Yemenli kadın avukatlar yargıdaki erkek egemenliğini kırıyor

Toplumsal önyargılar ve savaşın yarattığı risklere rağmen Yemen’de kadınların avukatlık mesleğindeki varlığı artıyor. Kadın avukatlar, hak savunuculuğunu sürdürürken mesleğin erkeklere ait olduğu yönündeki kalıpları da kırıyor.

RAHMA SHANZOUR

Yemen – Son yıllarda Yemen’de kadınların avukatlık mesleğindeki varlığı giderek artıyor. Uzun yıllar erkeklerin ağırlıkta olduğu bu alanda kadınlar, mesleğe girişlerini zorlaştıran toplumsal ve mesleki engellere rağmen adalet alanında kendilerine yer açarak mesleki varlıklarını ortaya koyuyor.

Yemen Barolar Birliği’nin verileri, avukatlık mesleğine katılan kadınların sayısında dikkat çekici bir artış yaşandığını gösteriyor. Kadın avukatların oranının 2014 öncesine kıyasla 10 kattan fazla arttığı belirtilirken, Barolar Birliği bu yükselişi özellikle hukuk mesleklerinde erkeklerin halen ağırlıkta olduğu bir toplum açısından “benzeri görülmemiş” olarak değerlendiriyor.

Barolar Birliği’nin son verilerine göre, Yemen’de her 10 erkek avukata karşılık bir kadın avukat bulunuyor. Birlik, bu oranın önümüzdeki yıllarda artmaya devam etmesini bekliyor.

Bu değişimde kadınların çalışma yaşamına ilişkin toplumsal bakışın dönüşmesi, kadınların avukatlık mesleğindeki varlığının giderek daha fazla kabul görmesi ve uzun yıllar kadınların mesleki tercihlerini sınırlandıran bazı toplumsal kısıtlamaların azalması etkili faktörler arasında gösteriliyor.

Ancak kadın avukatların sayısındaki artış, önlerindeki engellerin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Kadın avukatlar özellikle hassas ve karmaşık davalarda toplumsal önyargıların yanı sıra mesleki ve güvenlik kaynaklı birçok sorunla karşılaşmaya devam ediyor.

Hak mücadelesinden mahkeme salonlarına

Avukatlık, Emel El-Sabri için üniversitede diğer bölümler arasından seçtiği sıradan bir meslek olmadı. Bu alana yönelmesinde, henüz lise öğrencisiyken tanık olduğu bir olay belirleyici oldu. İnsan haklarıyla ilgili bir protestoya katılan Emel El-Sabri, eyleme katılan bazı aktivistlerin gözaltına alındığına tanıklık etti.

Yaşananlar üzerinde derin bir etki bıraktı ve insanların haklarını ve davalarını savunmanın yollarını sorgulamaya başladı. Eve döndüğünde yaşananları babasına anlatması ise yaşamında bir dönüm noktası oldu. Babası, insanları ve haklarını savunabilmesi için gerekli araçları sağlayabileceğini belirterek onu Şeriat ve Hukuk eğitimi almaya teşvik etti.

Bugün Taiz’de avukatlık yapan ve insan hakları savunuculuğunu sürdüren Emel El-Sabri, ilk derece ve istinaf mahkemelerinde davalara giriyor. Ancak özellikle kadın olarak mesleğini yürütmenin kendisini farklı zorluklarla karşı karşıya bıraktığını belirtiyor. Bu zorlukların bir bölümü toplumun kadın avukatlara bakışından, bir bölümü ise çatışma koşulları ve üstlendiği davaların niteliğinden kaynaklanıyor.

‘Ret ile kabul arasında’

Emel El-Sabri, toplumun kadın avukatlara yönelik yaklaşımının hala farklılık gösterdiğini belirterek şöyle konuştu:

“Toplumda kadın avukatlara küçümseyici ya da yetersiz gören bir bakışla yaklaşanlar var. Bunun yanında kadınların hukuk alanında çalışmasını destekleyenler de bulunuyor. Geçmişe kıyasla bugün kadın avukatlara yönelik toplumsal kabulün arttığını söyleyebilirim. Ben Taiz’in Sabr El-Mawadim ilçesinde avukatlık yapan ikinci kadınım. Bu da kadınların meslekteki varlığının hala sınırlı olduğunu gösteriyor. Müvekkillerin tercihlerinde de bu farklılığı görebiliyoruz. Bazıları erkek avukatlarla çalışmayı tercih ederken bazıları, özellikle kadınları ilgilendiren davalarda, kadın avukatları tercih ediyor.”

