve başkalarının duygularını anlayabilme yetisi kazandırdı.
Şiirsel imgeyi arayışım ise bana sabrı, düşünmeyi ve hüküm vermeden önce beklemeyi öğretti. Günlük yaşamda karşılaştığım olayları edebi metinlere dönüştürmek, zorlukları olumlu enerjiye çevirebilecek psikolojik esnekliğimi güçlendirdi. Şiir aynı zamanda bana, anlam olgunlaşıncaya kadar sabretmeyi ve kendimi özenle ifade etmeyi öğretti. Şiir benim için her zaman başkaları beni görmeden önce kendimi gördüğüm bir ayna oldu. Kişiliğimi şekillendiren de odur. Beni gerçekle yüzleşmekten korkmayan bir kadına dönüştürdü. Çünkü şiirin kendisi, insanın her gün kendiyle yüzleşmesidir. Beni karanlıktan korkmayan bir kadın haline getirdi, çünkü her karanlığın içinde bütünüyle ışık ve aydınlığa açılan bir pencere bulunduğunu öğrendim.
*Şüphesiz annelik ile şiir arasındaki ilişki karmaşık ve iç içe geçmiş bir ilişkidir. Anne olarak şiirden nasıl yararlandınız? Annelik içinizdeki şaire nasıl katkı sundu?
Annelik ile şiir arasındaki ilişki derin ve iç içe geçmiş bir ilişkidir. Her biri diğerini besler ve hem şair hem de anne olarak kişiliğimin ve dünyaya bakışımın şekillenmesine katkı sağlar. Şiir bana çocuklarımla iletişim kurarken hayal gücüyle örülü sıcak bir dil kazandırdı. Aynı zamanda günlük sorumlulukların baskısını hafiflettiğim ve ruhsal enerjimi yenilediğim manevi bir sığınak oldu. Günlük rollerimden yorulduğumda içimdeki karmaşayı onunla yatıştırıyorum.
Hiç kuşkusuz bu iki yönlü deneyim insani ufkumu genişletti. Annelik, her gün sevgi ve özenle büyüttüğüm yaşayan şiirimdir. Şiir ise kelimelerine ve ayrıntılarına özen gösterdiğim diğer çocuğumdur; büyüsün ve varoluşun güzelliğini anlatsın diye emek veriyorum. Böylece ikisi de insani ve yaratıcı, birbirini tamamlayan bir deneyimde buluşuyor. Şiir bana daha iyi dinleyen bir anne olmayı öğretti; annelik ise bana daha merhametli ve daha bilge şiirler yazmayı öğretti.
Bu roller arasında geçiş yapmak benim için sınırlar ya da mesafeler aşmayı gerektirmiyor. Bu durum, tek bir ezgide notaların doğal biçimde dağılması gibidir. Şiir beni ailemden koparmıyor; aksine çoğu zaman onlarla yaşadığım sade ayrıntılardan doğuyor. Aile sorumlulukları ise yeteneğimi boğmuyor; tam tersine ona olgunluk ve insani derinlik kazandırarak soyutlukta kaybolmasını engelliyor. Böylece bütün bu yönler, beni oluşturan tek bir kimlikte birleşiyor.
*Yaratıcı yazarlık, dışlanma ve ötekileştirilmeyle mücadele eden kadın için bir direniş eylemidir. Şiir sizin için de bir direniş biçimi oldu mu?
Şiir benim için gürültüye, dışlanmaya ve kadını tek bir kalıba hapsetme girişimlerine karşı sessiz ve yumuşak bir direniş oldu. Yazdığımda sesimi yeniden kazanıyor, ona meşruiyet ve varlık kazandırıyorum. Sesimi duyurduğumda ise belki de benim ayrıntılarıma benzeyen birçok kadına umut penceresi açıyorum. Şiirle direnmek, direnişin her zaman bağırmak olmadığını, doğru zamanda söylenen bir şiir dizesinin insan ruhunda derin izler bırakabileceğini kanıtlıyor. Benim gerçek direnişim, benden susmam istendiğinde yazmaya devam etmekte ve gündüzün sayısız görevi arasında dağılsam bile kelimelerimi özenle bir araya getirebilmektedir.
Şiir, kimseyi incitmeyen ama görev ve sorumlulukların ağırlığı altındaki bir kadının yüzüne kapanan kapıları açabilecek güce sahip en büyük silahımdır. Böylece yaratıcı yazı, kendimi yeniden kurduğum ve dışlanmanın zincirlerinden kurtulduğum özel alanıma dönüşüyor. Bu noktada harf, yalnızca estetik bir araç olmaktan çıkıyor; kadının insani kimliğini koruyan düşünsel bir kalkana dönüşüyor ve onu toplum içinde değişim yaratabilen, iz bırakabilen etkin bir özne olarak yeniden görünür kılıyor.
*Bazıları şiiri hayatın gürültüsünden uzak güvenli bir sığınak olarak görüyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Ben de buna katılıyorum. Ancak bu, şiirin gerçekten kaçmak olduğu anlamına gelmez. Şiir, ilk yurdumuz bize dar geldiğinde kurduğumuz alternatif bir vatandır. Şiirde kendi çizdiğim kurallarla başka bir hayat yaşarım; burada kelime adildir, imge gerçektir ve anlam ölmez. Şiir, ruhumu onarıp hayata daha güçlü döndüğüm güvenli sığınağımdır. Gürültünün ancak benim izin verdiğimde girebildiği evimdir. Orada dünyanın karmaşasını üzerimden çıkarır, huzurumu giyinirim. O benim paralel hayatımdır; her acının bir adı, her sevincin ise kendine ait bir ezgisi vardır.
Aslında şiirsiz bir dünya hayal etmek zordur. Şiirsiz bir dünya, hafızasız ve düşsüz bir dünyadır; susuz bir çöl, yıldızsız karanlık bir gökyüzü gibidir. Şiir kaybolduğunda insan varoluşunun izleri de kaybolur. Acıyı ve sevinci adlandırma yeteneğimizi yitiririz. İnsan yaşamaya devam eder ama güzelliği görüp onu anlatamayan, onunla etkileşim kuramayan sesi kısılmış bir varlığa dönüşür. Kuşkusuz yaşamını sürdürür, ancak ilham veren sözün yokluğunda eksik ve kurak bir hayat yaşar. Çünkü şiir, gündelik ayrıntılarımıza canlı renkler veren, gri rengin donukluğunu kıran ve hayata yeniden can üfleyen büyülü araçtır.