‘Yetkinliği kanıtlamak sürekli bir mücadele’

Mesleğinin ilk yıllarında kadın olmasından kaynaklanan zorluklarla karşılaştığını anlatan Emel El-Sabri, “Mesleğe başladığımda erkeklerin ağırlıkta olduğu bir alanda kadın olarak çeşitli zorluklarla karşılaştım. Özellikle benden daha deneyimli avukatlarla karşı karşıya gelmek başlangıçta benim için bir mücadeleydi. Ancak zamanla bunların üstesinden geldim. Bilgi, mesleki birikim, özgüven ve savunduğunuz davaya inanmak bu engelleri aşmanızı sağlıyor. Bazı kesimlerde kadın avukatlara yönelik ayrımcılık vardı ve geçmişte bu çok daha belirgindi. Şimdi ise kabul arttı ve çok sayıda kadın avukatlık yapıyor” dedi.

‘Savaş mesleki riskleri artırdı’

Yemen’deki çatışmaların avukatlık mesleğini daha riskli hale getirdiğine dikkat çeken El-Sabri, şunları söyledi:

“Savaş ve çatışmalar avukatların çalışma koşullarını doğrudan etkiledi. Güvenlik, psikolojik ve toplumsal sorunlarla karşılaşıyoruz. Özellikle hassas davalarda çalışanlar açısından cihazların, bilgilerin ve dosyaların korunması da önemli bir güvenlik meselesi. Çatışmaların sürmesi, adalet ve yargı kurumlarının zayıflaması mesleğimizi daha da zorlaştırdı. Özellikle karmaşık ve büyük dosyalarda bu sorunları daha fazla hissediyoruz.

Büyük riskler taşıyan davalar var. Tehlikeli olduğunu bildiğim bazı davaları üstlendim ve hala bu dosyalar üzerinde çalışıyorum. Ancak risk düzeyinin çok yüksek olması nedeniyle üstlenmekten kaçındığım davalar da oldu. İnsan haklarını ve insanların davalarını savunabilmek için bir avukat olarak öncelikle kendi güvenliğinizi sağlamanız gerekir.”

‘Yasal korumanın etkin hale getirilmesi gerekiyor’

Kadın avukatların ihtiyaç duyduğu koruma mekanizmalarına değinen El-Sabri, “Kadın avukatlar da erkek avukatlar gibi mesleği düzenleyen yasada belirtilen yasal güvencelere sahip. Ancak savaş ve mevcut güvenlik koşulları bu mekanizmaların uygulanmasını ve denetlenmesini zayıflattı. Kadın avukatların hızlı ve etkili bir hukuki korumaya ihtiyacı var. Yemen Barolar Birliği ve sivil toplum kuruluşları, kadın ve erkek avukatların karşılaştıkları risklere hızla müdahale edebilecek bir hukuki koruma ağı oluşturmalı.

Aynı zamanda dijital güvenlik konusunda eğitimlerin verilmesi gerekiyor. Bilgilerin ve dosyaların korunması, gizliliğin sağlanması çok önemli. Çünkü yaptığımız iş nedeniyle hassas bilgiler ve davalarla çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

‘Kadınların avukatlık alanındaki varlığı artıyor’

Son yıllarda kadınların avukatlık mesleğindeki varlığının güçlendiğini ifade eden Emel El-Sabri, genç kadınlara da şöyle seslendi:

“Bütün zorluklara rağmen bugün kadınların avukatlık mesleğindeki varlığı iyi bir noktaya doğru ilerliyor ve kadın avukatların sayısı artıyor. Bir kadın avukat insanların davalarına inanıyor ve onların haklarını savunmayı amaçlıyorsa dışarıdan gelen zorlukların kendisini yolundan alıkoymasına izin vermez.

Avukatlık büyük ve yüce bir misyondur. Yalnızca akademik ya da bilimsel bir uzmanlık alanı veya sıradan bir meslek değildir. Bir kadın avukat, sesi olmayanların sesi olabilir. Haksızlığa uğrayanların, mağdurların ve daha kırılgan kesimlerin haklarını savunabilir. Adaletin sağlanması ve insanların haklarının korunması için mücadele edebilir.”